yükü ile cümle

yükü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu gemiler saldırının asıl yükünü taşımışlardır.Ces navires ont subi le plus fort de l'assaut japonais.
Bu hem yerçekimi hem de elektrik yükü için de geçerlidir.Cela modifie la taille et la charge électrique globale.
Ayrıca alacaklının bunları borcu ödeyen kefile teslim etme yükümlülüğü de vardır (BK. m.Compte d’Honoré des sommes que des clients lui doivent (à prendre).
Kuvvet kolu ne kadar büyükse, yükü kaldırmak için harcanacak kuvvet o kadar az olur.Plus le bras de levier sera grand, plus le poids à mettre sera faible.
Almanya, ekonomik ve siyasi bakımdan ağır yükümlülükler altında idi.L'Allemagne est fortement sanctionnée territorialement et économiquement.
Yükümlülüklerime uymak için, ben en çok acı çekenlerle, mahkum edilenlerle, hor görülenlerle beraberim (...)¡Prefiero serlo con el muerto, conmigo y con vosotros, antes que con esos hombres tan honrados! ...
Diğer tüm parçacıklar sıfır renk yüküne sahiptirler.Todas las demás partículas tienen carga de color cero.
103 tonluk maksimum bir yüküyle 777F’in kapasitesi, 747 400F'in 112 tonluk kapasitesine yaklaşacaktır.Con una carga máxima de 103 toneladas, la capacidad del 777F se asemeja a la del 747-400F de 112 toneladas.
Yükün kaldırılması, makaralar üzerinden dolanan tel halatın bir tambura sarılmasıyla sağlanır.Supongamos que la carga se mueve a través de un alambre.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Todos los ciudadanos deben tener los mismos derechos y responsabilidades.
Eğer atomdaki elektron sayısı çekirdeğin elektriksel yükünden farklıysa, böyle atomlara iyon denir.Si el número de electrones es diferente a la carga eléctrica del núcleo, entonces el átomo se llama ion.
Arzusunun dışında, vergi yükü ağırlıklı olarak köylüde kaldı.A pesar de sus deseos, la presión fiscal se mantuvo principalmente sobre los campesinos.
11 tam teçhizatlı askeri veya 1.170 kg yükü taşıyabilir.Puede transportar hasta 19 pasajeros o 1.710 kg de carga.
Bu organlarca hazırlanan bütçe ve programları uygulamakla yükümlüdür.Los planes y presupuestos que preparé fueron aceptados con entusiasmo.
Bu şekilde yüklenmiş yükün her bir yandaki kısmına da bir denk denir.En este mismo retablo se ven a cada lado una imagen.
Almanya, ekonomik ve siyasi bakımdan ağır yükümlülükler altında idi.Así, Alemania fue fuertemente sancionada territorial y económicamente.
Maddi hukuk bakımından hak sahibine davacı, yükümlü olana ise davalı denmektedir.Si alguien cometió un delito, deberá ser juzgado».
Bu hem yerçekimi hem de elektrik yükü için de geçerlidir.También muestran el nivel de combustible o de carga eléctrica.
Bu tek kutuplar elektrik yüküne benzer şekilde manyetik yük taşımış olurlardı.Los monopolos llevarían «carga magnética» análoga a la carga eléctrica.
Devletlerin İşkenceyi Önleme Yükümlüğü.Consejo Nacional para Prevenir la Discriminación.
STS-4, 1982 : Çıkıntılı Hava Yükü (PAL) rampa kaybı.STS-4, 1984: Pérdida de la rampa PAL; Hubo que reemplazar completamente 40 baldosas.
Yükün hiçbir zaman belirlenen hizmet koşullarını aşmaması gerekir.No destruir nunca los correos almacenados.
ABD'nin üstlendiği bu yükümlülük sonradan Eisenhower Doktrini adıyla anıldı.Esta creencia forma de la política estadounidense en todo el segundo mandato de Eisenhower.
Yönetici ortaklar, yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ortaklara ödemekle yükümlüdürler.Les dice que la Federación pasará una vez al año para recoger su parte de las ganancias.
Yüklendiğinde, elektrik yükü elektrot arasındaki dielektrik nüfuz statik elektrik alanda depolanır.Al depositar una carga eléctrica en ellos, la electrización se mantiene localmente.
Gelecekteki yükümlülükler emeklilik açığının hakimiyeti altındadır.Por lo tanto, el futuro de las pensiones es en cuestión.
Bu da daha az sistem yüküne ve daha çok pil ömrüne olanak sağlar.Y espero que haya otras oportunidades y sea menos pesada la carga de la enfermedad.
İmzaladığı insan hakları yükümlülüklerine saygı göstermesini İran'dan bekliyoruz. "«Irán muestra su disposición a negociar sobre las inspecciones de su programa nuclear».
