yürü ile cümle

yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Babam yürüyor.My father walks.
O hızlı bir yürüyücüdür.He's a fast walker.
Sen hiç gece yarısı bir mezarlıkta yürüdün mü?Have you ever walked through a graveyard at midnight?
Ben bir seferinde bir adamın çıplak ayakla sıcak kömürlerin üzerinde yürümesini gördüm.I once saw a man walk barefoot over hot coals.
Dedem her sabah yürüyüşe çıkar.My grandfather goes for a walk every morning.
Bakın, çocuklar suyun içinde çıplak ayakla yürüyor.Look, the boys are walking barefoot in the water.
Akşamleyin köpeğimle bir yürüyüş yaparım.I take a walk with my dog in the evening.
Kitapçıya kadar yürüyelim.Let's walk to the bookstore.
On yedinci saatte yürütmenin durdurulması emredildi.A stay of execution was ordered at the eleventh hour.
Göl donmuştu ama buzun üzerinde yürümek için yeterince güçlü olduğundan emin değilim.The lake has frozen over but I'm not sure the ice is strong enough to walk on.
Bir günde yirmi mil yürüdü.She walked twenty miles a day.
O bir yıl ve beş aylık ama henüz yürüyemiyor.He's a year and five months old, but he can't walk yet.
Yürüyüşü iptal etmeliyiz.We should cancel the hike.
Yağmur yağdığı zamanlar dışında her gün yürüyüşe çıkıyorum.I go for a walk every day, except when it rains.
Yürü be kim tutar seni.Haters gonna hate.
Her gün yürü.Walk every day.
Biraz temiz hava almak için yürüyüşe çıktım.I went out for a walk to get some fresh air.
Yürü lan, hırbo!Get lost, stupid jerk!
Erkek kardeşimle yürüyüşe çıkıyordum.I was taking a walk with my brother.
Önce Mary yürüdü, ve Tom arkada geldi.Mary walked first, and Tom came behind.
Grup yürüyüşe öncülük edecek bir rehber kiraladı.The group hired a guide to lead the hike.
Sahilde bir köpekle yürümek birçok yerde yasal değildir.In many places it isn't legal to walk a dog on the beach.
Hükümeti desteklemek için yürüdüler.They marched in support of the government.
Askerler kamufle üniformalarla yürüdüler.The soldiers march in camouflaged uniforms.
Yürüyüşçü dağın zirvesine ulaştı.The hiker has reached the top of the mountain.
Tom yürüyen insanları gözlemlemeyi sever.Tom likes to observe the people walking by.
Dar ve dolambaçlı bir yoldan aşağıya doğru yürüdük.We walked down a narrow and winding path.
Dizinin onarımından sonra, o ağrı olmadan yürüyebiliyordu.After his knee repair, he could walk without pain.
Tom gece geç saatlerde yürürken soyuldu.Tom was robbed while walking late at night.
Gece yalnız yürümek güvenli değildir.It isn't safe to walk alone at night.
Bu işaret "yürüme" anlamına gelir.This signal means "don't walk."
Tom kazadan sonra tekrar yürümek için çabaladı.Tom struggled to walk again after the accident.
Biz yoğun çalılıkların arasından yürüdük.We walked through thick bushes.
Onlar kapıya doğru yürüdü.They walked toward the gate.
Yürüyüşe çıkmak ister misin?Would you like to go for a walk?
Yürüyüşe çıkmak ister misiniz?Would you like to go for a walk?
Otobüsle, metroyla veya yürüyerek gidebilirsin.You can go by bus, by metro or on foot.
Yürüyüş için tepelere gidebilirsin.You can go for walks on the hills.
Her sabah yürüyüşe giderdi.Every morning he would go for a walk.
O, bir süre yürümeye devam etti.He continued walking for some time.
Bir süre yürümeye devam etti.He continued walking for a while.
Yarın hava güzel olursa yürüyüşe çıkalım.If the weather is good tomorrow, let's go on a hike.
Yüzme öğrenmek için öncelikle suda yürümeyi öğrenmelisin.In order to swim, you have to learn to tread water first.
Biz mutlu bir birlikteliği yürütme kapasitesi ile doğmadık.We aren't born with the capacity to carry out a happy coexistence.
Her sabah yürüyüşe gitmek için evden ayrılır.Every morning he leaves to take a walk.
Farklı bir trompetçinin ritmine göre yürür.He marches to the beat of a different drummer.
Ben dağlarda bir yürüyüş yaptım.I took a walk in the mountains.
Onun bordür boyunca yürüdüğünü gördüm.I saw her walking along the kerb.
O bebek nasıl yürüneceğini bilir.That baby knows how to walk.
Adam bütün yolu yürümek istemedi;bu yüzden otobüse bindi.The man didn't feel like walking all the way; so he took the bus.
Yürümektense bisikletime binmeyi tercih ederim.I'd rather ride my bike than walk.
Çit boyunca yürürken bir fare fark etti.Walking along the fence he noticed a mouse.
Arkadaşlarımız parkta biraz yürüyüş yaptılar.Our friends took a walk in the park.
Şarkı söylerken yürüyorum.While I sing, I'm walking.
Her gün yürüyüşe çıkın.Take a walk every day.
O, yürüyebileceğimden üç mil daha uzun.It's three miles longer than I can walk.
Sen yürüyen bir sözlük müsün?Are you a walking dictionary?
Aklı başında hiç kimse gece şu ormanda yürümez.No one in their right mind would walk in those woods at night.
Yağmur durduğunda o, yürüyüşe çıktı.When the rain stopped, he went out for a walk.
İstasyona yürümek on dakika alır.It takes 10 minutes to walk to the station.

İlgili Sayfalar