yürü ile cümle

yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Parkta bir yürüyüşe çıktık.We went for a walk in the park.
Öğle yemeğinden sonra yürüyüşe gittik.We went for a walk after lunch.
Canım dışarı yürüyüşe çıkmak istemiyor.I don't feel like going out for a walk.
Neden yürüyüşe çıkmıyoruz?Why don't we go for a walk?
Bıyıklı şişman adam sadece içeri yürüdü.A fat guy with moustache just walked in.
Biz yürüyüşe gidiyoruz.We're going for a walk.
Yürüyüşe çıkıyoruz.We're going on a hike.
Yürüyüşe çıkmalıyız.We should take a walk.
Biz bir yürüyüşe çıktık.We went for a walk.
Birlikte oraya yürüyebiliriz.We could walk there together.
Oraya beraber yürüyebilirdik.We could walk there together.
Hepimiz eve yürüyerek gidebiliriz.We can all walk home.
Hepimiz eve yürüyebiliriz.We can all walk home.
Biz yürüyerek geri gidebiliriz.We can walk back.
Bu taraftan yürüyebilir misin?Can you step this way?
Daha hızlı yürüyebilir misin, lütfen?Can you walk faster, please?
Ağır sis ve yağmur, doğa yürüyüşçülerini aramayı engelledi.Heavy fog and rain hindered the search for the missing bushwalkers.
Kıyı boyunca benimle yürüyüşe gitmek ister misin?Would you like to go for a walk with me along the shore?
Benimle yürüyüşe çıkmak ister misin?Would you like to go for a walk with me?
Tom ve Mary gün batımına hayranlık duyarak kıyı boyunca yürüdüler.Tom and Mary walked along the shoreline, admiring the sunset.
Tom kıyı boyunca yürümeye devam etti.Tom continued walking along the shoreline.
Neden aksayarak yürüyorsun?Why are you walking with a limp?
Buraya kadar bütün yolu yürüdün mü?Did you walk all the way here?
Tom hızla yürür.Tom walks quickly.
Tom ugg botlarıyla blok etrafında yürüdü.Tom walked around the block in his ugg boots.
Geçen pazartesi parkta Tom'u Mary ile birlikte yürürken gördüm.I saw Tom last Monday walking in the park with Mary.
O, yürüyüşten önce hiçbir şey yememişti, bayılmak üzereydi.Because he hadn't eaten anything before the hike, he was about to pass out.
Birlikte yürümek ister misin?Do you want to walk together?
Arabasına yürüdü.He walked her to her car.
Arabayı burada parkedelim ve yolun geriye kalanını yürüyelim.Let's park the car here and walk the rest of the way.
Yürümek ister misiniz?Do you guys want to walk?
Sen yürümeyeceksin, değil mi?You're not going to walk, are you?
Tom bir su birikintisi içinde yürüdü.Tom stepped in a puddle of water.
Filmlerde, hayaletler duvarların üzerinden yürüyebilir.In the movies, ghosts can walk through walls.
Hemen hemen hiç yürüyemiyorum.I can barely walk.
Tom neredeyse yürüyemiyor.Tom can hardly walk.
Tom zorlukla yürüyebiliyor.Tom can hardly walk.
Tom yürüyüş yapıyor gibi hissetti.Tom felt like taking a walk.
Tom bir yürüyüş için dışarı çıktı.Tom has gone out for a walk.
Tom yürüyüşe çıktı.Tom is out for a walk.
Tom dışarıda yürüyüş yapıyor.Tom is out taking a walk.
Tom yürüyüşe çıkıyor.Tom is taking a walk.
Tom her zaman okula yürüyerek gider.Tom always walks to school.
Tom okula sık sık yürür.Tom often walks to school.
Senin yaşındayken, okula yürüyerek gitmek zorundaydım.When I was your age, I had to walk to school.
Tom az önce odaya yürüdü.Tom has just walked into the room.
Tom sola ya da sağa bakmadan caddede yürüdü.Tom walked down the street without looking either left or right.
Tom sessizce yürüdü.Tom walked quietly.
Benimle bir yürüyüşe çıkın.Take a walk with me.
Tom ve Mary el ele tutuşarak göl etrafında yürüdüler.Tom and Mary walked around the lake holding hands.
Öğrenciler tek sıra halinde yürüdüler.The students walked in a single file.
Tom ve Mary sahilde yürüyüş yaptı.Tom and Mary took a walk on the beach.
Tom artık bastonsuz yürüyemiyor.Tom can no longer walk without a cane.
Tom dışarıda köpekle yürüyor.Tom is out walking the dog.
Tom kanepeden kalktı ve kapıya doğru yürüdü.Tom got up from the couch and walked to the door.
Tom daha hızlı yürümeye başladı.Tom started to walk faster.
Tom uzun mesafeleri yürümeye alışkın.Tom is used to walking long distances.
Tom genellikle spor salonuna yürümez.Tom doesn't usually walk to the gym.
Tom ve Mary el ele tutuşarak, caddede yürüdü.Tom and Mary walked down the street, holding hands.
Tom onu gördüğümde istasyona doğru yürüyordu.Tom was walking towards the station when I saw him.

İlgili Sayfalar