yürü ile cümle
yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Akşam yemeğinden sonra bir yürüyüş için dışarı çıkmaya ne dersin?How about going out for a walk after dinner?
Akşamları, köpeğimle yürüyüşe çıkarım.In the evening, I walk with my dog.
İktidar partisi muhalefete karşı bir karalama kampanyası yürütüyor.The ruling party is running a smear campaign against the opposition.
Anaokulu çocukları parkta el ele yürüyordu.The kindergarten children were walking hand in hand in the park.
Fırtına yürüyüş için dışarı çıkmamı engelledi.The storm prevented me from going out for a walk.
Sıraya gir ve kapıya doğru düzenli olarak yürü.Line up and walk to the door in order.
Tren olmadığı için, tüm yolu yürümek zorunda kaldık.There being no train, we had to walk all the way.
Sevenler kol kola yürüyordu.The lovers were walking arm in arm.
Koridor o kadar kalabalıktı ki yürüyemedik.The corridor was so crowded that we couldn't walk.
Yaşlı adam bir baston ile yürüdü.The old man walked with a stick.
Kısa bir yürüyüş için dışarı çıkalım.Let's step out for a short walk.
Bir adım daha yürüyemem.I can't walk another step.
Yalnız yürümeyi seviyorum.I like walking alone.
Biz her zaman işe giderken postaneye yakın yürürüz.We always walk by the post office on the way to work.
Ayağımı kırdığımdan beri koltuk değnekleriyle yürüyorum.Since I broke my foot, I'm walking with crutches.
Su içebilirsin fakat aynı zamanda da onun yürümesine izin verebilirsin.You can drink water, but you can also let it walk.
Yürüyüş için dışarı çıktı.He's out taking a walk.
O bir yürüyüşe gitti.She went for a walk.
O, yürürken konuşuyordu.She talked as she walked.
Onun canı yürüyüşe çıkmak istedi.She felt like taking a walk.
Tek başıma yürümekten hoşlanıyorum.I like walking by myself.
Dağlara yürüyüşe gidelim.Let's go for a walk to the mountains.
Ben her zaman yürürüm.I always walk.
Yürümeyi severim.I like to walk.
Onunla yürüyorum.I'm walking with her.
Çok hızlı yürüdüğüm için son trene yetişebildim.I was able to catch the last train because I walked very quickly.
Çok hızlı yürüdüğüm için son trene yetiştim.Since I walked very fast, I was in time for the last train.
Tom çok yavaş yürür.Tom walks very slowly.
Oraya yürüyebilir miyim?Can I walk there?
Otoyo, güzel ilkbahar gününün tadını çıkardı ve sahil boyunca yürüdü.Otoyo enjoyed the beautiful spring day and walked along the beach.
Rüzgar ve yağmurdan dolayı, yürüyüşümüz berbat oldu.What with the wind and the rain, our walk was spoiled.
Kapı açıldı ve adam dışarı yürüdü.The door opened, and the man walked out.
Çok çabuk yürüme. Ben ayak uyduramam.Don't walk so quickly. I can't keep up.
Biz kumul üzerinde yürüdük.We walked on the dune.
O tek başına yürümeyi sever.She likes to walk alone.
O yalnız yürümeyi sever.She likes to walk alone.
Ben tam on mil yürüdüm.I walked an entire ten miles.
Daha önce, firmaya yürüyerek giderdi.Before, he would go to the firm on foot.
Kırsal bölgedeki yürüyüşte yorgun hissettiği için, o şekerleme yaptı.Feeling tired from walking in the countryside, he took a nap.
Her gün yürümek sağlığın için iyidir.It's good for your health to walk every day.
Yaşlı insanlar yavaş yürür.Old people walk slowly.
Çok yavaş yürüdüğü için geride kaldı.She remained behind because she was walking very slowly.
Büyük babam her gün yürüyüşe gider.My grandfather goes for a walk every day.
Bir aptal gibi yağmurda yürürüm ve sen orada değilsin.I walk in the rain like an idiot and you're not there.
Koşma. Yavaş yürü.Don't run. Walk slowly.
O önümde yürüyordu.He was walking in front of me.
O yürürken ıslık çaldı.He whistled as he walked.
Sahilde yürüyen güzel kadını fark etmekten kendimi alamadım.He couldn't help but notice the beautiful woman walking down the beach.
İstasyondan yürüyerek eve gitmek sadece beş dakika.Walking from the station to the house takes only five minutes.
Kaymamak için yavaşça yürüdü.She walked slowly so she wouldn't slip.
Biz 6 kilometre kadar yürüdük.We walked as far as 6 kilometers.
O yürüme mesafesi içinde.It's within walking distance.
Benim ayakkabı bağcığım yürüyen merdivene takıldı.My shoelace got caught in the escalator.
O, ormanda uzun yürüyüşlerden zevk alır.He takes pleasure from long walks in the woods.
Gelgit çekildiği zaman plaj boyunca yürüdüm.I walked along the beach when the tide ebbed.
Yürüyerek arabaya binmekten daha hızlı işe varabilirim.I can get to work faster by walking than by taking the car.
Bir yürüyüşten sonra ferahlamış hissediyorum.I feel refreshed after taking a walk.
Yürüyüş yapmayı severim.I like taking walks.
Köpekler havlarken develer yürürler.The camel marches while the dogs bark.
Babam yürüyüş yapar.My father walks.