yürü ile cümle

yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom işe yürüyerek gider.Tom walks to work.
Bu, parkta yürüyüş değildir.It's no walk in the park.
Güzel yeşil bir vadide yürüyüş yaptık.We took a walk in a beautiful green valley.
Yürüyüşe çıkabilir miyiz?Can we go for a walk?
Yürüyüşe gideceğim.I'll go for a walk.
Neden bir yürüyüş yapmıyoruz?Why don't we take a walk?
Parkta yapılan yürüyüş sırasında o, kazara eski arkadaşıyla karşılaştı.During a walk in the park she accidentally met her old friend.
O, haftanın her günü bir saatten daha fazla yürüyor.She walks for more than an hour every day of the week.
Yağmur durduğunda köpeği yürüyüşe çıkaracağım.When the rain stops, I'll take the dog out for a walk.
Tom muhtemelen yürüyüşe gitti.Tom has probably gone for a walk.
Hava güzel, yani yürüyüşe gidebiliriz, değil mi?The weather is beautiful, so we can go for a walk, can't we?
Herkesin denize yürüyüşe çıkma arzusu var mı?Does anybody have a desire to take a walk to the sea?
Biraz daha yavaş yürümek istiyorum.I'd like to walk a bit slower.
Yaşam sonsuz uykudan önceki kısa bir yürüyüştür.Life is a short walk before eternal sleep.
Şehrin çocuklarla yürümek için harika yerleri var.The city has wonderful places to walk with children.
Kentin, çocuklarla yürümek için harika bir yeri vardır.The city has a wonderful place to walk with children.
Tom'un merdivende yürüdüğünü duydum.I heard Tom walking up the steps.
Her gün en azından beş kilometre yürümeye çalışıyorum.I try to walk at least a few kilometers every day.
Tom ve ben birlikte yürüdük.Tom and I walked together.
Tom bana yürüyüş botlarımı nereden aldığımı sordu.Tom asked me where I had bought my hiking boots.
Tom iyi hissetmediği için yürüyüşe gidemedi.Tom couldn't go on the hike because he wasn't feeling well.
Tom daha ileri yürüyemedi.Tom couldn't walk any further.
Tom benzin bidonunu aldı ve arabasının arkasına doğru yürümeye başladı.Tom picked up the can of gasoline and started walking back to his car.
Tom odanın öbür tarafına yürüdü ve pencereyi açtı.Tom walked across the room and opened the window.
Tom ıslık çalarak yolda yürüdü.Tom walked down the path, whistling a tune.
Tom polis memurları tarafından çevrilmiş mahkeme salonuna yürüdü.Tom walked into the courtroom, surrounded by police officers.
Tom Mary'ye doğru yürüdü ve kulağına fısıldadı.Tom walked over to Mary and whispered in her ear.
Tom havuzun kenarına yürüdü.Tom walked to the edge of the pool.
Tom kazada yaralandı, bu yüzden iyi yürüyemiyordu.Tom was injured in an accident, so he couldn't walk very well.
Tom caddeden aşağıya doğru yürürken ıslıkla bir melodi çaldı.Tom whistled a tune as he walked down the street.
Tom bir yürüyüşe çıkmak istiyor.Tom wants to go out for a walk.
Tom yürüyüş yapmak istiyor.Tom wants to go for a walk.
Tom birahaneye yürüdü ve bir bardak bira ısmarladı.Tom walked into the pub and ordered a pint of beer.
Öğle yemeğinden sonra yürüyüşe gidelim.Let's go for a walk after lunch.
Güneş batmadan önce sahilde bir yürüyüş yaptık.We took a walk on the beach just before sunset.
Geceleri yalnız yürümemelisin.You shouldn't walk alone at night.
Yürüyüş yapmak ister misin?Do you want to take a walk?
Tom odaya yürüdü.Tom walked into the room.
Yürümek için çok uzak değil.It's not too far to walk.
Buradan yürümek için çok fazla uzak.It's too far away to walk from here.
Oraya yürüyebilirsin ama yaklaşık otuz dakikanı alır.You can walk there, but it'll take you about thirty minutes.
Bu, yürüyüş için en iyi mevsim.This is the best season for hiking.
Tom Park Caddesinde aşağıya doğru yürüyordu.Tom was walking down Park Street.
Tom Park Caddesine yürüdü ve sonra sola döndü.Tom walked to Park Street and then turned left.
Tom Mary'nin durduğu yere doğru yürüdü.Tom walked over to where Mary was standing.
Tom pencereye doğru yürüdü ve dışarıya baktı.Tom walked over to the window and looked out.
Tom Mary'nin masasına doğru yürüdü.Tom walked over to Mary's desk.
Tom Mary'ye doğru yürüdü ve onu öptü.Tom walked over to Mary and kissed her.
Tom oturma odasına yürüdü, hâlâ gömleğini düğmeliyordu.Tom walked into the living room, still buttoning his shirt.
Tom Mary'nin evini geçerek Park Caddesine doğru yürüdü.Tom walked down Park Street past Mary's house.
Tom tekrar binaya yürüdü.Tom walked back into the building.
Tom tekrar binanın içine yürüdü.Tom walked back inside the building.
Tom tekrar kapıdan içeriye yürüdü.Tom walked back in through the door.
Tom kaldırımda yürümenin daha emniyetli olduğunu biliyordu ama yolun merkezinde yürüdü.Tom knew it was safer to walk on the sidewalk, but he walked down the center of the road.
Karanlıktan sonra Park Caddesi'nde yalnız yürümenin tehlikeli olduğunu duydum.I've heard that it's dangerous to be walking alone on Park Street after dark.
Bebeğim yürüyebiliyor.My baby can walk.
Bebeğin yürüyebilir.Your baby can walk.
Onun bebeği yürüyebilir.His baby can walk.
Bebekleri yürüyebilir.Their baby can walk.
Bebekleri yürüyebiliyor.Their baby can walk.

İlgili Sayfalar