yüksek ile cümle
yüksek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tansiyonum oldukça yüksek.My blood pressure is quite high.
Kan basıncın yüksek mi?Is your blood pressure high?
Tansiyonun yüksek mi?Is your blood pressure high?
Tom'un çok yüksek bir ateşi var.Tom has a very high fever.
Fiyatlar çok yüksek.The costs are too high.
Düşük fiyattan satın al Yüksek fiyattan sat.Buy low and sell high.
Detroit dünyada silah şiddetinin en yüksek seviyelerinden birine sahiptir.Detroit has one of the highest levels of gun violence in the world.
Fransız işsizliği bir rekor yükseklikte.French unemployment is at a record high.
İtalyan genç işsizliği Haziran 2015'te yüzde 44.2'lik yüksek bir rekor kırdı.Italian youth unemployment hit a record-high at 44.2 percent in June 2015.
Çok yüksek sesle konuşmana gerek yok. Seni duyabiliyorum.You don't need to speak so loudly, I can hear you.
Bu biraz modaya uygun ama fiyat çok yüksek.It's sort of fashionable, but the price is too high!
Kedi yüksek sesle mırıldadı.The cat purred loudly.
Lütfen biraz daha yüksek sesle konuşabilir misin? Çok iyi duyamıyorum.Could you please talk a bit louder? I can't hear very well.
Ben yüksek yönetim çalışmaları için nihayet yetenek sınavını geçtim.I finally passed the aptitude test for higher management studies.
Ah, bu beni şaşırttı! Böyle yüksek sesler yapmamaya çalış.Oh, that surprised me! Try not to make such loud noises.
Onun sesi bir akbabanın uçuşu kadar yüksek.Her voice is as high as the flight of a condor.
Fiyatlar şu anda çok yüksek.Prices right now are sky-high.
Tom'un yüksek manevi standartları var.Tom has high moral standards.
Biz yüksek rütbeli üç antrenörle tanıştık.We met three coaches of high rank.
Tom ve Mary yüksek verimli üstten yüklemeli bir çamaşır makinesi aldı.Tom and Mary bought a high-efficiency top-loading washer.
Tom yüksek verimli önden yüklemeli bir çamaşır makinesi aldı.Tom bought a high-efficiency front-loading washing machine.
Eroin yüksek derecede bağımlılık yapar.Heroin is highly addictive.
O yüksek sesle konuşuyor.He is speaking loudly.
Senin kan şekeri seviyelerin çok yüksek.Your blood glucose levels are too high.
Fiyatlar hâlâ yüksek.Prices are still high.
Mary sık sık yüksek topuklu giyer.Mary often wears high heels.
Rio'da bir yüksek sahil bisiklet yolu çöktü.An elevated seaside bike path collapsed in Rio.
Rio'da bir yüksek bisiklet yolu çöktüğünde iki kişi öldü.Two persons were killed when an elevated bike path collapsed in Rio.
Ben yüksek düzeyden mezun oldum.I graduated from senior high.
Tom'un yüksek ateşi var.Tom has a high fever.
Daha yüksek bir güç var olabilir.A higher power might exist.
Kitapları yüksek sesle büyük bir zevkle okurum.I read books aloud with great pleasure.
Yüksek gürültü çocukları uyandırdı.The loud noise woke up the children.
Elçilik binası yüksek çitler ile çevrilidir.The embassy building is surrounded by high fences.
Böyle yüksek ve güçlü şekilde konuşma.Don't talk in such a high and mighty way.
Ağaç o kadar yüksekti ki bahçe duvarının üzerinde yükseldi.The tree was so tall that it towered over the garden wall.
Kendileri hakkında yüksek ve patavatsız şekilde konuşan insanlardan nefret ederim.I hate people who just rabbit on about themselves.
O yüksek atına binmeyi seviyor.He loves to ride on his high horse.
Bu, Japonya'daki en yüksek kuledir.This is the highest tower in Japan.
Facebook üyelerinin sayısı ABD nüfusundan daha yüksektir.The number of Facebook members is higher than the U.S. population.
Çok yüksek bir gürültü duydum.I heard a very loud noise.
Oradaki yüksek binayı görüyor musun?Do you see that tall building over there?
Ben fiyatların son kez olduklarından çok daha yüksek olmayacaklarından eminim.I bet the prices won't be much higher than they were last time.
Bunlar yüksek kaliteli mallar.These are high quality goods.
Elimden geldiğince yüksek sesle bağırdım.I shouted as loud as I could.
Bugünün modern traktörleri ve biçerdöverleri yüksek teknoloji ile donatılmıştır.Today's modern tractors and combines are equipped with high technology.
Çam ağaçları otuz metre yüksekliğe kadar büyüyebilirler.Pine trees can grow up to thirty meters tall.
Yüksek sesli bir patlama duydum.I heard a loud explosion.
Yaşlı meşe ağacı neredeyse evden daha yüksekti.The old oak was almost higher than the house.
O, yüksek sesle konuştu.She spoke loudly.
Raporlarda mümkün olan en yüksek puan 10 puandır.The highest amount of points possible on reports is 10 points.
Bu gemi, son derece yüksek hızlara ulaşabilir.This ship can reach extremely high speeds.
Duvarın çok yüksek olması gerekir.The wall should be very tall.
O, şimdiye kadar gördüğüm en yüksek binadır.That is the tallest building I have ever seen.
Ben yüksek nitelikli bir profesyonel değilim.I am a highly qualified professional.
Tom sınavdan yüksek not alarak geçti.Tom passed with flying colours.
Bu dağ 3000 metre yüksekliktedir.This mountain is 3000 meters tall.
O benim öncelikler listemde yüksek değil.That is not high on my list of priorities.
Bazı yerlerde, okyanus en yüksek dağların yüksekliğinden daha derindir!In some places, the ocean is deeper than the tallest mountains are high!
Pervaneler, yüksek hızlı uçaklarda kullanılmaz.Propellers are not used on high speed aircraft.