yükü ile cümle
yükü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bununla beraber bu yükümlülükler mezhepten mezhebe değişir.Эти же источники расскажут о переделках.
Bagaj, herhangi bir yolcunun yüküdür.Большой объём багажа, перевозимого пассажирами.
Tılsım kuarklar +2⁄3 elektrik yükünü (Q) taşır ve bu sebepten dolayı +1 tılsıma sahiptirler.Очарованный кварк несёт электрический заряд Q = +2⁄3 и, таким образом, обладает очарованием +1.
Dört tarafın her birinde yükün taşınmasını karşılayabilmek için geniş kemerli açıklıklar vardır.На клинке с каждой стороны имеются широкие долы.
Kurumun başkanı sadece dini lidere cevap vermekle yükümlüdür.Духовное начальство могло лишь высказывать своё мнение.
Bu görevlerinin yanı sıra normal polislik görevlerini de (asayiş) sağlamakla yükümlüdürler.Её дополнительной обязанностью было выполнение задач обычной железнодорожной полиции.
Bu halde yolun yükü çekme taşıyan elemanlarla köprüye iletilir.Именно на этих участках будет осуществляться движение транспорта к мосту.
Gazetecilik, haberi doğru kaynaktan almakla yükümlüdür.Фактически, журналист несёт ответственность за опубликованную информацию.
Moldova, eski Sovyetler Birliği ile ilgili tüm silahların kontrolü yükümlülüklerini kabul etmiştir.وقد قبلت مولدوفا السيطرة على جميع الأسلحة ذات الصلة التزامات الاتحاد السوفياتي السابق.
Robert Millikan’ın yağ damlası deneyi bu gerçeği direkt olarak göstermiş, ve temel yükü ölçmüştür.تجربة قطرة الزيت لروبيرت ميليكان أكدت هذه الحقيقة بشكل مباشر كما قامت بقياس الشحنة الأساسية.
Diğer yandan, sadece yükü bilmek de durumun tanımlanması için yeterli değildir.إلا أنه على الجانب الآخر فإن مجرد معرفة الشحنة ليس وصفا كاملا للموقف.
Hastalık yükünün fazla olduğu ülkelerde ise aşılama maliyeti halen daha oldukça yüksek.في البلدان التي يكون فيها عبء المرض أعلى، ولكن اللقاح لا يزال مكلفاً للغاية.
Sanatçı, kendi yorumuna göre 'Jackson' soyadının getirdiği ağır bir yükü kaldırmak zorunda kaldı.واضطر الفنان للازاله لقب جاكسون الذي يمثل عبئا ثقيلا وفقا لتفسيرها.
Yalıtılmış sistemin toplam elektrik yükü sistemin kendi içinde olan değişimlere bakmaksızın sabit kalır.الشحنة الكهربائية الكلية لنظام معزول تظل ثابتة بغض النظر عن التغيرات داخل النظام نفسه.
Her Gürcü ve Kıpçak ailesi, orduya bir asker, bir at ve bir silah sağlamakla yükümlü tutuldu.فهم محاربون لا يملك الفرد منهم سوى حصانه ودرعه وسلاحه.
Bu araç sayesinde %0,3'ten az bir hata payıyla, 1-150 kadar az iyonun elektriksel yükü ölçülebildi.وامكن لهذا الجهاز قياس الشحنة الكهربائية حتى 1-150 أيون مع هامش خطأ اقل من 0.3٪.
Q sembolü genellikle elektriğin ya da yükün değerini belirtmek için kullanılır.العلامة Q عادة ما تستخدم للإشارة إلى كمية الكهربية أو كمية الشحنة.
Schwarzschild kara deliği or statik kara delik yükü veya açısal momentumu yoktur.ثقب أسود شوارزشيلد أو ثقب أسود ثابت هو الثقب الأسود الذي لا يوجد لديه تهمة أو الزخم الزاوي.
