yükü ile cümle

yükü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şükrederseniz sizden hoşnut olur. Kimse kimsenin günah yükünü çekmez.And no soul laden bears the load of another.
Kabul ettiniz ve ağır yükümü üzerinize aldınız mı?". "Kabul ettik." dediler.He said: assent ye, and take ye My burthen thereunto They said: we assent.
Sonra da onu, kardeşinin yükünden çıkarttı.In this wise We contrived for Yusuf.
Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü taşımaz.No one laden with burdens can bear another's burden.
Hiçbir benlik yaratılış kapasitesi dışında birşeyle yükümlü tutulamaz.No person shall have a burden laid on him greater than he can bear.
"Ne, dedi Yûsuf, Allah korusun. Eşyamızı yükünde bulduğumuz adamdan başkasını tutamayız.He said: "Allah forbid, that we should take anyone but him with whom we found our property.
Hiçbir günahkâr, bir başka günahkârın yükünü taşımaz.No one laden with burdens can bear another's burden.
Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde zayıflık olduğunu bildi.Now Allah has lightened your (task), for He knows that there is weakness in you.
Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini (aramaya) başladı.So he [Yusuf (Joseph)] began (the search) in their bags before the bag of his brother.
Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü üslenmez.No one laden with burdens can bear another's burden.
Bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı.When he had sexual relation with her, she became pregnant and she carried it about lightly.
Sonra su kabını kardeşinin yükünün içinden çıkardı.Then he brought it out of his brother's bag.
Hiçbir günahkar başkasının günah yükünü çekmez.No one laden with burdens can bear another's burden.
Hiçbir kimse takatinin dışında bir görevle yükümlü tutulmaz.No mother shall be treated unfairly on account of her child, nor father on account of his child.
Ancak, ALLAH sizde zayıflık bulunduğunu bildiğinden şimdi sizden yükü hafifletti.Now Allah has lightened your (task), for He knows that there is weakness in you.
Hiçkimse başkasının yükünü çekmez.No one laden with burdens can bear another's burden.
Elçiye tebliğden başka (yükümlülük) yoktur.The Messenger’s sole duty is to convey.
Dediler ki: "Bunun cezası, (su tası) yükünde bulunanın kendisidir.They said, “His punishment, if it is found in his bag: he will belong to you.
Kimin yükünde bulunursa dediler, o, malını çaldığı adama köle olur.They said, “His punishment, if it is found in his bag: he will belong to you.
(Onunla yine) ailemize yiyecek getiririz, kardeşimizi koruruz ve bir deve yükü de fazla alırız.We will provide for our family, and protect our brother, and have an additional camel-load.
"Onun cezası, kayıp eşya, kimin yükünde bulunursa işte o (şahsa el koymak) onun cezasıdır.They said, “His punishment, if it is found in his bag: he will belong to you.
"Kimin yükünde çıkarsa, o kendisi onun cezasıdır.They said, “His punishment, if it is found in his bag: he will belong to you.
Sonra su kabını kardeşinin yükünün içinden çıkardı. İşte Yusuf'a biz böyle bir oyun öğrettik.Then he pulled it out of his brother’s bag.
Cezası, (tas) kimin yükünde bulunursa işte o, onun karşılığıdır.They said: The penalty for it!
Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü taşımaz. Biz elçi göndermedikçe azab edecek değiliz.No laden soul can bear another's load, We never punish until we have sent a messenger.
Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma!Do not lay upon us what we have no strength to bear!
Onların hidayete ermesi, senin üzerinde (bir yükümlülük) değildir.It is not for you (Prophet Muhammad to cause) their guidance.
Bir deve yükü zahire de ilave ederiz. Zaten şu aldığımız az bir miktardır."We shall receive an extra camelload, that is an easy measure'
Günahkar olan bir başkasının günah yükünü taşımaz.No one will be considered responsible for another's sins.
Hiçbir günahkâra bir başka günahkârın yükünü taşımaz.No one will be considered responsible for another's sins.