Böylece Bağlar Belediyesi 33 mahalleye hizmet götürmekle yükümlü bir belediye haline gelmiştir.Es por ello que alentaron a los locales a enfrentarse contra el 33.
Moldova, eski Sovyetler Birliği ile ilgili tüm silahların kontrolü yükümlülüklerini kabul etmiştir.La Moldavia ha accettato il controllo degli armamenti da parte dell'ex Unione Sovietica.
Diğer tüm parçacıklar sıfır renk yüküne sahiptirler.Tutte le altre particelle hanno carica di colore zero.
Hastalık yükünün fazla olduğu ülkelerde ise aşılama maliyeti halen daha oldukça yüksek.Nei paesi in cui la frequenza della malattia è più alta, il vaccino è ancora troppo costoso.
Buna "ispat yükümlülüğü" denir.C’è una cosa chiamata responsabilità.
Çocuklar ailelerine destek olmakla yükümlüdürler.Aiutare i genitori ad aiutare i figli.
Bunun başlıca üç nedeni vardır: İş yükü.Dobbiamo considerare tre casi: I contratti.
Edim, borçlunun bir şey vermek, bir şey yapmak ya da bir şey yapmamak şeklindeki yükümlülüğüdür.Una promessa è un impegno da parte di qualcuno a fare o non fare qualcosa.
Vega'nın Görev-yükü kaplaması, İsviçre'nin RUAG Space şirketi tarafından üretilmiştir.RUAG Space è la divisione spazio della svizzera RUAG.
Bagaj, herhangi bir yolcunun yüküdür.I locomotori sono sempre del tipo bagagliaio.
SI sisteminde yükün birimi coulomb, ve Coulomb kanunu, onun adına ithafen verilmiştir.L'unità di misura della carica elettrica, il coulomb, prende da lui il nome.
Kalan diğer bir soru indüklenmiş yükün ne kadar büyük olduğu.Un altro aspetto da affrontare è la lunghezza dei cavi e il loro peso risultante.
Yükü kaldırmak için yüke eşit bir kuvvet kullanılır.Il verricello serve a trascinare pesi.
Hakların ve yükümlülüklerin paylaştırılması yoluyla sözleşme imzalanması sırasında prim akışı olmaz.Non si possono dimenticare i propri diritti e doveri abbandonando la contio.
Annesiz ve babasız büyüyen Sürreya genç yaşta hayatın yükünü sırtlamış iken karşısına Faruk çıkar.Immatura e schivante ogni responsabilità cerca di vivere una vita giovane quando lei non lo è più.
Kalan diğer bir soru indüklenmiş yükün ne kadar büyük olduğu.Ещё одной характерной особенностью является его большой вес.
Elektromanyetik enerji; elektrik yükü, manyetik alan ve foton formundadır.Электромагнитная энергия — в виде электрических зарядов, магнитных полей и фотонов.
Proton e yüküne sahiptir, elektronlar ise –e yüküne sahiptir.Протон имеет заряд e, электрон имеет заряд −e.
Tır, römorklu veya römorklu bir yükü çeken kamyonlardır.На них изображена сыплющая из рога изобилия зерно или колосья женщина.
Yükü kaldırmak için yüke eşit bir kuvvet kullanılır.Для увеличения силы тяги применяется балластный вес.
İşçiler üzerinde adil iş yükü dağılımını sağlamak.Справедливое распределение обязанностей между работниками.
Bu da halkın vergi yükünün ağırlaşmasına neden oluyordu.Тем самым удалось снизить налоговое бремя для простого народа.
Duvar elektrik yükü ile yüklendiği zaman çözelti içerisinde bulunan iyonlar ile yüzey etkileşime girer.Когда вожак птичьей стаи совершает мах крылом вниз, то позади него образуется восходящая струя.
Yükü Taşıma / İlerletme (YT): Bir el hareketi ile bir nesneyi hareket ettirme.Не будь лапотника, не было бы и бархатника (то есть дворянина).
Buna "ispat yükümlülüğü" denir.В этом заключается понятие долга.
Türkiye, yükümlülüklerini yerine getirme hakkı olan garantör devletlerden biridir.У нас, корейцев есть право, наказывающее вас.
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.Та смотрела, насколько здорова будущая невестка.
Usul hukuku, kişilerin haklarını, yükümlülüklerini vb. göstermez.Природа вещей не уступает своих прав.
Elektrik yükü artı 2/3 elektrondur.ТЭС производят 2/3 электроэнергии.
Bunun başlıca üç nedeni vardır: İş yükü.Этому существуют три основных объяснения (эффекта).
İlke 4 İş yükünü istikrara kavuşturun/dengeleyin (heijunka).Он состоит только из одного (первого) четверостишья.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Все граждане государства должны обладать равными правами и обязанностями.

İlgili Sayfalar