yükü ile cümle

yükü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Atölyeler her yıl defile basına en az 35-40 parçadan oluşan 2 koleksiyon hazırlamakla yükümlüdür.Dvakrát v roce musí ateliér představit alespoň 50 nových návrhů na módních přehlídkách.
Ancak yazar kendisini kesinlikle bunu yazmakla yükümlü hissediyordu.Chceme zjistit, zda byly napsány stejným autorem.
Her bir gluon, birer renk yükü ile antirenk yükü taşır.Každý gluon nese barevný náboj a antibarevný magnetický moment.
Avrupa Birliği anlaşmaları çerçevesinde devletin yükümlülükleri uyarınca, Balıkçı Polisliği yapmak.Dohled nad rybolovem v souladu se závazky státu v rámci dohod Evropské unie.
Kuvvet kolu ne kadar büyükse, yükü kaldırmak için harcanacak kuvvet o kadar az olur.Čím delší rameno, tím menší působící síla je potřeba.
İşçiler üzerinde adil iş yükü dağılımını sağlamak.Žádáme právo zaměstnanců na stávku.
Sadece Görevini Yapmakla yükümlüdür fakat zamanla yaptıklarını sorgulamaya başlayacaktır.Myslíme si jen, že potřebuje čas na to, aby si vyřešil, co chce v současné době dělat.
Firma ise çalışanlara dağıtılmak üzere, üretim için gerekli olan malzemeleri temin etmekle yükümlüdür.Jediná firma kontroluje zdroje nezbytné pro výrobu.
Sonunda metal plaka sadece pozitif yükü taşıyacaktır.Jinými slovy, metrický tenzor je pozitivně definitní.
Bununla birlikte Toplam ısı yükünü etkileyen diğer faktörleri de göz önünde bulundurmamız gerekmektedir.Dodává ale, že k plnému vysvětlení je třeba započítat i vliv oxidu uhličitého.
Otomatik bilgi çekme sistemleri, aşırı enformasyon yükünü azaltma amaçlı olarak kullanılırlar.Automatické systémy získávání informací pomáhají snížovat „informační zahlcení”.
Orduda, haritacılık gibi sorumluluklarla yükümlendi.Jako topograf se účastnil vojenských mapování.
Bu dönemde artan vergi yükü ve enflasyon nedeniyle devlet- halk çatışması baş göstermiştir.Také je díky čerpání dotací z veřejných zdrojů a státním zákázkám obviňován ze střetu zájmů.
Reissne-Nordström çözümü: Bu çözümde, merkezdeki nesnenin bir elektrik yükü vardır.Soluția Reissner-Nordström, în care obiectul central are o sarcină electrică.
Sonuçlara göre, elektronun yükü -1, protonun ise +1 dir.Electronii, prin convenție au sarcina -1, iar protonii au sarcina opusă, +1.
Q sembolü genellikle elektriğin ya da yükün değerini belirtmek için kullanılır.Simbolul Q este adesea folosit pentru a nota cantitatea de sarcină electrică.
Makroskobik bir nesnenin yükü, nesneyi meydana getiren parçacıkların elektriksel yükünün toplamıdır.Sarcina electrică a unui obiect macroscopic este suma sarcinilor electrice ale componentelor ce îl constituie.
Bir elektronun yükü 1,602*10−19 Coulomb'dur.Sarcina electrica este 1,60x10-19 culombi (C).
Sonunda metal plaka sadece pozitif yükü taşıyacaktır.Să încărcăm lama metalică cu electricitate pozitivă.
Hinokitiol bir Çinko ve Demir Yüküntaşırdır ve ayrıca bir gıda katkı maddesi olarak da onaylanmıştır.Hinokitiol-ul este un ionofor de zinc și fier, în plus este aprobat ca supliment alimentar
Bir elektronun yükü 1,602*10−19 Coulomb'dur.Az elektron töltése −1,602×10−19 Coulomb.
Bu araç sayesinde %0,3'ten az bir hata payıyla, 1-150 kadar az iyonun elektriksel yükü ölçülebildi.Az eszközzel 1-150 ion töltését tudták megmérni kevesebb mint 0,3%-os hibával.
Sonunda metal plaka sadece pozitif yükü taşıyacaktır.A pozitív töltésű fémlemez azonban nem veszíti el töltését.
Biyolojik bir deney yükü taşıyordu.Biológiai kutatási csomagot vitt magával.
Usul hukuku, kişilerin haklarını, yükümlülüklerini vb. göstermez.A felvett név nem sértheti mások érdekeit, jogait.
Yangın söndürmekle yükümlü personele itfaiyeci denir.A tűzoltó habot tűz eloltására tűzoltók használják.
Tüm üyeler yüzde yüz bu kurallara uymakla yükümlüdür.Ebben minden tagunk 100 százalékosan egyetért.
Belediyeler, yönetimin istediği görevleri yapmakla yükümlüdür.Ennek az a hátránya, hogy főnököm van, aki elvárásainak meg kell felelnem.
Yükün hiçbir zaman belirlenen hizmet koşullarını aşmaması gerekir.A követelmények nem garantálják a feltételes várható értéket.
Almanya, ödeme kabiliyetinin çok üstünde bir savaş tazminatıyla da yükümlü tutuluyordu.Roger azonban egyéb kifizetendő kötelezettségei miatt vesztett a hatalmából.
Kaymakam, ilçede dirlik ve düzeni sağlamakla yükümlüdür.A fő feladat az enyv- és koromréteg eltávolítása volt.
Elektrik yükü birimi olarak Coulomb kullanılmaktadır.A coulomb az elektromos töltés SI származtatott egysége.
