yüksek ile cümle

yüksek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yüksek hızlı trenler Avrupa'da yaygındır.High speed trains are common in Europe.
Atmosferde ne kadar yüksekte seyahat edersen o kadar az hava vardır.The higher in the atmosphere you travel, the less air there is.
Mezosferdeki sıcaklıklar yükseklik arttıkça yaklaşık -100 derece Celsius'a düşer.Temperatures in the mesosphere drop with increasing altitude to about -100 degrees C.
Yükseklik arttıkça hava basıncı düşer.As elevation increases, air pressure decrease.
Eğer yüksek irtifada yaşarsan, su daha düşük sıcaklıkta kaynar.If you live at a higher altitude, water boils at a lower temperature.
Tom ofis koltuğunun yüksekliğini ayarladı.Tom adjusted the height of his office chair.
Kocası yüksek sesle horluyordu.Her husband was snoring loudly.
Benzin fiyatları yüksek.Gas prices are up.
Ne kadar da yüksek bir dağ!What a tall mountain!
Tom çok yüksek sesle konuşuyordu.Tom was talking very loudly.
Yarın yağmur yağacağına dair yüksek bir olasılık var.Tomorrow there's a high probability it will rain.
O çok yüksek sesle konuşur.She talks very loud.
Guadalupe Zirvesi ne kadar yüksek?How high is Guadalupe Peak ?
En yüksek irtifası olan devletin başkenti neresidir?What is the capital of the state with the highest elevation ?
McKinley Dağı'nın yüksekliği nedir?What is the height of Mount McKinley ?
Kansas'taki en yüksek nokta nedir?What is the highest point in Kansas ?
Amerika Birleşik Devletlerinde en yüksek irtifaya sahip devlet hangisidir?What is the state with the highest elevation in the United States ?
Tom'un yüksek ücretli bir işe girmesi gerekiyor.Tom needs to get a high-paying job.
En yüksek bilgelik kalbinkidir.The highest wisdom is that of the heart.
Övünmek için değil ama oldukça yüksek bir IQ'ye sahibim.Not to brag, but I have a pretty high IQ.
Biz çok yüksek standartlara sahibiz.We have very high standards.
Bizim çok yüksek standartlarımız var.We have very high standards.
Tom'un çok yüksek beklentileri var.Tom has very high expectations.
Televizyon kulesinin ne kadar yüksek olduğunu biliyor musun?Do you know, how high is the television tower?
Tom yüksek bir maaş alır.Tom receives a high salary.
Şehir merkezinde birçok yüksek binalar vardır.At the city center, there are many tall buildings.
Tom sınavdan yüksek not aldı.Tom passed the exam with flying colors.
Lütfen biraz daha yüksek sesle konuşur musun?Can you speak a little louder, please?
Senin için böyle yüksek umutlarım vardı.I had such high hopes for you.
Tom yüksek lisans okuluna gitmek istiyor.Tom wants to go to graduate school.
Yüksek sesli müzik beni rahatsız ediyor.Loud music bothers me.
Makine mühendisliğinde yüksek lisans derecem var.I have a master's degree in mechanical engineering.
Makine mühendisliğinde yüksek lisans diplomam var.I have a master's degree in mechanical engineering.
Mary yüksek topuklu ayakkabılarını giydi.Mary put her high-heels back on.
Everest Dağı'nın zirvesi dünyadaki en yüksek noktadır.Mount Everest's summit is the highest spot in the world.
Everest dağının doruk noktası dünyada en yüksek noktadır.The peak of mount Everest is the highest spot in the world.
Tavan yüksekliği 14 feet, daire tamamen mobilyalıdır.The ceiling height is 14 feet, and the apartment comes fully furnished.
Elinizden geldiğince yüksek sesle bağırın.Scream as loud as you can.
Kilimanjaro dağı, Afrika'nın en yüksek dağıdır.Mount Kilimanjaro is the highest mountain in Africa.
Lütfen daha yüksek sesle konuş.Please speak louder.
Yüksek vergiler ekonomik büyümeyi engelliyor.High taxes stifle economic growth.
Bizim güvenimiz son derece yüksek.Our confidence is extremely high.
Evlerinin etrafına iki buçuk metrelik yüksek çit inşa ettiler.They built a two and a half meter high fence around their house.
Tom bunu yüksek sesle söylemeye cesaret edemedi.Tom didn't dare to say it aloud.
Helikopter yüksek ses çıkardı.The chopper made a loud noise.
Helikopter yüksek ses yaptı.The chopper made a loud noise.
Onlar onun evinin etrafına 2.5 metre yüksekliğinde bir çit inşa ettiler.They built a two and a half meter high fence around her house.
Bunlar yüksek kaliteli lastikler.These are high quality tires.
Tom'un yüksek güçlü bir tüfeği var.Tom owns a high-powered rifle.
Yüksek vergilerden yanayım.I'm in favor of higher taxes.
Sizi yüksek sesle ve net duyduk.We heard you loud and clear.
Açıkçası duygular yüksektir.Obviously emotions are high.
Hayal kırıklığı seviyeleri yüksektir.Frustration levels are high.
Yüksek beklentilerimiz var.We have lofty expectations.
Yüksek sesli müzik çalmaya başladı.Loud music started playing.
Tom çok yüksek ruhludur.Tom is in very high spirits.
Beklentilerimiz yüksek.Our expectations are high.
Nehir seviyesi yüksektir.The river level is high.
Ölüm oranı yüksekti.The death rate was high.
Bizim güvenimiz yüksekti.Our confidence was high.
İlgili Sayfalar