Michael Faraday, yaptığı elektroliz deneyleriyle elektriksel yükün kesin olduğunu gösteren ilk kişidir.مايكل فاراداي وتحليله الكهربائي كان أول من لاحظ الطبيعة المتجزأة للشحنة الكهربائية.
Q sembolü genellikle yükü ifade etmek için kullanılır.غالبا ما تشير العلامة Q إلى الشحنة.
İlke 4 İş yükünü istikrara kavuşturun/dengeleyin (heijunka).رابع الخلفاء الراشدين عند أهل السنة والجماعة، وأول أئمة الشيعة.
200 yılında Japonya Başbakanı Keizō Obuchi'nin ölümü aşırı iş yüküne bağlanmıştır.ومن أشهر الحالات، كانت وفاة رئيس الوزراء الياباني كيزو أوبوتشي في عام 2000 جراء سكتة دماغية قاتلة.
Faraday sabiti fizik ve kimyada, bir mol elektronun sahip olduğu elektrik yükü olarak tanımlanır.ثابت فاراداي في الفيزياء والكيمياء هو كمية الشحنة الكهربية لكل مول من الإلكترونات.
1937 itibarıyla tüm ailenin ekonomik yükünü omuzlayarak stüdyoyu tek başına işletmeye karar verdi.وبحلول عام 1937 قررت إدارة استوديو والدها متحملة الأعباء المالية لأسرتها.
Aynı zamanda alıcı ve satıcı taraflarındaki yükü azaltır.وهاذا سوف يحمي مصلحة كلاً من المشتري والبائع .
Evlilik yükümlülükleri ve hakları, en nihayetinde Ahit baz alınarak yaratılmıştır.ويمنح حقوقا ومسؤوليات، ولكن أقل من الزواج .
İki çeşittir: Desteğin uçta, yükün ortada olduğu kaldıraç.منفكّين: مزايلين ما هم عليه من الدين .
Sınırlı ayni haklar ise, irtifak hakkı, rehin hakkı ve taşınmaz yükü olmak üzere üç gruba ayrılır.حق الجار على ثلاث مراتب: أدناها كف الأذى عنه، ثم احتمال الأذى منه، وأعلاها وأكملها: إكرامه والإحسان إليه.
İşçiler üzerinde adil iş yükü dağılımını sağlamak.التأكد من حصول العمال على رواتب معقولة.
Hastalık yükünün en fazla olduğu ülkeler: Hindistan (43 milyon), Çin (21 milyon) ve Pakistan (10 milyon).Países com o maior fardo da doença incluem: Índia (43 milhões), China (21 milhões) e Paquistão (10 milhões).
Eğer atomdaki elektron sayısı çekirdeğin elektriksel yükünden farklıysa, böyle atomlara iyon denir.Se o número de elétrons for diferente da carga elétrica do núcleo, tal átomo é denominado íon.
Sadâkat, aynı zamanda kişinin dostlarına, ailesine ve eşine karşı olan yükümlülüklerin genişletilmiş şekliydi.A lealdade era também uma extensão dos deveres do indivíduo com os amigos, cônjuge e familiares.
Oksidasyon seviyesinin işareti (+ veya - oluşu) her bir iyonun elektronik yüküne karşı gelir.O sinal do estado de oxidação (positivo ou negativo) corresponde ao valor da carga elétrica de cada íon.
İmzaladığı insan hakları yükümlülüklerine saygı göstermesini İran'dan bekliyoruz. "«EUA pedem a Irã que respeite vontade do povo».
Bu nedenle, O'nun yüzünden, kendi payıma düşen yükü alıyorum.Ai, meu Deus, Perdi a conta.
Gözle görülen eşyanın tasavvufî mânalarını kaldıran İbn-i Meymûn idi ve her Bâtınî ona itaatle yükümlüydü.Rain foi questionado sobre um hoobae que ele manteve seu olhar, e ele respondeu: "Eles são todos incríveis.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Todos os cidadãos têm os mesmos direitos e os mesmos deveres.
