Ana içeriğe geç
Sözlük

yükümlü ile cümle

yükümlü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.Та смотрела, насколько здорова будущая невестка.
Usul hukuku, kişilerin haklarını, yükümlülüklerini vb. göstermez.Природа вещей не уступает своих прав.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Все граждане государства должны обладать равными правами и обязанностями.
Bununla beraber bu yükümlülükler mezhepten mezhebe değişir.Эти же источники расскажут о переделках.
Kurumun başkanı sadece dini lidere cevap vermekle yükümlüdür.Духовное начальство могло лишь высказывать своё мнение.
Bu görevlerinin yanı sıra normal polislik görevlerini de (asayiş) sağlamakla yükümlüdürler.Её дополнительной обязанностью было выполнение задач обычной железнодорожной полиции.
Gazetecilik, haberi doğru kaynaktan almakla yükümlüdür.Фактически, журналист несёт ответственность за опубликованную информацию.
Moldova, eski Sovyetler Birliği ile ilgili tüm silahların kontrolü yükümlülüklerini kabul etmiştir.وقد قبلت مولدوفا السيطرة على جميع الأسلحة ذات الصلة التزامات الاتحاد السوفياتي السابق.
Her Gürcü ve Kıpçak ailesi, orduya bir asker, bir at ve bir silah sağlamakla yükümlü tutuldu.فهم محاربون لا يملك الفرد منهم سوى حصانه ودرعه وسلاحه.
Evlilik yükümlülükleri ve hakları, en nihayetinde Ahit baz alınarak yaratılmıştır.ويمنح حقوقا ومسؤوليات، ولكن أقل من الزواج .
Sadâkat, aynı zamanda kişinin dostlarına, ailesine ve eşine karşı olan yükümlülüklerin genişletilmiş şekliydi.A lealdade era também uma extensão dos deveres do indivíduo com os amigos, cônjuge e familiares.
İmzaladığı insan hakları yükümlülüklerine saygı göstermesini İran'dan bekliyoruz. "«EUA pedem a Irã que respeite vontade do povo».
Gözle görülen eşyanın tasavvufî mânalarını kaldıran İbn-i Meymûn idi ve her Bâtınî ona itaatle yükümlüydü.Rain foi questionado sobre um hoobae que ele manteve seu olhar, e ele respondeu: "Eles são todos incríveis.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Todos os cidadãos têm os mesmos direitos e os mesmos deveres.
Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.Aqui, ação estatal para a realização do valor da igualdade.
İran Dışişleri CENTO'daki yükümlülüklerini reddetti.O representante permanente do Irã nas N.U. negou responsabilidade.
1874'te her sınıftan genç ilk kez zorunlu askerlik hizmetiyle yükümlü kılındı.Em 1874 os filhos dos colonos foram recrutados pela primeira vez para os serviços militares.
Yani vergi geneldir, herkes vergi ödemekle yükümlüdür.Assim, é razoável que a população como um todo deve contribuir para o imposto de custos.
Sırp soylular sadece Osmanlı devletine haraç (tribute) ödemekle yükümlüydüler.Eles também pagavam impostos e tributos à nova administração muçulmana.
Hissedarların sorumluluk ve yükümlülükleri Şirket Kuruluş Sözleşmesi ile belirlenir. ^Empregados e diretores estão listados de acordo com o seu papel na empresa.
Nedime, soylu bir kadına eşlik ve arkadaşlık etmekle yükümlü yardımcı kadın.Hoe gaat dat, een vriendje of vriendinnetje trekt je mee.
Periyekler tarım ticaret ve zanaatla uğraşmak ve devlete vergi vermekle yükümlülerdi.De opdracht was kredieten te verlenen aan de land- en tuinbouwsector én met staatswaarborg.
Edim, borçlunun bir şey vermek, bir şey yapmak ya da bir şey yapmamak şeklindeki yükümlülüğüdür.Deze prestatie kan bestaan uit iets te doen, iets niet te doen of iets te geven.
Evlilik yükümlülükleri ve hakları, en nihayetinde Ahit baz alınarak yaratılmıştır.Hun huwelijk en de band werden uiteindelijk ontbonden.
Böylece, “Bâtınîler” bütün dinî kayitleri ve hattâ içtimaî yükümlülükleri dahi istinasız kaldırıp atmışlardır.Daarop vielen zij allen op hun knieën en baden innig.
Moldova, eski Sovyetler Birliği ile ilgili tüm silahların kontrolü yükümlülüklerini kabul etmiştir.Alle landen werden herinnert aan hun verplichtingen inzake het wapenembargo.
Her Gürcü ve Kıpçak ailesi, orduya bir asker, bir at ve bir silah sağlamakla yükümlü tutuldu.Każda rodzina kipczacka była zobowiązana do wystawienia jednego żołnierza z koniem i uzbrojeniem.
Ayrıca insanlar dışındaki mahlûkatın Allah'a karşı yaptıkları ibadeti Allah'a sunmakla yükümlüdürler.Jeśli jakiś lud uchyli się od walki w świętej wojnie dla Boga, Bóg dosięgnie go poniżeniem.
Üyelik boyunca her 4 yılda bir ve Komite'nin talebi olduğunda da rapor vermekle yükümlüdürler.Sprawozdania mają być składane raz na cztery lata lub częściej, jeśli zwróci się o to Komitet.
