yükselme ile cümle
yükselme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kekaumenos bunları yazdığı zamanlar, yeni ve güçlü rakipler yükselmeye başlamıştı.Zu der Zeit, als Kekaumenos diese Worte schrieb, waren dem Reich neue und mächtige Gegner erwachsen.
Fakat yükselmek ile meşgul olduklarında bu planlarını unuttular.Auch als er von diesen Abstand nahm, deckte er diese Pläne nicht auf.
Ancak birinci takıma yükselmeyi başaramadı.Den Sprung in die 1. Mannschaft schaffte er aber nicht.
Bu kulüpte kaptanlığa kadar yükselme başarısını gösterdi.Bei diesem Klub stieg er auf Anhieb zum Leistungsträger auf.
Örneğin, 1975'te körfezde deniz 2.81 m yükselme göstermiş ve şehrin alçak arazilerine seller basmıştır.März 1872 beispielsweise erreichte der See 8 Meter Tiefe, und überschwemmte die unteren Häuser des Dorfes.
Tansiyon daha da yükselmeden, Fransız Trikuet Tatyana'nın onuruna bir müzik yapar.Bevor die Situation eskaliert, gibt der Franzose Triquet ein kleines Ständchen zu Ehren Tatjanas zum Besten.
Günde, bir cezir (suyun geri çekilmesi) olayına karşı iki defa suyun yükselmesi olayı yaşanır.Eines Tages sollen sich zwei feindliche Heerscharen diesseits und jenseits des Ortes gegenübergestanden haben.
Ayrıca Moskova Kilisesi'nin metropolitlikten patrikliğe yükselmesini sağladı (1589).Ebenso die Metropolie von Moskau, die erst 1589 ein eigenständiges Patriarchat wurde.
Burada genç yaşında A takımına kadar yükselmeyi başardı.Hier stieg er bereits mit sehr jungen Jahren in die erste Mannschaft auf.
Buna karşın dağlar fazla yükselmez.Trotzdem wird der Berg nur selten bestiegen.
Yükselmek anlamı içerir.Hoog bedeutet höher.
Nem oranı %85lere kadar yükselmektedir.Der Export steigerte sich auf bis zu 58 Prozent.
Azami yükselme açısı olan 45° yetersiz kalıyordu.Der maximale Rohrerhöhungswinkel von 45° wurde ebenso als unzureichend betrachtet.
Ösmek fiili, yükselmek, yukarı çıkmak anlamına gelir.Prellen bedeutet ursprünglich stoßen, aufschlagen, hochschleudern.
2 Milyon yıl önce Pleistosen zamanın başından beri intermontan havzanın yükselmesi meysana gelir.Seit Beginn des Pleistozän vor zwei Millionen Jahren hat eine Hebung der intermontanen Becken eingesetzt.
2954: Hüküm Dağı'ndan alevler yeniden yükselmeye başladı.Erst 1395 begann sich die Stadt von den Folgen des Brandes zu erholen.
Feriköyspor'un İstanbul mahalli liglerinde yükselmesinde ve en üst kümeye kadar çıkmasında pay sahibi oldu.Es folgten Mitgliedschaften in Hochgrad-Freimaurerlogen, wo er bis in höchste Grade aufstieg.
Macar yönetmen Alexander Korda'nın yükselmesini sağlamıştır.Regisseur war Alexander Korda.
Böylece, kariyerinde üçüncü kez Süper Lig'e yükselme sevinci yaşadı.Durch die errungene Vizemeisterschaft stieg er zum dritten Mal in seiner Karriere in die Süper Lig auf.
Kalemiye sınıfında başarılı olanların yükselmesi kolaydı.Aufstieg in die besitzende Klasse war ihnen nur schwer möglich.
Öldükten sonra Nirvana’ya tam olarak yükselme ya da ‘siliniş’ (Pariniruana) olarak tanımlanır.Das endgültige Aufgehen oder „Verlöschen“ im Nirwana nach dem Tod wird als Parinirvana bezeichnet.
Yaşam düzeyinin yükselmemesi ve zorlukların artması protestolara yol açtı.Dies konnte eine Eskalation und das Übergreifen der Proteste auf andere Städte nicht verhindern.
Bu yükselme ve alçalma birbirini devamlı izler.Auf- und Abwinde liegen hier dicht beieinander.
Play-off yarı finaline kadar yükselme başarısı göstermişlerdir.In den Play-offs schaffte es die Mannschaft bis in das Halbfinale.
Medyaya yönelik eğitim alanındaki aktivitelerin önem derecesi yükselmektedir.Die Unternehmensgruppe engagiert sich schwerpunktmäßig im Bereich der Medizinforschung.
Kariyer tercihleri sonucu ilişki yükselmeleri ve puanlar kazanır.Laut Weber entstehen Preise durch Kampf und Kompromisse.
Romanya yarı finalden yükselmeyi başarmıştır.Mexiko schied im Halbfinale aus.
Kola Körfezi'ndeki yarıdinal gelgitler dört metreye kadar yükselmektedir.Der Tidenhub in der Kola-Bucht erreicht eine Höhe von vier Metern.
2003 yılından sonra Fenerbahçe'nin başarı çizgisi tekrar güçlü bir şekilde yükselmeye başlamıştır.Ab dem Frühjahr 2003 begann der OBX Index wieder zu steigen.
Ayrıca motorun devir limitinin yükselmesiyle bir miktar daha fazla güç elde edilmekteydi.Zudem war der Motor etwas höher verdichtet.
Yağışın nedeni, yatağın altındaki nemli havanın yakınsama nedeniyle yükselmesidir.Vermutlich liegt dies an der erhöhten Feuchtigkeit nahe am Boden.
Fenerbahçe'de ki başarılı performansıyla millî takıma kadar yükselmeyi başarmıştır.Mit der Mannschaft aus Indianapolis sollte er seine bislang größten Erfolge feiern.
Küçük gibi görünen bu artışın ise yakıt sarfiyatının %5 yükselmesine neden olduğu tespit edilmiştir.Dieser Effekt kann durch den Zusatz von bis zu 5 % Aktivkohle verstärkt werden.
Olayların yükselmesi üzerine hükümet istifa etmek zorunda kaldı.Die Behörden mussten aufgrund der Übermacht den Rückzug antreten.
Doğduğu halkın üzerinde yükselmektedir.Er entstammte dem Adelsgeschlecht derer von Loeben.
3429: Hüküm Dağı'ndan duman yükselmeye başladı.1423 war Apel Landvogt der Oberlausitz.
Sahilden itibaren hızlı bir yükselme başlar bu yüzden arazi çok engebeliktir.Das Land steigt von der Küste her schnell an, so dass der Großteil der Landschaft bergig ist.
Takımın iki yılda Regionalliga Nord'dan 2. Bundesliga'ya yükselmesine katkıda bulundu.Die Herren spielen seit einigen Jahren in der 2. Bundesliga Nord.
Ancak bu sefer ilk kez yükselme sevinci yaşayamadı.In der Folge konnte er diesen Rang erstmals nicht mehr erreichen.
Borac takımında A takıma yükselme başarısını 2010-11 sezonunda yakaladı.Mit der Mannschaft, dessen Kapitän er ist, gelang ihm in der Saison 2010/11 der Aufstieg.
Bunların yanında dip süresi, hızlı çıkış(yükselme),kilo gibi faktörler de etkilidir.(Ils ont une telle hâte à engloutir, qu'ils les avalent brûlants.
Dalımlı Falezler:Aktif kıyı yükselmesinin (faylanma) gözlendiği yerlerde de gözlenirler.Et que tes yeux ne se détachent point d’eux, en cherchant (le faux) brillant de la vie sur terre.
Üst lige yükselmek bundan sonra kolay olmayacaktı.La montée depuis l’étage inférieur n’était pas automatique.
Estonya, bu başarılara rağmen 2004-2009 yılları arasında Yarıfinal'den Final'e yükselmeyi başaramamıştır.Ceci explique pourquoi Davids n'est finalement pas gardé à la fin de l'exercice 2003-2004.
Günümüzde zaman zaman yükselme olayları meydana gelmektedir.Dans tous les cas on met à jour le temps.
Sıcak havanın yükselmesi soğumasına, soğuma yoğuşmaya neden olur.Alors apportez votre glacière, parce que ça va chauffer.
Fakat yükselmek ile meşgul olduklarından bu planlarını unuttular.Ils auraient alors attaqué pour s'emparer de leur part du butin,.
2954: Hüküm Dağı'ndan alevler yeniden yükselmeye başladı.1795 : le couvent est à nouveau incendié.
Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.Dernier Évangile : debout.
Yükselme grubunda 4. sırayı alıp ekstra play-off ta Eyüpspor'a elenmiştir.Le quatrième dispute un play-off pour être repêché.
Bu ödülle birlikte meslek yaşamında yükselmeye başladı.C'est avec ce dernier métier qu'il a commencé à gagner sa vie.
Ligue 2 ekibi FC Nantes'a kiralanan oyuncu, takımının Ligue 1'e yükselmesinde önemli pay sahibi oldu.Le FC Nantes, pensionnaire de Ligue 2 et prétendant à la montée, ouvre la marque sur sa première occasion.
Her bölümün şampiyonları Landesliga'ya yükselmeye hak kazanır.Le champion de chaque poule gagna le droit de monter en DDR-Oberliga.
Nem oranı %85lere kadar yükselmektedir.Le Oui l'emporte avec 58%.
İç savaş, ülke çapında yükselmeye devam etti.La ligne de défense se poursuit tout du long du pays.
Taraftarların beklentisi yeniden yükselmekti.Les effectifs du parti recommencent à augmenter.
1977 yılından 1995 yılına kadar 3 m yükselme olmuştur.Il a été élargi à 7 mètres entre 1994 et 1995.
Son 300 yılda ise küresel ölçekte deniz seviyesinde 28 metre yükselme meydana gelmiştir.Au cours de la dernière décennie, les îles ont vu disparaître trois mètres de front de mer.
Yaz mevsimi geldiği zaman nüfus 10.000 civarına yükselmektedir.En période estivale, la population dépasse les 10 000 habitants.
Bu dava, ülkedeki antisemitizmin yükselmesindeki ana sebeplerdendir.El caso fue una de las principales razones de que aumentara el antisemitismo en el país.