Merdivenlerden yukarı gelen birisi var.There's somebody coming up the stairs.
Birisi yüksek sesle kapıyı çalıyor.Someone is knocking loudly at the door.
Adamlar bagajı kamyona yükledi.The men loaded the baggage into the truck.
Bedel anlamsız olarak yüksekti.The price was absurdly high.
Bir depremde, yer yukarı ve aşağı ya da geriye ve ileriye sallanabilir.In an earthquake, the ground can shake up and down, or back and forth.
Fiyat kullanılmış bir araba için biraz yüksek.The price is kind of high for a used car.
Park etme cezaları çok yüksek.Parking fines are very costly.
Gelgit hızlı yükseliyor.The tide is rising fast.
Seyirciler arasından bir tezahürat yükseldi.A cheer went up from the audience.
Seyircilerden bir tezahürat yükseldi.A cheer went up from the audience.
Konuşmasından sonra seyirciler yükse sesle alkışladı.The audience clapped loudly after his speech.
Tepeden görülen yükselen güneş güzeldi.The rising sun seen from the top was beautiful.
Bir kuş yukarıda süzüldü.A bird soared above.
Bazı kuşlar gökyüzünde yüksek uçuyorlar.Some birds are flying high in the sky.
Bir kuş gökyüzünde yükseklerde uçuyordu.A bird was flying high up in the sky.
Kuşlar gökyüzünde yüksek uçarlar.The birds are flying high in the sky.
Bahçenin etrafında yüksek bir duvar vardı.There was a high wall about the garden.
Tüm bahçenin etrafında yüksek bir duvar duruyor.A high wall stands all about the garden.
Kışın böyle yüksek dağlara tırmanmasan iyi olur.You had better not climb such high mountains in winter.
Tokyo'da yaşamanın maliyeti çok yüksek.The cost of living is very high in Tokyo.
Tokyo borsasında, aşağı yukarı 450 şirketin hisse senetleri sayaç üzerinde işlem gördü.In the Tokyo stock market, stocks of about 450 companies are traded over the counter.
Doktor Yukawa bilimsel çalışmada önemli bir rol oynadı.Dr. Yukawa played an important part in the scientific study.
Dışarıda yemek yeme maliyeti burada oldukça yüksek.The cost of eating out is quite high here.
Yukarıdaki bulutlar hızlı ilerledi.The clouds above moved fast.
Japonya'da ikinci en yüksek dağın hangi dağ olduğunu düşünüyorsunuz?What mountain do you think is the second highest in Japan?
Japonya'da en yüksek bina hangisidir?What is the tallest building in Japan?
Japonya'da hiçbir dağ Fuji dağından daha yüksek değildir.No mountain in Japan is higher than Mt. Fuji.
Japonya'daki en yüksek dağ hangisidir?Which is the highest mountain in Japan?
Japonya'daki hiçbir dağ Fuji dağından daha yüksek değildir.No other mountain in Japan is higher than Mt. Fuji.
Japonya'da hiçbir dağ Fuji dağı kadar yüksek değildir.No mountain in Japan is so high as Mt. Fuji.
Japonya'daki en yüksek dağ olan Fuji Dağı, 3776 metre yüksekliğindedir.Mt. Fuji, the highest mountain in Japan, is 3,776 meters high.
Japonya'da arazi fiyatları çok yüksek.Land prices are sky-high in Japan.
Japonya'da fiyatlar yükseldi ve Tokyo yaşamak için çok pahalı.Prices have risen in Japan and Tokyo is very expensive to live in.
Japonya yüksek bir nüfus yoğunluğuna sahip.Japan has a high population density.
Japonya'yı ziyaret eden her yabancı, burada fiyatların çok yüksek olduğunu söylüyor.Every foreigner who visits Japan says that prices here are too high.
Yük treni yoğun sis nedeniyle yaklaşık yarım saat kadar gecikti.The freight train was held up about half an hour because of a dense fog.
Dalgalar yüksek.The waves are high.
Dalgalar yükseliyor.The waves are rising.
At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.The horse rose on its hind legs.
Alıcının bakış açısından, bu CD çalarların fiyatları çok yüksek.From the buyer's point of view, the prices of these CD players are too high.
Onun kazanma şansı yüksek.There is a good chance that he will win.
Onun cesareti yüksek övgüye layıktır.His courage is worthy of high praise.
Onun planının hem erdemleri hem de yükümlülükleri vardır.His plan has both virtues and liabilities.
Onun işi satışları yükseltmektir.His job is to promote sales.
O yüksek bir sese sahip.He has a loud voice.
Onun büyük babası yüksek rütbeli bir askerdi.His grandfather was a soldier of high degree.
Onun yüksek sesi dikkatimi çekti.His loud voice drew my attention.
Onun zihinsel seviyesi normal çocuğunkinden daha yüksektir.His mental level is higher than the average boy's.
O, ebeveynlerine bir yüktü.He was a burden to his parents.
İki yıl önce albay rütbesine yükseltildi.He was raised to the rank of colonel two years ago.
O aşağı yukarı 40 yaşında.He is about forty.
O aşağı yukarı sarhoştu.He was more or less drunk.
O, bu silahı yüklü bulundurur.He keeps this gun loaded.
O, mektubu yüksek sesle okudu.He read the letter in a loud voice.
Çok yüksek sesle konuştu.He spoke very loudly.
O, evden istasyona çok fazla yük taşımak zorunda kaldı.He had to carry many loads from the house to station.
Onun üstünde mali bir yük değildi.He was not a financial burden on her.
Şirkette yüksek bir pozisyona sahiptir.He holds a high position at the company.
O, idari bir göreve yükseltildi.He was advanced to a managerial post.
Uyurken yüksek sesle horluyordu.He was snoring loudly while he slept.