Ters proxyler Web sunucuları üzerinden yükü azaltarak, Web isteklerine hızlı bir şekilde cevap verebilir.O Proxy Server localiza as entidades apropriadas e redireciona as requisições para elas.
Faraday'in elektroliz kanunları aracılığıyla bu temel yükün (e) değerini tahmin edebildi.Ele foi capaz de estimar o valor desta carga elementar e por meio da lei de Faraday da eletrólise.
Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.Aqui, ação estatal para a realização do valor da igualdade.
Sanatçı, kendi yorumuna göre 'Jackson' soyadının getirdiği ağır bir yükü kaldırmak zorunda kaldı.Sua carreira política foi extremamente dependente de Jackson como seu apelido implicava.
İran Dışişleri CENTO'daki yükümlülüklerini reddetti.O representante permanente do Irã nas N.U. negou responsabilidade.
1874'te her sınıftan genç ilk kez zorunlu askerlik hizmetiyle yükümlü kılındı.Em 1874 os filhos dos colonos foram recrutados pela primeira vez para os serviços militares.
Kuarklar; elektrik yükü, renk yükü, spin ve kütle gibi çeşitli yapısal özelliklere sahiptir.Quarks possuem várias propriedades, como a carga elétrica, a massa, a carga de cor e o spin.
Sanal bellek sistemleri tasarlanırken bu durumun yaratacağı yükü engellemek için bazı önlemler alınabilir.Todavia, existem abordagens de design que podem reduzir a chance real disso ocorrer.
Protokol paketleri bu HTTPS katmanı üzerinden veri yükü olarak geçer.Este empilhamento de camadas continua mesmo acima do HTTP.
İyon yükü ise anyondur (-).O tempo hé bonança de todo (…) .
Yani vergi geneldir, herkes vergi ödemekle yükümlüdür.Assim, é razoável que a população como um todo deve contribuir para o imposto de custos.
Transfer şalteri, elektriksel bir yükü iki kaynak arasında değiştirmeyi sağlayan bir anahtardır.Transmissão de energia elétrica é o processo de transportar energia entre dois pontos.
Sırp soylular sadece Osmanlı devletine haraç (tribute) ödemekle yükümlüydüler.Eles também pagavam impostos e tributos à nova administração muçulmana.
Hissedarların sorumluluk ve yükümlülükleri Şirket Kuruluş Sözleşmesi ile belirlenir. ^Empregados e diretores estão listados de acordo com o seu papel na empresa.
Diğer tüm parçacıklar sıfır renk yüküne sahiptirler.Alle andere deeltjes hebben nul kleurlading.
Elektrik yükü birimi olarak Coulomb kullanılmaktadır.De coulomb is de eenheid van elektrische lading.
Hastalık yükünün fazla olduğu ülkelerde ise aşılama maliyeti halen daha oldukça yüksek.In de landen waar de ziektelast het hoogst is, is het vaccin echter nog te duur.
Taşıtan: Deniz yoluyla yükü taşıtan kişidir.Zo is hij een bedreven vechter, en beheerst hij de zeeën.
Her bir gluon, birer renk yükü ile antirenk yükü taşır.Een gluon transporteert kleurlading van de ene naar de andere.
Nedime, soylu bir kadına eşlik ve arkadaşlık etmekle yükümlü yardımcı kadın.Hoe gaat dat, een vriendje of vriendinnetje trekt je mee.
Q sembolü genellikle yükü ifade etmek için kullanılır.Als symbool wordt meestal q gebruikt.
Bu da sistem için büyük bir depolama yükü oluşturur.Dit is echter wel een zware belasting voor een systeem.
Resmin merkezinde beyaz at ve atın yükünü bağlamaya çalışan bir zeybek vardır.In het medaillon zijn het witte paard en de zuil afgebeeld.