yürü ile cümle
yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onlar köprüye doğru yürüdü.They walked toward the bridge.
O asla tekrar yürümedi.He would never walk again.
İşitme güçlüğü vardı ve yürüyemiyordu.He had difficulty in hearing and could not walk.
Japon güçleri Birmanya'ya yürüdü.Japanese forces marched into Burma.
Alman askerleri Fransa'ya yürüdü.German soldiers marched through France.
Adamlar ileri doğru yürümeye başladılar.The men began to march forward.
Birdenbire, bir adam onların önüne doğru yürüdü.Suddenly, a man stepped in front of them.
Sakince kapıya yürüyün.Walk calmly to the door.
Yürüyüş egzersizin sağlıklı bir şeklidir.Walking is a healthy form of exercise.
Yürüdüğün yolu göz önünde bulundur.Consider the path.
Parkta yürüyüş yapıyoruz.We are walking in the park.
Yavaş yürü!Walk slowly!
Otobüsten yürüdün mü?Did you walk from the bus?
Bahçıvan çimlerin üzerinde yürümemize izin vermedi.The gardener didn't let us walk on the grass.
Köpeğimle yürüyüşe çıkıyorum.I'm taking a walk with my dog.
Köpeği ile yürüyen küçük bir çocuk var.There is a little boy walking with his dog.
O benimle yürümeyi sever.She likes to walk with me.
Güzel bir yürüyüş yapmaktan daha iyi bir şey yoktur.There's nothing better than taking a nice walk.
O, ona otobüse binmek yerine yürümesini tavsiye etti.She advised him to walk instead of taking a bus.
O, ona yetişmek için elinden geldiğince hızlı yürüdü.She walked as fast as she could to catch up with him.
O, bu sabah onunla birlikte yürüyüşe gitti.She went for a walk with him this morning.
Onu ve onun yürüdüğü yeri çok seviyor.She worships him and the ground he walks on.
O, onunla birlikte yürüyüşe gitmezdi.She wouldn't go for a walk with him.
Bacaklarım acıyor çünkü bugün çok yürüdüm.My legs hurt because I walked a lot today.
Dün parka yürüdüm.Yesterday I walked to the park.
Prosedür doğru ve eksiksiz yürütülmelidir.The procedure must be executed correctly and completely.
Okula yürüyorum.I'm walking to school.
Talihsizlik at sırtında gelir ama yürüyerek yola devam eder.Misfortune arrives on horseback but departs on foot.
Buradan bankaya ulaşmak için biraz yürümemiz gerekli.We'll have to do a bit of walking to get from here to the bank.
Tek başıma gece geç saatlerde eve yürümemeliydim.I shouldn't have walked home late at night by myself.
Lütfen çok hızlı yürüme.Please don't walk so fast.
Seçeneğimiz yok. Sanırım yürümek zorunda kalacağız.We have no choice. I guess we'll have to walk.
O, yalnız başına yürüyüşe çıkmayı sever.She likes to go for solitary walks.
Engebeli arazi yürüyüşçülerin ilerlemesini frenledi.The rough terrain checked the progress of the hikers.
Yürüyüşe çıkmak istiyorum ama gün çok sıcak.I would like to take a walk, but the day is too hot.
Yürüyüş yapmak için bir süre dışarı çıkalım.Let's get out for a while to take a walk.
Tom nehir boyunca yürürken bir melodiyi ıslıkla çaldı.Tom whistled a tune as he walked along the river.
Tom bir şey düşünmeden parkta yürüyordu.Tom was walking in the park with nothing on his mind.
Tom günde yaklaşık on beş mil yürüyor.Tom walks about fifteen miles a day.
Tom ormanın içinde sessizce yürüdü.Tom walked silently through the forest.
Tom her sabah yürüyüşe çıkar.Tom takes a walk every morning.
Tom bir adım daha yürüyemeyeceğini söylüyor.Tom says he can't walk another step.
Tom tek başına yürüyüş yapmayı sever.Tom likes taking walks by himself.
Tom yalınayak yürümeye alışkın değildir.Tom isn't accustomed to walking barefooted.
Tom yavaş bir yürüyücü.Tom is a slow walker.
Tom eve yürümek zorunda kalmadan önce yağmurun duracağını umuyordu.Tom hoped the rain would stop before he had to walk home.
Tom'un altı yaşından beri yürüme sorunu var.Tom has had trouble walking ever since he was six years old.
Arabası bozulduğu için Tom eve yürümek zorunda kaldı.Tom had to walk home since his car broke down.
Tom her öğleden sonra yürüyüşe gider.Tom goes for a walk every afternoon.
Tom'un canı yürüyüş için dışarı çıkmak istedi.Tom felt like going out for a walk.
Tom şimdi yürümek istemiyor.Tom doesn't want to take a walk now.
Tom yürümeyi dert etmez.Tom doesn't mind walking.
Tom'un bu sabah köpeği ile yürümeyi canı istemiyor.Tom doesn't feel like taking a walk with his dog this morning.
Tom ağ olmadan ipte yürümek istemiyordu.Tom didn't want to walk the tightrope without a net.
Tom'un bir taksi tutmasına gerek yoktu. O yürüyebilirdi.Tom didn't need to take a taxi. He could have walked.
Tom uyuyamadı bu yüzden kalktı ve yürüyüşe çıktı.Tom couldn't fall asleep so he got up and took a walk.
Tom otuz dakika ya da daha az sürede ofisine yürüyebilir.Tom can walk to his office in thirty minutes or less.
Tom ve amcası sessizce birlikte yürüdü.Tom and his uncle walked together in silence.
Yağmur yağmıyorsa, Tom her zaman okula kadar yürür.Tom always walks to school if it isn't raining.
Tom hemen hemen her zaman işe yürüyerek gider.Tom almost always walks to work.