yükü ile cümle
yükü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu bir yükümlülük duygusudur.これは責任感の問題だ。
1909'da Robert Andrews Millikan, tek bir elektronun elektrik yükünü belirleme deneylerine başladı.1909年 - ロバート・ミリカンがミリカンの油滴実験で電気素量を計測する。
Asıl amacı ek sürücü yükünü azaltmaktır.主に打者のタイミングをずらすために投じられる。
Hastalık yükünün fazla olduğu ülkelerde ise aşılama maliyeti halen daha oldukça yüksek.しかしこの疾患が未だ重い病苦となっている諸国では、このワクチンは非常に高価である。
Bütün kadınlar devrimci kanun ve yönetmeliklerce öngörülen tüm hak ve yükümlülüklerine sahiptir.女性は革命法で定められるすべての権利と義務をもつ。
Eğer o noktada erim daha da artılırsa, yeteri kadar görev yükü feda edilerek yakıt eklenmelidir.ラウンドクリアをすると、その時点での燃料残量がボーナス得点となって加算される。
Bagaj, herhangi bir yolcunun yüküdür.荷物車は、旅客の手荷物(手回り品)を積載する車両である。
Buna "ispat yükümlülüğü" denir.「義務説」とも称される。
Kanı-hani, uyku-uyhu, yuku-yuhu, ayak-ayah, keklik-kehlih gibi.鋸、玄能、釘抜、錐、指矩(さしがね)、鑿(のみ)、鉋(かんな)などがセットになっている。
Gazetecilik, haberi doğru kaynaktan almakla yükümlüdür.記者は報道すべき情報を情報源から入手する。
Her ikisinin masrafları devlet desteği ve yükümlülüğü tarafından kısıtlı olarak ödenmiştir.運営費用は政府援助と寄付により賄われている。
Zırhın yükü, baş yukarı göstergesinde (HUD) sağ yukarı köşede mavi bir bar olarak görünür.上部向かって左は青地に金色の穂、上部向かって右が金地に青いビャクシンの枝が描かれている。
Hissedarların sorumluluk ve yükümlülükleri Şirket Kuruluş Sözleşmesi ile belirlenir. ^社員同士の関係や権利義務は、運営契約(operating agreement)により規定される。
Erkekler aileyi geçindirmekle yükümlü olduğundan evde pek vakit geçirmezlerdi.仕事人間で家庭をあまり顧みなかった。
Hastalık yükünün en fazla olduğu ülkeler: Hindistan (43 milyon), Çin (21 milyon) ve Pakistan (10 milyon).最受其擾的國家包括印度(4300萬)、中國(2100萬)和巴基斯坦(1000萬)。
İlke 4 İş yükünü istikrara kavuşturun/dengeleyin (heijunka).前世為四神中的玄武。
Nafile (tatavvu) namazlar, herhangi bir yükümlülüğü olmadan, içten gelerek kılınan namazlardır.被A班稱做不畏懼的人,不喜歡鋒頭老被A班搶走。
Taşıtan: Deniz yoluyla yükü taşıtan kişidir.虽然,不知师欲从何道而归?师取南海去者,当发使相送。
Asıl amacı ek sürücü yükünü azaltmaktır.當中暴走目的都是為了保護駕駛員碇真嗣。
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.與一馬一樣因太忙而疏於照顧家庭。
Bagaj, herhangi bir yolcunun yüküdür.門僮,負責替乘客搬運行李。
Kaymakam, ilçede dirlik ve düzeni sağlamakla yükümlüdür.他的特長,是處理棘手問題井然有序。
Karşı olanlara göre bu yüksek gelirlilerde ki vergi yükünü azaltıp, orta sınıftaki vergi yükünü artıracaktır.反对者认为这将因此降低美国高收入者的税收负担并将负担转移到美国中产阶级身上。
Coulomb, Elektrik yükü birimi olup simgesi: C dir.库仑(英语:Coulomb)是电量的单位,符号为 C {\displaystyle \mathrm {C} } 。
İyon yükü ise anyondur (-).进其余贡(如果需要的话)。
(26,455 lb.)’lik faydalı yükü taşıyabileceği 12 adet yükleme noktası da mevcut.另外,本作設有12種可以解鎖的「特技挑戰」關卡。
Bu tarihten önce Kartacalılar her yıl Romalılara tazminat ödemeleri yükümlülüğü altında bulunmaktaydılar.並且,下令猶太人要每年交稅給羅馬。
Her bir gluon, birer renk yükü ile antirenk yükü taşır.每個膠子帶有一個色荷與一個反色荷。
Gözle görülen eşyanın tasavvufî mânalarını kaldıran İbn-i Meymûn idi ve her Bâtınî ona itaatle yükümlüydü.貴格利曾任長老和主教,但都是在不情不願的情況下接受的。
Üstelik patlayıcı kullanmak yerine taşıma yükü olarak bakırı kullanmak daha ucuzdu.此外,相对于爆炸物来说,使用铜作为荷载更加廉价。
Bir elektronun yükü ise q = − 1.6 × 10 − 19 {\displaystyle q=-1.6\times 10^{-19}} coulombtur.} ,金的電荷量是 Q = 79 × ( 1.6 × 10 − 19 ) C {\displaystyle Q=79\times (1.6\times 10^{-19})\ C\,\!
