yükü ile cümle

yükü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bununla beraber bu yükümlülükler mezhepten mezhebe değişir.שינויים אלו הם משניים לקרצינומה עצמה.
Bu nedenle, O'nun yüzünden, kendi payıma düşen yükü alıyorum.אני חושבת שמה שאתה חייב לנו, בתמורה, הוא הארכת הכהונה שלך.
İsmi “' işler, yükümlülükler, görevler“ anlamına gelir.Einsatz: "שימוש", "תפקיד", "משימה", "התחייבות", "השקעה".
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.המשפחות גם אחראיות על כך שהקשר יישמר.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.על פי הוועדה אשמה זו הוכחה.
Bu, üretim iş akışını düzleştirir ve yükü azaltır.זה כמובן מייעל את שטף העבודה ומגדיל את ההספק.
Çocuklar ailelerine destek olmakla yükümlüdürler.הם ממשיכים להיתמך על ידי ההורים.
İş yükünün değişmesi yemek kültürüne yansımıştır.המזון הנצרך בארוחת הצהריים משתנה מתרבות לתרבות.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.Въпреки наименованието си твърденията изискват доказателство.
1217 gereğince zararı karşılamakla yükümlüdür.М1117 са конструирани за поемане на по-големи щети.
Nötronların elektrik yükü yoktu, bu nedenle pozitif bir çekirdek onların yönünü değiştiremezdi.Неутроните нямат електрически заряд и така не биха се отклонили от положително зареденото ядро.
İsteğe bağlı olarak taşındığında, ek yakıt da ayrıca uçuş yükünün bir parçası sayılır.Ако се носи допълнително гориво, то също е част от товара.
Her bir gluon, birer renk yükü ile antirenk yükü taşır.Всеки глуон носи както цветен заряд, така и анти-цветен магнитен момент.
1998'de Üsküp Hukuk Fakültesinden "Roman ve Çağdaş Yükümlülük Hukuku" konusuyla ilgili lisans derecesi aldı.През 1998 защитава докторска дисертация в областта на римското и съвременното заложно право.
Adalet Bakanlığının Cezai Departmanları hapis cezalarını uygulamak ile yükümlüdür.Федералната служба за изпълнение на наказанията отговаря за управлението на местата за лишаване от свобода.
Dünya genelinde NATO operasyonlarının gerçekleştiği hava sahasını gözetlemekle yükümlüdürler.Чрез наблюдатели организацията следи ситуацията с противопехотните мини в световен мащаб.
Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.Принципът е, че задължен да извърши изпълнението е длъжникът.
Pratik olarak, elektrik yükünün hareketine elektrik akımı denir.Процесът на пренасяне на електричество се нарича протичане на електричен ток.
Bu geçici başkan kısa süre içinde ülkeyi yeni bir seçime götürmekle yükümlüydü.Това правителство в най-кратки срокове трябва да назначи избори.
Belediyeler, yönetimin istediği görevleri yapmakla yükümlüdür.Те трябва да дадат всичко от себе си, за да изпълнят поставената им от шефа задача.
Devletlerin İşkenceyi Önleme Yükümlüğü.При лишаване на гражданство от държавата.
Kondansatörler enerji depolayan elemanlardır ve içlerindeki elektriksel yükü uzunca bir süre saklayabilirler.Кондензаторите могат да съхранят заряда си дълго време след като са отделени от електрическата верига.
Sanatçı, kendi yorumuna göre 'Jackson' soyadının getirdiği ağır bir yükü kaldırmak zorunda kaldı.На нейния флаг са изписани думите „Сила-подвижност“, взети от писма на Джаксън.
Hastalık yükünün en fazla olduğu ülkeler: Hindistan (43 milyon), Çin (21 milyon) ve Pakistan (10 milyon).Zemlje s najvećim brojem oboljelih su: Indija (43 milijuna), Kina (21 milijun) i Pakistan (10 milijuna).
Her Gürcü ve Kıpçak ailesi, orduya bir asker, bir at ve bir silah sağlamakla yükümlü tutuldu.Svaka gruzijska i kipčačka obitelj bila je prisiljena dati jednog vojnika s konjem i oružjem.
Yalıtılmış sistemin toplam elektrik yükü sistemin kendi içinde olan değişimlere bakmaksızın sabit kalır.Ukupni električni naboj izoliranog sustava ostaje konstantan bez obzira na promjene unutar samog sustava.
Yani, Q yüküne sahip herhangi bir parçacık, ne kadar hızlı giderse gitsin, yükü daima Q olur.To znači da svaka čestica koja ima naboj q, bez obzira koliko brzo se kreće, ima uvijek naboj q.
Bagaj, herhangi bir yolcunun yüküdür.Putnički promet je prijevoz putnika.
SI sisteminde yükün birimi coulomb, ve Coulomb kanunu, onun adına ithafen verilmiştir.SI jedinica za električni naboj kulon (C), i Coulombov zakon nazvani su u njegovu čast.
Kadının Yükü, ayrıca radyo oyunu olarak uyarlanmıştır.Djela su joj izvedena i kao radio-drame.