Ayrıca alacaklının bunları borcu ödeyen kefile teslim etme yükümlülüğü de vardır (BK. m.Ma się wrażenie iż to on otrzymuje nakaz odebrania długu).
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.Dziewczęta muszą same prowadzić firmę i dbać o pracowników.
Harbiye Nazırlığı orduya ait idari tasarrufları yerine getirmekle yükümlüydü.Zbytkower szczególnie wzbogacił się na dostawach dla wojujących armii.
Hissedarların sorumluluk ve yükümlülükleri Şirket Kuruluş Sözleşmesi ile belirlenir. ^Państwa członkowskie i stowarzyszone są zobowiązane do wnoszenia opłat na statutową działalność organizacji.
TCDD yükümlü bulunduğu hizmetleri yürütmek için demiryolu şebekesini toplam 8 bölgeye ayırmıştır.W Polsce PKP użytkowało 8 sztuk tych lokomotyw.
Ama 1931 yılında özel geçici bir yasayla banka bu yükümlülüğünden muaf bırakıldı.År 1931 infördes dock en särskild temporär lag som befriade banken från den skyldigheten.
Şimdi kızlar, Tokyo'yu savunmakla yükümlüdürler.Nu slåss hon för att skydda Tokyo.
Bununla beraber eşit fırsatlar ve yükümlülükleri de içerir, böylece toplumun bütününü kapsar.Jämlikhet innebär också lika möjligheter och skyldigheter, vilka omfattar samhället i sin helhet.
Avrupa Birliği anlaşmaları çerçevesinde devletin yükümlülükleri uyarınca, Balıkçı Polisliği yapmak.Fiskerikontroll, i enlighet med statens skyldigheter enligt avtal med Europeiska unionen.
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.Detta för att kunna bota sin allvarligt sjuka mamma.
Araştırma enstitüsü, araştırma yapmakla yükümlü bir kuruluştur.Institutet är öppet för forskning.
Müslümanlar 22 akçe, gayri müslimler de 25 akçe vermekle yükümlüydü.Militärmusiken organiserade 25 musikkårer i två typer baserat på storlek.
Ayrıca insanlar dışındaki mahlûkatın Allah'a karşı yaptıkları ibadeti Allah'a sunmakla yükümlüdürler.Dessa är människor som förvandlats till dragdjur av Gud, som straff för sina synder.
Belediyeler, yönetimin istediği görevleri yapmakla yükümlüdür.Upprätthålla resurser för att kunna utföra uppdrag som den amerikanska presidenten kan kräva.
Devletlerin İşkenceyi Önleme Yükümlüğü.Förbud mot tortyr.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.Han har således att styrka påståendet genom sin bevisning.
Sadece Görevini Yapmakla yükümlüdür fakat zamanla yaptıklarını sorgulamaya başlayacaktır.Han får tills vidare sköta sitt arbete men kallas ofta till förhör.
Süvariler savaş donanımlarını kendileri sağlamakla yükümlüydüler.Uppgiften var att ta hand om krigsskadade hästar.
Federal Reserve Bank devraldığı SDR'nin dolar karşılığını ödemekle yükümlüdür.Arbetet går ut på att råna banken Federal Reserve, vilket lyckas.
Hissedarların sorumluluk ve yükümlülükleri Şirket Kuruluş Sözleşmesi ile belirlenir. ^Arbetstagarens rättigheter och skyldigheter Utföra det hushållsarbete som står i anställningskontraktet.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Всі громадяни держави повинні володіти однаковими правами та обов’язками.
Kurumun başkanı sadece dini lidere cevap vermekle yükümlüdür.Відмовою відповів лише уряд Кубані.
Çocuklar ailelerine destek olmakla yükümlüdürler.Діти в усьому допомагають батькам.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Všichni občané státu musí mít stejná práva a povinnosti.
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.Musela se starat o manžela, který těžce onemocněl.
Dünya genelinde NATO operasyonlarının gerçekleştiği hava sahasını gözetlemekle yükümlüdürler.Odpovídají za monitorování vzdušného prostoru během operací NATO po celém světě.
Atölyeler her yıl defile basına en az 35-40 parçadan oluşan 2 koleksiyon hazırlamakla yükümlüdür.Dvakrát v roce musí ateliér představit alespoň 50 nových návrhů na módních přehlídkách.
Ancak yazar kendisini kesinlikle bunu yazmakla yükümlü hissediyordu.Chceme zjistit, zda byly napsány stejným autorem.
Avrupa Birliği anlaşmaları çerçevesinde devletin yükümlülükleri uyarınca, Balıkçı Polisliği yapmak.Dohled nad rybolovem v souladu se závazky státu v rámci dohod Evropské unie.
Sadece Görevini Yapmakla yükümlüdür fakat zamanla yaptıklarını sorgulamaya başlayacaktır.Myslíme si jen, že potřebuje čas na to, aby si vyřešil, co chce v současné době dělat.
Firma ise çalışanlara dağıtılmak üzere, üretim için gerekli olan malzemeleri temin etmekle yükümlüdür.Jediná firma kontroluje zdroje nezbytné pro výrobu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod