Bu dedektöre ne zaman çarpacakları kütle ve elektrik yüklerine bağlı.When it hit that detector is dependent on the mass and the charge.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.It's the highest point you can bring your yaks before you have to unload.
Size bir şey göstereceğim -- daha somut bir örnek, bu yüklerken.I'll show you a little more of a concrete example here, as this thing loads.
Otobüs şoförleri, bisikletli bisikletini aparata yüklerken dikkatli olun.- OPERATORS, PAY ATTENTlON WHlLE THE CYCLlST LOADS HlS OR HER BlCYCLE ONTO THE RACK,
"Karşıt yükler çeker, aynı yükler iter.""Opposite charges attract, like charges repel."
Ve bazen formülde r kare yazılır fakat buradaki r, yükler arasındaki uzaklık demektir. -So sometimes it says r squared, but it's the distance between them.
Bu organizmalar; kendilerini, kendi elektrik yüklerine karşı nasıl yalıtıyorlar?These organisms, how are they insulating against their own electric charge?
İnsan sezgisini bu ölçüde bir veriye nasıl yüklersin?How do you impose human intuition on data at this scale?
Ama küresel vatandaşlık yükleri bize birbirine bağlamak devam edin.So they're recruited when they're a junior in college.
Hareket eden yükler aslında negatif yüklerdir(elektron), pozitif yük(proton) hareket etmez.But let's say we did have a positive ion or a positive charge.
Bulutlara nem yükler, Şimşeğini her yana yayar.Yes, he loads the thick cloud with moisture. He spreads abroad the cloud of his lightning.
Onların yüklerini hazırlatırken su tasını (öz) kardeşinin yükünün içine koydu.When he had given them their provisions he put his goblet in his brother's saddle-bag.
Gebe olanların bekleme süresi, yüklerini bırakmalarına kadardır.As for those who are pregnant, their prescribed period is until the delivery of the child.
Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onların geçimini sağlayın.If they are pregnant, then spend on them until they give birth to the child.
Allah, bir kişiye ne vermişse ancak onu yükler, (kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez).God does not burden a soul beyond what He has given him.
Allah (ağır yükleri) sizden hafifletmek ister: (Çünkü) insan zayıf olarak yaratılmıştır.God would like to lighten your burden, for man was created weak.
Onların erzak yüklerini hazırlayınca dedi ki: "Bana babanızdan olan kardeşinizi getirin.When he had supplied their provisions, he said to them: "Bring your (half) brother with you.
Hamile kadınların bekleme-süresi ise, yüklerini bırakmaları (ile biter).As for those who are pregnant, their prescribed period is until the delivery of the child.
Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin.If they are pregnant, then spend on them until they give birth to the child.
Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz.God does not burden a soul beyond capacity.
Onların yüklerini hazırlatınca şöyle dedi: "Baba bir kardeşinizi bana getirin.When he had supplied their provisions, he said to them: "Bring your (half) brother with you.
Yusuf onların yüklerini yükletirken, bir su kabını kardeşinin yüküne koydurdu.When he had given them their provisions he put his goblet in his brother's saddle-bag.
Kendi kendinize zor varacağınız memleketlere, yüklerinizi taşırlar.They carry your burdens to lands so distant you could not have reached without much hardship.
Yûsuf, kardeşlerinin yüklerini hazırlatırken su kabını öz kardeşinin yükü içinde koydu.When he had given them their provisions he put his goblet in his brother's saddle-bag.
Gebe olan kadınların süreleri ise yüklerini bırakmalarına kadardır.As for those who are pregnant, their prescribed period is until the delivery of the child.
Eğen hamile iseler yüklerini bırakıncaya kadar onlara nafaka verin.If they are pregnant, then spend on them until they give birth to the child.
Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz.God does not burden a soul beyond capacity.
(Yusuf) onların yüklerini hazırlayınca dedi ki: "Sizin bababir kardeşinizi de bana getirin.When he had supplied their provisions, he said to them: "Bring your (half) brother with you.
Gebe olanların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları (doğum yapmaları)dır.As for those who are pregnant, their prescribed period is until the delivery of the child.
Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah bir uğursuzluk yükler.He puts doubt in (the minds of) those who do not think.
