yükü ile cümle
yükü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Avrupa Birliği anlaşmaları çerçevesinde devletin yükümlülükleri uyarınca, Balıkçı Polisliği yapmak.Fiskerikontrol i overensstemmelse med statens forpligtelser ifølge aftaler med EU.
Bir elektronun yükü 1,602*10−19 Coulomb'dur.Elektronen har én negativ elementarladning på ca. -1,602 x 10−19 coulomb.
642'de, Taizong bir kez daha Yukuk'un iktidarına karşı çıkarılan bir isyanı desteklemiştir.I 642 valgte kejser Taizong endnu en gang at blande sig ved hjælp af en oprør mod Tu-lus styre.
SI sisteminde yükün birimi coulomb, ve Coulomb kanunu, onun adına ithafen verilmiştir.SI-enheden for elektrisk ladning, Coulomb er opkaldt efter ham.
Coulomb, Elektrik yükü birimi olup simgesi: C dir.Coulomb (symbol C) er en SI-måleenhed for elektrisk ladning.
Üyelik boyunca her 4 yılda bir ve Komite'nin talebi olduğunda da rapor vermekle yükümlüdürler.Derefter skal det gentages mindst hvert fjerde år og når komiteen beder om det.
Proton e yüküne sahiptir, elektronlar ise –e yüküne sahiptir.Protonen er positivt elektrisk ladet, og elektronen er negativt elektrisk ladet.
Buna "ispat yükümlülüğü" denir.Det kan man kalde pligtopfyldendhed!"
Bunun yanında CESG, Kurumlardaki bu iletişimdeki şifreleme işini de yapmakla yükümlüdür.Udover dette arbejde varetager KR også behandlingen af klager beboerne imellem.
Kuarklar +2/3 ve −1/3 antikuarklar da bunun tersi -2/3 ve +1/3 elektrik yüküne sahiptirler.Kvarker har en ladning på -1/3 eller +2/3.
Şimdi kızlar, Tokyo'yu savunmakla yükümlüdürler.Nå slåss hun for å beskytte Tokyo.
Gözle görülen eşyanın tasavvufî mânalarını kaldıran İbn-i Meymûn idi ve her Bâtınî ona itaatle yükümlüydü.De ble regnet blant eldaene (altså de alvene som valgte å fare til Aman) og hadde Finwë som sin herre.
Lamin Diarra’nın yükünü de hafiflettik.Han erstattet Lassana Diarra etter skade.
Haçlıların şövalyeleri açıkça atların transferi ile yükümlüydü ve Bizans ordusu güneye kaçmıştı.Korsfarernes riddere angrep rett fra transportskipene og den bysantinske hæren flyktet sørover.
Bir coulomb yaklaşık 624x1016adet elektrik yüküne eşittir.1 coulomb tilsvarer 6,24 × 1018 elementærladninger.
Bu vektörlerden biri yükün hızı ve manyetik alanın vektörel çarpımıdır.Eksempler på slike størrelser er væskehastighet og magnetiske kraftfelt.
Avrupa Birliği anlaşmaları çerçevesinde devletin yükümlülükleri uyarınca, Balıkçı Polisliği yapmak.Fiskerikontroll, i overensstemmelse med landets forpliktelser etter EU-regelverket.
Onlar pozitif elektrik yükü içermektedir ve bu yüzden birbirlerini iterler.Atomkjernene, som har positiv elektrisk ladning, vil derfor frastøte hverandre.
"Kutuplaştırma gücü", iyonun yükü ile boyutu arasındaki orana bağlı olup yük yoğunluğu olarak adlandırılır.Størrelsen av feltet defineres som kvoten mellom kraftmengden og ladningens størrelse.
Yükü belli bir yüksekliğe kaldırmak için kullanılır.Vekten holdes oppe i et forskyvbart oppheng.
Bu geçici başkan kısa süre içinde ülkeyi yeni bir seçime götürmekle yükümlüydü.Dette var en midlertidig regjering inntil det kunne avholdes nyvalg.
