yürü ile cümle

yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Amaçsızca yürümekten hoşlanırım.I like to walk aimlessly.
İnsan dar bir yolda yürüyor.The man is hiking on a narrow path.
Tom ücretsiz ekmeği yedi ve sonra restoranın dışına yürüdü.Tom ate the free bread and then walked out of the restaurant.
Canım bir yürüyüş istiyor. Birlikte gelmek ister misin?I feel like a walk. Wanna come along?
Yürüyecek miyiz?Are we going to walk?
O, sabah kahvaltısından önce köpeğiyle parka yürür.She walks her dog to the park before breakfast.
Dağlarda yürüyüşü seviyorum.I like hiking in the mountains.
Biz on dakikalık bir yürüyüşten sonra müzeye vardık.We arrived at the museum after a ten-minute walk.
Beş yıl önce Batı Virjinya'da yürüyüşe gittim.I went hiking in West Virginia five years ago.
Araba sürmüyordum, yürüyordum.I was walking, not driving.
Tom bir sopayla yürür.Tom walks with a cane.
O yürümeyi sürdüremeyecek kadar çok yorgundu.He was too tired to keep walking.
Ben ne yürürüm ne de koşarım.I neither walk nor run.
Tom'un istifası derhal yürürlüğe girdi.Tom's resignation took effect immediately.
Los Angeles'ta hiç kimse yürümez.Nobody walks in LA.
Tom bir zombi gibi yürüyor.Tom walks like a zombie.
Tom'a yürüyüşe çıkmasını söyle.Tell Tom to take a hike.
Benim etrafımda parmak uçlarına basarak yürümek zorunda değilsin.You don't have to tiptoe around me.
Tom koridorda yürümeye devam etti.Tom continued walking down the hall.
Arabaya yürümeye devam ettim.I kept walking to the car.
Tom zemini yürüyerek geçti.Tom walked across the floor.
Buradan uzağa yürüyemem.I can't walk away from this.
Tom bir kat aşağıya yürüdü.Tom walked down a flight of stairs.
Bize katılmak istiyorsan daha sonra yürüyüşe gidiyoruz.We're going for a hike later if you want to join us.
Tom binadan ayrıldı ve caddede yürüdü.Tom left the building and walked down the street.
Onlar dışarıda yürüdü.They walked out.
Gelecek hafta sonu yürüyüşe gidelim.Let's go hiking next weekend.
Eve yürümek zorunda kaldık.We had to walk home.
Tom bir şey söylemeden yürüyerek beni geçip gitti.Tom walked past me without saying anything.
Tom hariç herkes yürümekten vazgeçti.Everybody except Tom stopped walking.
Tom köpeği ile yürüyüşe çıktı.Tom went out for a walk with his dog.
Sanırım yürüyerek geri döneceğim.I think I'll walk back.
Tom ve Mary köpeği sırayla yürüyüşe götürdüler.Tom and Mary took turns taking the dog for a walk.
Tom kapıyı itti ve odaya doğru yürüdü.Tom pushed open the door and walked into the room.
Yağmurda eve yürümek zorunda kaldım.We had to walk home in the rain.
Tom her sabah kahvaltıdan önce yürüdüğünü söyledi.Tom said that he takes a walk every morning before breakfast.
Tom kapıya yürüdü ve dışarıya baktı.Tom walked to the door and looked out.
Tom pencereye yürüdü ve dışarıya baktı.Tom walked to the window and looked out.
Seninle yürümek istiyorum.I want to walk with you.
Tom her gün yürüyüşe çıkardı.Tom used to take a walk every day.
Tom Mary ile eve yürüdü.Tom walked home with Mary.
Yürüyecek misin?Are you going to walk?
O, sokaktaki kişilerin konuşma ve yürüyüşünü taklit etmeye başladı.He began to mimic the speech and gait of persons in the street.
Ben iki defa "Sen buz üzerinde yürüyorsun"u söylüyorum.I say "You walk on the ice." two times.
Plajda uzun yürüyüşler yapmaktan keyif alırım.I enjoy long walks on the beach.
Tom, kapının vurulduğunu duydu ve açmak üzere kapıya doğru yürüdü.Tom heard a knock and walked over to the door to open it.
Ben dağlarda yürümekten hoşlanırım.I like to hike in the mountains.
Jülyen takvimi Rusya'da yürürlükteydi.The Julian calendar was in force in Russia.
Onlar el ele tutuşarak plajda yürüdüler.They walked down the beach, holding hands.
Seninle yürüyebilir miyim?May I walk with you?
Seninle yürümemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I walk with you?
Hâlâ yürüyebiliyor musun?Can you still walk?
Güzel bir yürüyüş yaptın mı?Did you have a nice walk?
Bugün köpeği önceden yürüyüşe çıkardın mı?Have you walked the dog already today?
Artık yürüyemiyorum.I can't walk any more.
Tom kalktı ve kapıya doğru yürüdü.Tom got up and walked to the door.
Tom hücreye yürüdü.Tom walked into the cell.
Halının üzerinde yürüme.Don't walk on the carpet.
Onlar cadde boyunca yürüdü.They walked along the avenue.
Artık hiçbir yerde yürümüyoruz.We don't walk anywhere anymore.

İlgili Sayfalar