yükle ile cümle
yükle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme.Burden us not, O Lord, with a burden as You did those before us.
Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz.God does not burden a soul beyond capacity.
Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve bu halde bir müddet taşıdı.When the man covered the woman she conceived a light burden and carried it about.
Onların yüklerini hazırlatınca şöyle dedi: "Baba bir kardeşinizi bana getirin.When he had supplied their provisions, he said to them: "Bring your (half) brother with you.
Yusuf onların yüklerini yükletirken, bir su kabını kardeşinin yüküne koydurdu.When he had given them their provisions he put his goblet in his brother's saddle-bag.
Kendi kendinize zor varacağınız memleketlere, yüklerinizi taşırlar.They carry your burdens to lands so distant you could not have reached without much hardship.
Dikkat edin, yüklendikleri yük ne kötüdür!Oh, how evil a burden they will carry!
Oysa onların günahlarından hiçbirini yüklenecek değillerdir.But they cannot carry the burden of their sins in the least.
Hiçbir günahkar diğerinin günahını yüklenmez.If you are grateful He will be pleased with you.
Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez;That no one who carries a burden bears another's load;
Melekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir.On its fringes will be angels, eight of them, bearing their Lord's throne aloft.
Rabbimiz, bize ağır yük yükleme bizden öncekilere yüklediğin gibi.Burden us not, O Lord, with a burden as You did those before us.
Rabbimiz, yükleme gücümüzün yetmeyeceği şeyi.Impose not upon us a burden, O Lord, we cannot carry.
Bilin ki yüklendikleri yük, ne de kötü yüktür.Oh, how evil a burden they will carry!
Kim yüz çevirirse ondan şüphe yok ki kıyamet günü, ağır bir yük yüklenecek.Whoever turns away from it will surely carry a burden on the Day of Judgement,
Derken ağır bir yük yüklenenlere.And those who bear the load (of rain),
Hiçbir suçlu, bir başkasının suçunu yüklenemez.That no one who carries a burden bears another's load;
Allah hiçbir benliğe, yaratılış kapasitesinin üstünde bir yük yüklemez/teklifte bulunmaz.God does not burden a soul beyond capacity.
Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz!Burden us not, O Lord, with a burden as You did those before us.
Bize, güç yetiremeyeceğimiz şeyleri de yükleme. Affet bizi, bağışla bizi, acı bize.Impose not upon us a burden, O Lord, we cannot carry.
Eşini sarıp kucaklayınca o, hafif bir yük yüklendi de bir süre onu gezdirdi.When the man covered the woman she conceived a light burden and carried it about.
Yûsuf, kardeşlerinin yüklerini hazırlatırken su kabını öz kardeşinin yükü içinde koydu.When he had given them their provisions he put his goblet in his brother's saddle-bag.
Bakın, ne kötü şey yükleniyorlar!Oh, how evil a burden they will carry!
Kim ondan yüz çevirirse, kıyamet günü bir günah yüklenecektir.Whoever turns away from it will surely carry a burden on the Day of Judgement,
Biz, hiçbir benliğe gücünün yeteceğinden daha azını yüklemenin dışında bir teklifte bulunmayız.We do not burden a soul beyond capacity, for We have a record that tells the truth.
Hiçbir günahkâr bir başkasının günahını yüklenmez.If you are grateful He will be pleased with you.
Gebe olan kadınların süreleri ise yüklerini bırakmalarına kadardır.As for those who are pregnant, their prescribed period is until the delivery of the child.
Eğen hamile iseler yüklerini bırakıncaya kadar onlara nafaka verin.If they are pregnant, then spend on them until they give birth to the child.
Yer ve dağlar yükletilip birbirine bir çarpılışla parça parça edildiğinde,And the earth and mountains heaved and crushed to powder with one levelling blow,
Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme.Burden us not, O Lord, with a burden as You did those before us.
Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme!Impose not upon us a burden, O Lord, we cannot carry.
Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz.God does not burden a soul beyond capacity.
Herkesin kazanacağı yalnız kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez.Each soul earns (what it earns) for itself, and no man shall bear another's burden.
Eşi ile (birleşince) eşi hafif bir yük yüklendi (hamile kaldı). Onu bir müddet taşıdı.When the man covered the woman she conceived a light burden and carried it about.
(Yusuf) onların yüklerini hazırlayınca dedi ki: "Sizin bababir kardeşinizi de bana getirin.When he had supplied their provisions, he said to them: "Bring your (half) brother with you.
Bak ki yüklenecekleri şey ne kötüdür!Oh, how evil a burden they will carry!
Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz ki kıyamet gününde o, ağır bir günah yükünü yüklenecektir.Whoever turns away from it will surely carry a burden on the Day of Judgement,
Kafirler, iman edenlere: Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim, derler.Those who deny say to those who affirm: "Follow our way; we shall carry the burden of your sins."
Halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir.But they cannot carry the burden of their sins in the least.
Yükünü yüklenenlere,And those who bear the load (of rain),
Gerçekten hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez.That no one who carries a burden bears another's load;
Gebe olanların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları (doğum yapmaları)dır.As for those who are pregnant, their prescribed period is until the delivery of the child.
Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.Then they started blaming one another,
Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez.God does not burden a soul beyond capacity.
Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme!Burden us not, O Lord, with a burden as You did those before us.
Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme!Impose not upon us a burden, O Lord, we cannot carry.
O, eşini kucaklayıp sarılınca (ona yaklaşınca), eşi hafif bir yük yüklendi (hâmile kaldı).When the man covered the woman she conceived a light burden and carried it about.
Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir.This is a promise incumbent on Him, as in the Torah, so the Gospel and the Qur'an.
Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah bir uğursuzluk yükler.He puts doubt in (the minds of) those who do not think.
De ki; "Eğer uydurdumsa vebali benim boynumadır. Bense sizin yüklendiğiniz vebalden uzağım".Tell them: "If I have fabricated it, then mine is the guilt; but I am clear of what you are guilty."
Derken yüklerini açtılar ve sermayelerini kendilerine geri verilmiş olarak buldular.When they unpacked their goods they said: "O father, what more can we ask?
Bu hayvanlar, ancak güçlükle varabileceğiniz bir memlekete yüklerinizi taşır.They carry your burdens to lands so distant you could not have reached without much hardship.
Dikkat edin, yüklendikleri günah ne kötüdür!Oh, how evil a burden they will carry!
Sonra Meryem onu (İsa'yı) yüklenerek kavmine getirdi.Then she brought the child to her people.
Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz o, kıyamet günü bir günah yüklenecektir.Whoever turns away from it will surely carry a burden on the Day of Judgement,
Hem onlara ve hem gemiye yüklenirsiniz.And you are carried on them and on boats.
Kâfirler, iman edenlere, "Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim" derler.Those who deny say to those who affirm: "Follow our way; we shall carry the burden of your sins."
Ki hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez.That no one who carries a burden bears another's load;
Gebe olanların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları, doğum yapmalarıdır.As for those who are pregnant, their prescribed period is until the delivery of the child.
Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onları besleyin.If they are pregnant, then spend on them until they give birth to the child.
İlgili Sayfalar