Soylular tarafından böyle bir gemi yükünün çalınması nedeniyle on dört hafta süren "Safran Savaşı" çıktı.Pencurian muatan kapal oleh kalangan bangsawan memicu "Perang Safron" yang berlangsung selama 14 minggu.
Yükü boşaltma (YB): Bir nesnenin kontrolünü bırakmak.Cegahlah kabuyutan (tanah yang disucikan) jangan sampai dikuasai orang asing.
Eğer atomdaki elektron sayısı çekirdeğin elektriksel yükünden farklıysa, böyle atomlara iyon denir.Jika jumlah elektron berbeda dari muatan listrik inti, atom tersebut dinamakan sebagai ion.
Hastalık yükünün fazla olduğu ülkelerde ise aşılama maliyeti halen daha oldukça yüksek.Di negara dengan angka penyakit yang tertinggi, harga vaksin tersebut masih terlalu mahal.
Bir coulomb yaklaşık 624x1016adet elektrik yüküne eşittir.1 coulomb adalah 6.24×1018 kali muatan elektron.
Bu, tüberküloz gibi diğer çocukluk ve tropik hastalıkların sebep olduğu hastalık yüküyle neredeyse aynıdır.Ini kira-kira sama dengan beban penyakit seperti penyakit anak-anak dan penyakit tropis.
Çocuklar ailelerine destek olmakla yükümlüdürler.Ayah mereka pun cukup mendukung keinginan anak-anaknya.
Buna "ispat yükümlülüğü" denir.Apakah yang disebut hutang.
Aksi halde işletme ceza faturası ödemek ile yükümlüdür.Jadi, buat apa ia harus susah-susah membayar ongkos kirim surat.
Haçlıların şövalyeleri açıkça atların transferi ile yükümlüydü ve Bizans ordusu güneye kaçmıştı.Para kesatria berkuda Tentara Salib menyerbu langsung, dan tentara Romawi Timur melarikan diri ke selatan.
B, bu parayı ödemekle yükümlüdür.Kini, tiba saatnya untuk membayar utang tersebut.
İlk county 'ler Virginia'da yaratıldı, Jamestown'un idarî yükünü azaltmak için.Ia dikenang akan perannya dalam mendirikan pemukiman Inggris pertama di Jamestown, Virginia.
Moldova, eski Sovyetler Birliği ile ilgili tüm silahların kontrolü yükümlülüklerini kabul etmiştir.Moldova đã chấp nhận mọi quy định kiểm soát vũ khí có liên quan của Liên Xô cũ.
Hastalık yükünün en fazla olduğu ülkeler: Hindistan (43 milyon), Çin (21 milyon) ve Pakistan (10 milyon).Các quốc gia chịu bệnh này nặng nhất như: Ấn Độ (43 triệu), Trung Quốc (21 triệu) và Pakistan (10 triệu).
Bununla beraber eşit fırsatlar ve yükümlülükleri de içerir, böylece toplumun bütününü kapsar.Nó cũng bao gồm các cơ hội và nghĩa vụ ngang nhau, và do đó liên quan đến toàn bộ xã hội.
İmzaladığı insan hakları yükümlülüklerine saygı göstermesini İran'dan bekliyoruz. "Chúng tôi kêu gọi Iran đảo ngược phán quyết hiện tại và tuân thủ các nghĩa vụ nhân quyền quốc tế của mình. "
1909'da Robert Andrews Millikan, tek bir elektronun elektrik yükünü belirleme deneylerine başladı.Năm 1909, Robert Millikan thực hiện thí nghiệm để đo điện tích điện tử.
Otomatik bilgi çekme sistemleri, aşırı enformasyon yükünü azaltma amaçlı olarak kullanılırlar.Những hệ thống truy hồi thông tin tự động được sử dụng để giảm thiểu "quá tải thông tin".
