yükü ile cümle

yükü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez;That no one who carries a burden bears another's load;
Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?And removed your burden
Allah, sizin yükünüzü hafifletmeyi diler ve insan, zaten de zayıf olarak yaratılmıştır.God would like to lighten your burden, for man was created weak.
Ve senin yükünü kaldırıp attık.And removed your burden
De ki: "Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin."Tell them: "The utmost you can spare."
Kabul ettiniz ve ağır yükümü üzerinize aldınız mı?".They said: "We accept."
Her benliğin kazandığı kendi üstünde kalır. Hiçbir günahkâra bir başka günahkârın yükünü taşımaz.Each soul earns (what it earns) for itself, and no man shall bear another's burden.
Kardeşimizi koruruz. Bir deve yükü zahire de ilave ederiz.We shall go and bring a camel-load more of grain for our family, and take good care of our brother.
Yûsuf, kardeşlerinin yüklerini hazırlatırken su kabını öz kardeşinin yükü içinde koydu.When he had given them their provisions he put his goblet in his brother's saddle-bag.
Onu getirene bir deve yükü ödül var. Kefili benim."Whoever comes up with it will be given a camel-load of grain; I vouch for it."
Uzun süre o yükün altındadır; kıyamet gününde bu onlar için ne kötü yüktür!And will live for ever under it. How evil the burden they will carry on the Day of Doom!
Gerçek şu ki, hiçbir günahkâr bir başka günahkârın yükünü sırtlamaz.That no one who carries a burden bears another's load;
Allah hiçbir benliği, kendisine verdiği şey dışında yükümlü tutmaz.God does not burden a soul beyond what He has given him.
İndirmedik mi üzerinden ağır yükünü!And removed your burden
Allah sizden (yükünüzü) hafifletmek ister; çünkü insan zayıf yaratılmıştır.God would like to lighten your burden, for man was created weak.
(Yusuf) onların yükünü hazırladığı zaman maşrabayı kardeşinin yükü içine koydu!When he had given them their provisions he put his goblet in his brother's saddle-bag.
Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz ki kıyamet gününde o, ağır bir günah yükünü yüklenecektir.Whoever turns away from it will surely carry a burden on the Day of Judgement,
Bu kimseler, onda (o günah yükünün altında) ebedi kalırlar.And will live for ever under it.
Biz hiç kimseyi gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız.We do not burden a soul beyond capacity, for We have a record that tells the truth.
Yükünü yüklenenlere,And those who bear the load (of rain),
Gerçekten hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez.That no one who carries a burden bears another's load;
Allah hiç kimseyi verdiği imkandan fazlasıyla yükümlü kılmaz.God does not burden a soul beyond what He has given him.
Yükünü senden alıp atmadık mı?And removed your burden
O senin belini büken yükü.Which had left you devoid of hope,
Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme!Impose not upon us a burden, O Lord, we cannot carry.
Sonra onların bütün hazırlıklarını görünce, su kabını kardeşinin yükünün içine koydu.When he had given them their provisions he put his goblet in his brother's saddle-bag.
Biz hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız.We do not burden a soul beyond capacity, for We have a record that tells the truth.
Ki hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez.That no one who carries a burden bears another's load;
Senden yükünü indirmedik mi?And removed your burden
O senin sırtını ezen yükü.Which had left you devoid of hope,
Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz.God does not burden a soul beyond capacity.
Allah sizin yükünüzü hafifletmek ister, çünkü insan hilkatçe zayıf yaratılmıştır.God would like to lighten your burden, for man was created weak.
Onu getirene bir deve yükü ödül var. Buna ben kefilim.” dedi.Whoever comes up with it will be given a camel-load of grain; I vouch for it."
O yükün altında daimî olarak kalacaklardır.And will live for ever under it.
“Açıkça tebliğden başka bir şeyle yükümlü değiliz biz.”Our duty is to convey the message clearly."
Hiçbir kimse başkasının günah yükünü taşımaz.If you are grateful He will be pleased with you.
Senin belini çatırdatan o ağır yükünü indirmedik mi?And removed your burden
Halktan yolculuğa gücü yetenler o Ev'i (Kabeyi) ALLAH için haccetmekle yükümlüdür.And whosoever can afford should visit the House on a pilgrimage as duty to God.
ALLAH ise yükünüzü hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratıldıGod would like to lighten your burden, for man was created weak.
Herkes kendi yaptığından yarar görür ve kimse kimsenin yükünü çekmez.Each soul earns (what it earns) for itself, and no man shall bear another's burden.
Ailemizin geçimini sağlar, kardeşimizi korur ve bir deve yükü daha erzak alırız.We shall go and bring a camel-load more of grain for our family, and take good care of our brother.
Onların erzak yükünü hazırlatınca bir su kabını kardeşinin torbasına koydu.When he had given them their provisions he put his goblet in his brother's saddle-bag.
Kim onu getirirse ona bir deve yükü ödül verilecektir. Ben bunu garantiliyorum."Whoever comes up with it will be given a camel-load of grain; I vouch for it."
Hiçkimse başkasının yükünü çekmez. Biz bir elçi göndermeden hiç kimseyi cezalandırmayızWe never punish till We have sent a messenger.
Kim ondan yüz çevirirse Diriliş Gününde bir (günah) yükü taşıyacaktır.Whoever turns away from it will surely carry a burden on the Day of Judgement,
Her bir topluluğu, uygulayacakları bir dizi kural ile yükümlü kıldık.We have determined for each community a way of worship which they follow.
Kimse kimsenin günah yükünü çekmez.If you are grateful He will be pleased with you.
Ki hiçbir kimse bir başkasının günah yükünü taşımaz,That no one who carries a burden bears another's load;
Üzerindeki yükünü indirmedik mi?And removed your burden
Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?"He said. 'And do you take My load on you on that condition?'
"Benim üzerimdeki yükümlülük, Allah'a karşı ancak gerçeği söylemektir.worthy to say nothing regarding God except the truth.
Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir za'f olduğunu bildi.Now God has lightened it for you, knowing that there is weakness in you.
Hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.And no soul laden bears the load of another.
Yükü zulüm olan kimse ise hüsrana uğramıştır.He will have failed whose burden is of evildoing;
Hiç kimseye yaratılış kapasitesinin üstünde yükümlülük getirmiyoruz.We charge not any soul save to its capacity.
Şimdi, Allah yükünüzü hafifletti. Bilmiştir ki, sizde bir zaaf var.Now God has lightened it for you, knowing that there is weakness in you.
Kralın su kabını arıyoruz; onu getirene bir deve yükü (bahşiş) var dediler.They said, 'We are missing the king's goblet.
Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi.Now God has lightened it for you, knowing that there is weakness in you.
Bu yükümlülük, babanın varisine de düşer.The heir has a like duty.
Ya Rabbenâ! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma!Our Lord, do Thou not burden us beyond what we have the strength to bear.

İlgili Sayfalar