Eşyamızı yükünde bulduğumuz adamdan başkasını tutamayız.How could I take someone in place of the thief?
Onu getirene bir deve yükü (mükafat) var."He who brings it shall have a camel-load of corn.
Onu getirene bir deve yükü ödül var."He who brings it shall have a camel-load of corn.
Kim onu getirirse ona bir deve yükü ödül verilecektir."He who brings it shall have a camel-load of corn.
Günah yükü ağır olan kimse, onun taşınmasını istese, yakını olsa bile, yükünden birşey taşınmaz.Not the least portion of it can be carried (by the other). Even though he be nearly related.
Yükü ağır gelen, onu taşımaya çağırsa bile, kendisinden hiçbir şey yüklenilmez.Not the least portion of it can be carried (by the other).
Soldan sağa sütunlar: Fan hızı, GPU yükü, SıcaklıkColumns from left to right are: Fan speed, GPU load, Temperature
Sistem Yükünü İzlerNameMonitors System Load
İşlemci YüküCPU Load
Kullanıcı Yükü@ item sensor descriptionUser Load
Sistem YüküSystem Load
İş yükü:Workload:
Sistem Yükü İzleyiciCommentSystem Load Viewer
Sistem Yükü İzleyiciSystem Load Viewer
Sistem Yükü İzleyiciNameKDE News
Hajjaj şu anda özgür ve resmi olarak henüz yükümlü kılınmadı.Hajjaj is currently free and has not been officially charged yet.
Clinton, Washington'un Sırbistan'ın yükümlülüklerini yerine getirme çabalarını tanıdığını söyledi.Clinton said Washington recognises Serbia's efforts at meeting its obligations.
Lajcak, "SC temsilcilerinin önceden kabul edilmiş yükümlülüklerini reddettikleri bir gerçek."It is the fact that representatives of RS rejected previously accepted obligations.
Maliyet konusunda Radiç, kamuoyuna BH'nin mali yükümlülüğü bulunmadığı konusunda güvence verdi.Regarding the issue of cost, Radic reassured the public that BiH has no financial obligations.
Ayrıca yurtdışında çalışan yaklaşık 2 milyon Romen de ödeme yapmakla yükümlü tutulacak.Also liable to pay will be the approximately 2 million Romanians who work abroad.
Nisiç, YTD'nin bugüne kadar yükümlülüğünü yerine getirmediğini söyledi.Nisic says the OHR has failed to meet its obligation thus far.
Bu değişikliğin mahkemelerin yükünü hafifletmesi bekleniyor.This amendment is expected to ease the burden of courts.
Del Ponte: Sırbistan Hukuki Yükümlülüklerini Kasten İhmal EdiyorDel Ponte Says Serbia Is Deliberately Ignoring Legal Obligations
NATO'ya yeni katılan Hırvatistan Kosova'da payına düşen yükü sırtladı.NATO newcomer Croatia picks up its share of the load in Kosovo.
"NATO ailesinin bir parçasıysak, sorumlulukları ve yükümlülükleri hissetmek zorundayız."If we are a part of the [NATO] family, we have to feel the responsibilities and obligations.
Hükümet vergi yükünü önemli derecede hafifleterek dış yatırımı artırmayı umuyor.The government hopes to woo foreign investment by significantly reducing the tax burden.
Hükümet, soruşturmaları düzgün bir şekilde tamamlamakla yükümlü.The government has a responsibility to complete the investigations properly.
İttifaka üyeliğimizin getirdiği yükümlülüklerimizi yerine getireceğiz.We will fulfill all our obligations that come from our membership in the Alliance.
Olası kur dalgalanmaları borçlunun reel yükümlülüklerini artırabilir veya azaltabilir.Rates can fluctuate, reducing or increasing borrower's obligations in real terms.
Bizim yükümlülüğümüz, belgeye harfiyen uymaktır.Our obligation is to refer to the document punctually.

İlgili Sayfalar