Soylular tarafından böyle bir gemi yükünün çalınması nedeniyle on dört hafta süren "Safran Savaşı" çıktı.Hành vi trộm cắp hàng hóa như thế bởi các quý tộc đã gây ra cuộc chiến tranh saffron kéo dài 14 tuần.
Windows görev çubuğu, çalıştırıldıklarında bir penceresi olan her uygulamayı temsil etmekle yükümlü idi.Thanh tác vụ Windows có nhiệm vụ biểu thị mỗi ứng dụng có cửa sổ khi chúng chạy.
Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.Vai trò của nhà nước là bảo vệ sự bình đẳng này.
İsmi “' işler, yükümlülükler, görevler“ anlamına gelir.Các thuật ngữ này có nghĩa là "kinh doanh, thương mại và giao thông".
Belediyeler, yönetimin istediği görevleri yapmakla yükümlüdür."Gia đình" sẽ hoàn thành những nhiệm vụ được chủ nhà để lại.
Haçlıların şövalyeleri açıkça atların transferi ile yükümlüydü ve Bizans ordusu güneye kaçmıştı.Các hiệp sĩ Thập tự chinh tấn công thẳng từ tàu chở ngựa và quân đội Byzantine tháo chạy về phía nam.
Ölüm "Öyle diyorsun çünkü bunun ruhların yükü yüzünden olduğunu düşünüyorsun." dedi.Đề cập về nguyên nhân, ông cho rằng:cái chết này là do cái chết của tâm hồn con người.
Araştırma enstitüsü, araştırma yapmakla yükümlü bir kuruluştur.Viện nghiên cứu (tiếng Anh: research institute) là một cơ sở dành riêng cho hoạt động nghiên cứu.
Gelecekteki yükümlülükler emeklilik açığının hakimiyeti altındadır.将来の負債は年金赤字に左右されている。
Maddi hukuk bakımından hak sahibine davacı, yükümlü olana ise davalı denmektedir.例えば、債権者が保証人を訴えた場合の主債務者である。
Taşıtan: Deniz yoluyla yükü taşıtan kişidir.つりばか必死(時) 海上にて魚釣りに挑む。
Kayıtlı Arapça/İngilizce “Çevresel Maliyetler ve Yükümlülüklere İlişkin Muhasebe ve Mali Raporlama” (1999).認可されたアラビア語版/英語版の《環境コストと負債の会計と財務報告》(1999年)。
Hastalık yükünün en fazla olduğu ülkeler: Hindistan (43 milyon), Çin (21 milyon) ve Pakistan (10 milyon).児童の患者数が最も多いのはインド(4300万人)であり、次いで中国(2100万人)、パキスタン(1000万人)が続く。
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.国民は全て同等の権利と義務を持たねばならない。
Faraday sabiti, bir mol elektronun yüküdür ve yaklaşık olarak 26,8 amper-saattir.ファラデー定数は、1モルの電子が持つ電荷と定義され、約26.8アンペア時に等しい。
Antiparçacıklar her parçacığın karşı parçacığı vardır. (aynı kütle ve spine sahiptir fakat yükü zıttır).全ての鰭に棘条がない硬骨魚類もいる(原棘鰭上目など)。
Biyolojik yükleme, akvaryumda yaşayan canlıların akvaryumun ekosistemine yükledikleri yükün bir ölçüsüdür.生物学的負荷は、生きている住民がアクアリウムの生態系に与える負担の基準である。
Yükü kaldırmak için yüke eşit bir kuvvet kullanılır.やや重いため操作に負担がかかる。
Millikan’ın ikinci elektron yükü ölçme deneyinin sonuçlarında bazı uyuşmazlıklar vardı.ミリカンが電気素量の2度目の測定実験で結果として採用したデータの選択については、若干の議論がある。
İyon yükü ise anyondur (-).略称は鉄産総連(てっさんろうれん)。
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.病弱な姉の面倒を見る。