Kuvvet kolu ne kadar büyükse, yükü kaldırmak için harcanacak kuvvet o kadar az olur.Što je ručica ključa dulja, manja je sila koju moramo upotrijebiti.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Članovi zajednice imaju jednaka prava i obveze.
Coulomb, Elektrik yükü birimi olup simgesi: C dir.A. de Coulomb, pa se po njemu mjerna jedinica električnog naboja naziva kulon (C).
Hissedarların sorumluluk ve yükümlülükleri Şirket Kuruluş Sözleşmesi ile belirlenir. ^Prava i obveze na temelju koncesije nastaju sklapanjem ugovora o koncesiji.
Bu tür kontratlarda taraflar birbirlerine karşı belli yükümlülükleri yerine getirme sözü verirler.Ugovori su sadržavali određene obveze jedne ugovorne strane u odnosu na drugu.
Vega'nın Görev-yükü kaplaması, İsviçre'nin RUAG Space şirketi tarafından üretilmiştir.U tom poslu Patria surađuje sa švicarskom tvrtkom Ruag.
Bunun başlıca üç nedeni vardır: İş yükü.Postoje tri značajne uloge: 1.
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.Nastavljate raditi vlastiti posao i zaokupljeni ste obitelji.
Dünya genelinde NATO operasyonlarının gerçekleştiği hava sahasını gözetlemekle yükümlüdürler.Sú zodpovedné za monitorovanie vzdušného priestoru pre operácie NATO po celom svete.
Bununla beraber bu yükümlülükler mezhepten mezhebe değişir.V týchto bodoch funkcia mení zakrivenie.
Elektrik yükü artı 2/3 elektrondur.Veľkosťou zodpovedá zhruba 2/3 Pluta.
Bu nedenle, O'nun yüzünden, kendi payıma düşen yükü alıyorum.Sám som zodpovedný za svoju smolu.
Bu gemiler saldırının asıl yükünü taşımışlardır.Veliteľ daného plavidla nesie za plavidlo priamu zodpovednosť.
Çelik halat boyutları için, halatların statik yükünün dikkate alınması gerekir.Oceľové výstuže sa musia podľa záťaže zložito staticky prepočítavať.
Ancak yazar kendisini kesinlikle bunu yazmakla yükümlü hissediyordu.Sám autor poprel, že by ju napísal.
Sırp soylular sadece Osmanlı devletine haraç (tribute) ödemekle yükümlüydüler.Košice nechceli predať Vlastimila Plavuchu pod cenu.
Profesyonel oyuncular genelde etik kurallara uymakla yükümlüdürler.Preto obvykle spisovatelia dbajú na dodržiavanie gramatických pravidiel.
Vergi yükümlülüklerine ilişkin ihbar ve şikayetleri değerlendirmek.Súd skúma prijateľnosť a podstatu sťažností, ktoré sú mu zaslané.
Makroskobik yapılar triboelektrik etki ile sürtülerek elektrik yükü kazanabilirler.Makroskopické teleso sa môže nabiť trením (triboelektrický efekt).
Hinokitiol bir Çinko ve Demir Yüküntaşırdır ve ayrıca bir gıda katkı maddesi olarak da onaylanmıştır.Hinokitiol je ionofor zinku a železa, dodatočne odsúhlasený ako doplnok stravy.[…]
1909'da Robert Andrews Millikan, tek bir elektronun elektrik yükünü belirleme deneylerine başladı.1909 - Robert Andrews Millikan izvede vrsto eksperimentov, s katerimi je hotel določiti naboj enega elektrona.
Su-7, sadeliği ile sağlamdı, ancak eksiklikleri arasında kısa menzil ve düşük silah yükü bulunmaktaydı.Su-7 je bil trdoživ in preprost, vendar je pa imel kratek doseg in majhen bojni tovor.
Tır, römorklu veya römorklu bir yükü çeken kamyonlardır.Je del, ki nosi obtežbo nosilca (arhitrav) ali loka (oboka).
Endüstri Mühendislerine işin psikolojik yükü konusunda yardımcı olmuştur.Pripomogla je k temu, da so industrijski inženirji upoštevali pomen psiholoških dimenzij pri delu.
Haçlıların şövalyeleri açıkça atların transferi ile yükümlüydü ve Bizans ordusu güneye kaçmıştı.Križarji so jo napadli kar z ladij za prevoz konj in bizantinska vojska je pobegnila proti jugu.
11 tam teçhizatlı askeri veya 1.170 kg yükü taşıyabilir.Lahko bo prevažal 11 vojakov ali 4500 kg tovora.
Kütle spektrometri kütle/elektrik yükü oranını elektrik ve magnetik alanı yardımı ile ölçer.Metoda temelji na merjenju razmerja masa/naboj molekul s pomočjo električnega ali magnetnega polja.
Almanya, ödeme kabiliyetinin çok üstünde bir savaş tazminatıyla da yükümlü tutuluyordu.Nemčija je morala sama kriti stroške gradnje.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Mestne države imajo na splošno enake pravice in dolžnosti kot druge zvezne dežele.
1909'da Robert Andrews Millikan, tek bir elektronun elektrik yükünü belirleme deneylerine başladı.1909 m. Robert Millikan išmatavo elektrono krūvį.

İlgili Sayfalar