Derken yüklerini açtılar ve sermayelerini kendilerine geri verilmiş olarak buldular.When they unpacked their goods they said: "O father, what more can we ask?
Bu hayvanlar, ancak güçlükle varabileceğiniz bir memlekete yüklerinizi taşır.They carry your burdens to lands so distant you could not have reached without much hardship.
Gebe olanların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları, doğum yapmalarıdır.As for those who are pregnant, their prescribed period is until the delivery of the child.
Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onları besleyin.If they are pregnant, then spend on them until they give birth to the child.
ALLAH kişiye ancak kapasitesi kadar yükler.God does not burden a soul beyond capacity.
Yüklerini hazırlatınca şöyle dedi: "Baba tarafından olan kardeşinizi getirin.When he had supplied their provisions, he said to them: "Bring your (half) brother with you.
Ve sizin yüklerinizi de, kendi kendinize ancak zorlukla varacağınız bölgelere taşırlar.They carry your burdens to lands so distant you could not have reached without much hardship.
Yükleri ne de kötüdür.Oh, how evil a burden they will carry!
Bir kişiye ancak kapasitesi kadar yükleriz. Katımızda gerçeği konuşan bir kitap vardır.We do not burden a soul beyond capacity, for We have a record that tells the truth.
Aybaşı hali görmeyen ve gebe olanların süresi, yüklerini bırakmalarıyla sona erer.As for those who are pregnant, their prescribed period is until the delivery of the child.
Gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onların geçimlerini sağlayın.If they are pregnant, then spend on them until they give birth to the child.
Zahire yüklerini açtıklarında sermayelerinin kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüler.And when they opened their things, they found their merchandise, restored to them.
Yüklerini açınca karşılık olarak götürdükleri mallarının kendilerine iade edilmiş olduğunu gördüler.And when they opened their stuff, they found their goods returned unto them.
Dikkat edin: Ne fena yükler götürüyorlar!Lo! vile is that which they shall bear.
Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini (aramaya) başladı.So he [Yusuf (Joseph)] began (the search) in their bags before the bag of his brother.
Biz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz.We never burden any soul beyond its capacity.
Onlar hem kendi yüklerini hem de kendi yükleriyle beraber başkalarının yüklerini taşıyacaklar.They will carry their own loads, and other loads with their own.
Bir kişiye ancak kapasitesi kadar yükleriz.We never burden any soul beyond its capacity.
Henüz adet görmeyenler de böyledir. Gebe olanların bekleme süresi, yüklerini bırakmalarına kadardır.And for those with child, their period shall be till they bring forth their burden.
Yardımcılarına dedi ki: "Sermayelerini (erzak bedellerini) yüklerinin içine koyun.He said to his servants, ‘Put their money [back] into their saddlebags.
Yusuf adamlarına: "Karşılık olarak getirdiklerini de yüklerine koyun.He said to his servants, ‘Put their money [back] into their saddlebags.
Yûsuf muhafızlarına dedi ki: "Onların sermayelerini yüklerinin içine koyun.He said to his servants, ‘Put their money [back] into their saddlebags.
(Yusuf) emrindeki gençlere dedi ki: Sermayelerini yüklerinin içine koyun.He said to his servants, ‘Put their money [back] into their saddlebags.
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan, onu sana öder.Among the People of the Book there are some, who, if you trust him with a Qintar (98, 841.
Sırtlarındaki ağır yükleri indirmededir, bağlandıkları zincirleri kırmada.He will make good things lawful to them and prohibit all that is foul.
Yüklerini açtıklarında sermayelerini buldular; onlara geri verilmişti.When they opened their saddlebags, they found that their merchandise had been given back to them.
O milletin ziynet eşyasından bize yükler dolusu taşıtıldı.We were forced to carry people's ornaments.
Bir küçük resim çubuğu öğesi seçmek görüntüyü sağ panele yüklerSelecting a thumbbar item loads the image to the right panel
Gömülü önizleme tam resim boyutunu yüklerEmbedded preview loads full-sized images.
Bu görüntüyü düzenleyiciye yüklerken genel Raw deşifreleme ayarlarını kullan.Use general Raw decoding settings to load this image in editor.