Almanya, ekonomik ve siyasi bakımdan ağır yükümlülükler altında idi.这个状态对于整个德国来说是经济上和政治上无法忍受的。
Yükü Taşıma / İlerletme (YT): Bir el hareketi ile bir nesneyi hareket ettirme.同时應確保手臂要與心臟同高,並且將手心向上,放鬆不要施力。
1909'da Robert Andrews Millikan, tek bir elektronun elektrik yükünü belirleme deneylerine başladı.1909年,美国物理学家罗伯特·密立根通过油滴實驗测定了单个电子所带的电荷量。
Firma ise çalışanlara dağıtılmak üzere, üretim için gerekli olan malzemeleri temin etmekle yükümlüdür.国家提供罪犯劳动必需的生产设施和生产经费。
Yükün hiçbir zaman belirlenen hizmet koşullarını aşmaması gerekir.亦不至革职永不叙用之重。
Yükü boşaltma (YB): Bir nesnenin kontrolünü bırakmak.晋朝避司马昭讳,不设置昭仪封号。
Çocuklar ailelerine destek olmakla yükümlüdürler.부모는 자녀를 구조할 의무가 있다.
Aşağıda Kapsüllenmiş Güvenlik Yükü'nün nasıl oluşturulduğu gösterilmektedir.이 때문에, 아래의 송신소 설비가 건설되었다.
Sonuç olarak, fırlatmadan birkaç gün sonra ikincil görev-yükü atmosfere tekrar girmişti.그후 며칠간 만을 측량한 후 보급 등 함대의 사정으로 류큐로 돌아가 기항했다.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.모든 시민은 동등한 권리와 의무를 향수한다.
İyon yükü ise anyondur (-).화폐의 단위는 양(両)이다.
Ağırlığı ya da yükü ipler yoluyla taşırlar.이들은 위팔뼈를 모으거나 (adduct) 내측으로 회전시키는 작용을 한다.
Bagaj, herhangi bir yolcunun yüküdür.이 시설은 여행자들의 기금으로 운용된다.
Bununla beraber bu yükümlülükler mezhepten mezhebe değişir.그러나 가장 현저한 현상은 지각(地殼)변동이다.
İlke 4 İş yükünü istikrara kavuşturun/dengeleyin (heijunka).이 41위를 세운 것은 자은(慈恩)의 말."
Tüm üyeler yüzde yüz bu kurallara uymakla yükümlüdür.액면주의 가액은 상법상 최소 100원으로 규정하고 있다.
İçindeki yükü ise kendisine bağlanan direnç değerine göre belli bir sürede boşaltır.제사장은 그의 부지중에 범한 허물을 위하여 속하므로 그가 허물을 사함 받는다.
Böylece, “Bâtınîler” bütün dinî kayitleri ve hattâ içtimaî yükümlülükleri dahi istinasız kaldırıp atmışlardır.공덕(功德, 산스크리트어: guṇa, puṇya: 덕)과 과실(過失: 잘못, 허물)은 각각 선(善)과 불선(不善)을 뜻한다.
Elektroskopun ilk olarak yükü boşaltılır, sonra cihazın üst ucuna yüklü bir cisim yaklaştırılır.ראשית פורקים את האלקטרוסקופ, ולאחר מכן מקרבים אליו גוף טעון.
Tüm üyeler yüzde yüz bu kurallara uymakla yükümlüdür.מוסדות אלה מחויבים בקיום של 100% מהתוכנית.
Yalıtılmış sistemin toplam elektrik yükü sistemin kendi içinde olan değişimlere bakmaksızın sabit kalır.המטען החשמלי הכולל של מערכת מבודדת נותר קבוע, ללא תלות בשינויים המתרחשים בתוך המערכת.
Her Gürcü ve Kıpçak ailesi, orduya bir asker, bir at ve bir silah sağlamakla yükümlü tutuldu.כל משפחה התחייבה לספק חייל אחד עם סוס ותחמושת.
Bagaj, herhangi bir yolcunun yüküdür."כבודת נוסעים" היא מטענם האישי של הנוסעים במטוס.
Gerçekten devlet, bu kanunlara dayanarak vergi yükümlülüğünü tek taraflı olarak koymaktadır.הערב אני מגיש לכם, בשם הממשלה, חוק על החוב.
Zırhın yükü, baş yukarı göstergesinde (HUD) sağ yukarı köşede mavi bir bar olarak görünür.ברביע הימני התחתון מצויר שור המסמל שפע, על רקע כחול.
Belediyeler, yönetimin istediği görevleri yapmakla yükümlüdür.נשים ממעטות להתקדם לתפקידי ניהול.
Süvariler savaş donanımlarını kendileri sağlamakla yükümlüydüler.החיילים הגאלים רכשו את כלי נשקם בעצמם.
Elektromanyetik enerji; elektrik yükü, manyetik alan ve foton formundadır.אנרגיה אלקטרומגנטית היא בצורה של מטענים חשמליים, שדות מגנטיים, ופוטונים.
Bu barış dolayısıyla da halk üzerine yüklenmiş olan vergilerin yükünü gayet azaltacağını vadetti.כמו כן הוא הבטיח למתן באופן משמעותי את עול המיסים שהוטל על העם.