SI sisteminde yükün birimi coulomb, ve Coulomb kanunu, onun adına ithafen verilmiştir.Az elektromos töltés egysége az ő tiszteletére kapta a coulomb nevet.
Sanatçı, kendi yorumuna göre 'Jackson' soyadının getirdiği ağır bir yükü kaldırmak zorunda kaldı.A NME szerint „Jackson alaposan lerázta magáról azt, hogy ő a háttérbe szoruló Jackson gyerek.
Her Gürcü ve Kıpçak ailesi, orduya bir asker, bir at ve bir silah sağlamakla yükümlü tutuldu.Jokaisen perheen täytyi toimittaa yksi sotilas hevosen ja aseistuksen kanssa.
Yalıtılmış sistemin toplam elektrik yükü sistemin kendi içinde olan değişimlere bakmaksızın sabit kalır.Eristetyn systeemin sähkövaraus pysyy vakiona riippumatta siitä, mitä muutoksia sen sisällä tapahtuu.
Bir elektronun yükü 1,602*10−19 Coulomb'dur.Täten elektronin varaus on noin 1,602 · 10−19 coulombia.
Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.Velvoite on velkasuhteessa olevan velallisen velvollisuus tehdä velkojalle tietty suoritus.
Kalan diğer bir soru indüklenmiş yükün ne kadar büyük olduğu.Jää epäselväksi, mitä muuta pakkauksen painoon mahdollisesti sisältyi.
Olağan dışı bir vergi yükümlülüğü olarak sayılan bu vergi avârız gelirleri içerisine girmiştir.Vanhojen verolukujen sijaan tuli siten yksi ainoa veroluku.
Bir coulomb yaklaşık 624x1016adet elektrik yüküne eşittir.Coulombi on yhtä suuri noin 6,241 · 1018 elektronin varauksen kanssa.
Araştırma enstitüsü, araştırma yapmakla yükümlü bir kuruluştur.Rakennetutkimuksen tärkeä tutkimuskohde ovat solut.
Eğer daha az yükün olduğu yönde taşıma yapılıyorsa navlun tutarı düşük olmaktadır.Jos sähköä varastoidaan paikallisesti, remontin tarve on vähäisempi.
Biyolojik bir deney yükü taşıyordu.Kyseessä oli siis bistaattinen tutka.
İş yükünün değişmesi yemek kültürüne yansımıştır.Yksikköhintojen muutos kuvaa tuotannon tulonjaon muutosta.
Süvariler savaş donanımlarını kendileri sağlamakla yükümlüydüler.Joukot piti pikaisesti siirtää omille linnakkeilleen.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.Todistuksen taakka on väitteen esittäjällä.
Diğer yandan, sadece yükü bilmek de durumun tanımlanması için yeterli değildir.Pelkkä tieto kieltotaulun sisällöstä ei kuitenkaan riitä kiellon noudattamiseksi.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Όλοι οι πολίτες έχουν ίσα δικαιώματα και υποχρεώσεις.
Coulomb, Elektrik yükü birimi olup simgesi: C dir.Coulomb) είναι η μονάδα μέτρησης ηλεκτρικού φορτίου και το σύμβολό της είναι το C.
Hastalık yükünün fazla olduğu ülkelerde ise aşılama maliyeti halen daha oldukça yüksek.Στις χώρες όμως που η επίπτωση της νόσου είναι υψηλότερη, ο εμβολιασμός παραμένει πολύ ακριβός.
Daha teknik terimlerle açıklanacak olursa, bir manyetik monopol net manyetik yükü olan bir parçacıktır.Με πιο τεχνικούς όρους, ένα μαγνητικό μονόπολο θα έχει καθαρή «μαγνητική επιβάρυνση».
Bu, üretim iş akışını düzleştirir ve yükü azaltır.Αυτό μειώνει την δραστηριότητα που χρειάζονται για να τραφούν και ως αποτέλεσμα το βάρος τους αυξάνεται.
Pratik olarak, elektrik yükünün hareketine elektrik akımı denir.Ηλεκτρική δυναμική ενέργεια ονομάζεται η δυναμική ενέργεια του ηλεκτρικού πεδίου.
En önemli görevli ya da yükümlü memur, Kardinal Tarcisio Bertone, Kutsal Makam'ın başbakanı gibidir.Ο τωρινός κάτοχος, Καρδινάλιος Ταρκίζιο Μπερτόνε, είναι το αντίστοιχο του πρωθυπουργού στην Αγία Έδρα.
Kalan diğer bir soru indüklenmiş yükün ne kadar büyük olduğu.Άλλο ένα χαρακτηριστικό είναι η μεγαλη απορροφητικότητα που είχε.
Birçok kişi devletin dini tarafsızlık yükümlülüğüne inanıyor.Πολλοί πιστεύουν στην υποχρέωση του κράτους για θρησκευτική ουδετερότητα.
Bir çok genç askerlik yapmakla yükümlüydü.Πολλοί νεαροί υποχρεώθηκαν να κάνουν στρατιωτική θητεία.
Hinokitiol bir Çinko ve Demir Yüküntaşırdır ve ayrıca bir gıda katkı maddesi olarak da onaylanmıştır.Η ινοκιτιόλη είναι ένα Ιονοφόρο Ψευδαργύρου και Σιδήρου, επιπλέον είναι εγκεκριμένη ως πρόσθετο τροφίμων.[5]
Q sembolü genellikle yükü ifade etmek için kullanılır.Symbolet Q anvendes ofte som symbol for den elektriske ladning.

İlgili Sayfalar