yürü ile cümle

yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom otoparka doğru yürüdü.Tom walked toward the parking lot.
Her gün okula yürür musun?Do you walk to school every day?
Okula her gün yürür müsün?Do you walk to school every day?
Bu anlaşma gece yarısı yürürlüğe girer.This agreement becomes valid at midnight.
Tom kalktı ve mutfağa yürüdü.Tom stood up and walked into the kitchen.
Tom pencereye yürüdü ve dışarı baktı.Tom walked to the window and looked outside.
Şehre doğru yürüyelim.Let's walk toward town.
Bekle. Bu kadar hızlı yürüyemem.Wait. I can't walk that fast.
Tom kalktı ve pencereye doğru yürüdü.Tom got up and walked over to the window.
Kumda yürüyüş zordur.It is difficult to walk in the sand.
Kumda yürümek zordur.Walking in the sand is difficult.
Yürüyerek giderim.I go on foot.
Bilthoven'a yürürüm.I walk to Bilthoven.
Onlar eve yürüdü.They walked home.
Tom kalktı ve yürümeye başladı.Tom got up and began pacing.
Eve yürürüm.I walk to the house.
Bu, otobüs durağına altı dakikalık bir yürüyüş.It's a six minutes' walk to the bus stop.
Yıllardır o kadar uzağa yürümedim.I haven't walked that far in years.
O, dükkana yürüdü.She has walked to the store.
Kalabalıktan uzaklaşmak için bir sonraki plaja doğru yürüdük.We walked to the next beach to get away from the crowds.
Yürüyüşü sever misin?Do you like hiking?
Yürümek zorunda kalacağız gibi görünüyor.It looks like we're going to have to walk.
Tom bastonunu kullanarak yavaşça yoldan aşağıya doğru yürüdü.Tom walked slowly down the road using his cane.
Tom bana tıpkı penguen gibi yürüdüğümü söyledi.Tom told me I walked like a penguin.
Bizde işler böyle yürür.That's how we do things.
Sadece tek başıma Boston civarında yürüyeceğim ve manzaraları göreceğim.I'll just walk around Boston and see the sights by myself.
Tom tezgaha kadar yürüdü ve bir içki ısmarladı.Tom walked up to the counter and ordered a drink.
Tom'un dairesi şehir merkezine yürüme mesafesinde bulunmaktadır.Tom's apartment is located within walking distance of the city center.
O, tren istasyonundan sadece 5 dakikalık yürüyüştür.It's only a 5 minute walk from the train station.
Tom'un dairesi tren istasyonundan yürüme mesafesindedir.Tom's apartment is within walking distance of the train station.
Villa plaja sadece 5 dakikalık yürüme mesafesindedir.The villa is only a five minutes walk from the beach.
Onlar okuldan sonra birlikte eve yürüdüler.They walked home together after school.
Tom siyah bir spor çantası taşıyarak sokaktan aşağıya doğru yürüyordu.Tom walked down the street carrying a black gym bag.
Tom hızlı yürür.Tom walks fast.
Tom saatlerdir yürüyordu ve yorulmaya başlıyordu.Tom had been walking for hours and was beginning to get tired.
Günde üç mil yürümeye çalışıyorum.I try to walk three miles a day.
Sen uykunda yürüyorsun.You've been walking in your sleep.
Belki Tom uykusunda yürüyordu.Maybe Tom was walking in his sleep.
Okuldan sonra birlikte eve yürüdüler.We'll talk after the meeting.
Burada dağ yürüyüşleri ve temiz havanın tadını çıkarıyoruz.Here we enjoy mountain walks and fresh air.
Cumhuriyetçiler Obamacare'i yürürlükten kaldırmak istiyor.The Republicans want to repeal Obamacare.
Yürümemeni söylemiştim.I told you not to walk.
Tom'a yürüyüşe çıktığımı söyle.Tell Tom I'm going out for a walk.
Tom bana bizimle yürüyüşe gitmek istediğini söyledi.Tom told me you wanted to go hiking with us.
Tom ve Mary el ele tutuşarak parkta yürüyorlardı.Tom and Mary were walking through the park, holding hands.
Tanımadığım bir adam evimin önünde ileri geri yürüyordu.A man I didn't know was walking back and forth in front of my house.
Tom arabasında oturuyordu, yürüyen insanlara bakıyordu.Tom was just sitting in his car, looking at people walk by.
Dedektifler fabrikanın kömürleşmiş kalıntılarında yürüdüler.The detectives walked through charred ruins of the factory.
Hava karardıktan sonra sokaklarda yürümek güvenli değildir.It's not safe to walk the streets after dark.
Komşu, köpeğini yürütüyor.The neighbor is walking her dog.
O kadar uzun yürüyüşten sonra yorgunum.I am tired after that long walk.
Biz uzun bir yürüyüş yaptık.We took a long walk.
Ay ışığında yürümek romantikti.It was romantic to walk in the moonlight.
Sen hızlı bir şekilde yürüyorsun!You walk quickly!
Çok yürüdüğüm için ayaklarım ağrıyor.My feet hurt because I walked too much.
Biz her akşam parkta yürüyüşe çıkarız.We take a walk across the park every evening.
Protestocular tıp merkezini kapanmaktan kurtarmak için son bir gayretle yürüdüler.Protestors rallied in a last-ditch effort to save the medical centre from closing down.
Onlar işe yürüyerek giderler.They go to work on foot.
Kız kardeşim? O buz pateni pistine gider ya da yürüyüşe gider.My sister? She goes to the skating rink or she goes hiking.
Meydanda bir yürüyüşe çıktık.We went for a walk in the square.

İlgili Sayfalar