1376'da Konstantin yönetimde söz sahibi olmaya başlamıştır.En 713, finalement, Constantin reçut des nouvelles.
Bunun amacı yönetimdeki harcamaları azaltmaktı.Pour y parvenir, il s'agit de réduire la dépense publique.
1989 Romanya Devrimi'yle yönetimden indirilen Nicolae Ceauşescu'nun eşidir.En Roumanie, Nicolae Ceaușescu est éliminé plus violemment lors de la révolution de 1989.
Bu arada Castro'nun yönetimdeki etkinliği de pekiştirildi.De plus, la trame du combat contre Caster en a également été issue.
Yedi yıl boyunca ikisi yönetimde hemen hemen tamamen etkin oldular.Depuis plusieurs décennies, les deux sections sont pratiquement indépendantes.
Sonuç olarak yönetimde önemli rol oynadılar.En somme, ils avaient le rôle d’administration centrale.
Aynı yıl Gung Ye yönetimden devrilmiş ve başkent Cheorwon yakınlarında öldürülmüştür.El mismo año Gung Ye fue derrocado y asesinado cerca de la capital, Cheorwon.
Buna rağmen, arada sırada üst düzey yönetimdeki üyeler arasında sürtüşmeler olmuştur.En otras ocasiones la orden de arresto venía de los altos mandos.
Tarım ve sanayide yenilikler yönetimde de birçok reforma gidildi.Bajo su dirección se llevaron a cabo diversas modificaciones arquitectónicas e infraestructurales.
Tarih boyunca Hevsureti ve komşu bölgeler, merkezi yönetimden bağımsız kalmışlardır.Sólo el Süd de Regionalligas y el distrito sobrevivieron.
Eyalet bir imparatorluk eyaletiydi ve verilen önem yönetimde bulunan bir legate ile gösteriliyordu.Tenía por objetivo establecer un Imperio árabe pero con dirigentes electos por la nación.
MÖ 395'te Sparta idarecileri Lysander'i yönetimden aldılar ve bu nedenle Sparta donanma üstünlüğünü kaybetti.Nel 395 a.C. i governanti spartani rimossero Lisandro dalla carica, e Sparta perse la sua supremazia navale.
19 Ekim 2006'da, Ellis ve ekibi yönetimden çekilerek yerini Lerner'a bıraktı.Il 19 settembre 2006 Ellis e il suo board si dimisero e furono sostituiti da un nuovo board guidato da Lerner.
Seçim yasası oy vermeyi gelir vergisine bağladığından, Siyah çoğunluk yönetimde söz sahibi olamadı.Non essendo emigrato, egli conservò i suoi beni che non gli erano pervenuti come diritto feudale.
Hareketin pek çok üyesi, yeni yönetimde üst kademelerde görev aldı.650). ^ La maggioranza dei ministri aveva già negoziato la propria permanenza in carica nel nuovo gabinetto.
Bu istifa yönetimden kabul edildi.Questa volta le dimissioni vennero accettate.
Pupienus ve Balbinus birlikte sadece 99 gün yönetimde kaldılar.Вместе Пупиен и Бальбин правили всего 99 дней.
Buna rağmen, arada sırada üst düzey yönetimdeki üyeler arasında sürtüşmeler olmuştur.Однако, несмотря на это, среди членов съёмочной группы постоянно царило веселье.
27 Temmuz 1794'te Robespierre'in yönetimden uzaklaştırılmasına katkıda bulundu.Как и многих, их спасло падение Робеспьера 27 июля 1794 года.
Beş yıl boyunca genel sekreterlik yaptı ancak yönetimdekilerle görüş ayrılığına düşünce kurumdan ayrıldı.В течение 5 лет состоял сельским писарем, но оставил службу из-за разногласий с земским начальником.
Yönetimde halkın da sözü bulunur.(مدرة):زعيم القوم ولسانهم المتكلم عنهم.
Yedi yıl boyunca ikisi yönetimde hemen hemen tamamen etkin oldular.وقد استطاع في خلال عامين السيطرة على كل اسكتلندا تقريبًا.
Pupienus ve Balbinus birlikte sadece 99 gün yönetimde kaldılar.Pupieno e Balbino tinham governado apenas por 99 dias.
Parti sadece yönetimde söz sahibidir.Ao rei só pertence o poder executivo.
919 yılında, çeşitli hiziplerin bir araya geldiği bir darbe ile Zoe yönetimden uzaklaştırıldı.Em 919, um golpe de estado envolvendo diversas facções conseguiu remover Zoé do poder.
Bunun amacı yönetimdeki harcamaları azaltmaktı.Eles se comprometeram a reduzir os gastos governamentais.
1968 yılında Salazar yönetimden ayrıldı ve yerine Marcelo Caetano geçti.Em 1968, Salazar foi afastado do poder por doença, sucedendo-lhe Marcelo Caetano.
Yönetimde insanların rızasının alınmasını, yaşam biçimlerine dokunulmamasını istiyor.Não querendo colocar em risco a vida de ninguém, ele mesmo a bebe.
1975 yılında komünistleri yönetimden uzaklaştırmak için sert önlemler aldı.In december 1975 dwongen de communisten hem om af te treden.
Tokmaklılardan önce yönetimde sufiler söz sahibidir.In werkelijkheid regeert Vortigern.
Bu arada Castro'nun yönetimdeki etkinliği de pekiştirildi.Ten tweede leek het alsof de samenwerking met Castro op het spel stond.
Hareketin pek çok üyesi, yeni yönetimde üst kademelerde görev aldı.Veel militairen kregen een hoge rang in de nieuwe regering.
Bu otoriter yönetimde Bayar'ın da belirleyici bir etkisi oldu.Het handhaven van zijn eigen machtspositie speelde uiteraard ook een rol.
Bunlar ancak iki yıl yönetimde kalabilmiş, sonra şehrin halkı tarafından kovulmuşlardır.Die werden dan een jaar of twee door Europeanen begeleid en daarna overgenomen door de plaatselijke bevolking.
RPR yönetimde görevler almıştır.De RDW voert wettelijke taken uit.
Pupienus ve Balbinus birlikte sadece 99 gün yönetimde kaldılar.Panowanie Balbina i Pupiena trwało 99 dni.
Ancak Kıbrıs Türkleri, Aralık 1963'ten beri yönetimde yer almamaktadırlar.Według Syryjczyków działacze ci nie sprawdzili się w rządzeniu państwem w 1963.
Ardından çeşitli şirketlerin yönetimde yer almıştır.Piastował następnie kierownicze stanowiska w różnych przedsiębiorstwach.
Adolf Warski liderliğindeki grup yönetimden el çektirildi.Zwolniony mandat objął po nim Adolf Warski.
Sonuç olarak yönetimde önemli rol oynadılar.Pod ich panowaniem zachowało istotne znaczenie.
Parti sadece yönetimde söz sahibidir.Inicjatywa ustawodawcza należała wyłącznie do króla.
Sadece 3 hafta boyunca yönetimde kalmıştır.Swój urząd sprawował jedynie przez trzy miesiące.
RPR yönetimde görevler almıştır.Prezydentowi RP przysługują jednak dodatkowe kompetencje.
55 yılıyla birlikte, Nero yönetimde daha faza etkin bir rol almaya başladı.År 55 började Nero anta en mer aktiv roll som administratör.
1968 yılında Salazar yönetimden ayrıldı ve yerine Marcelo Caetano geçti.1968 insjuknade Salazar och efterträddes av Marcelo Caetano.
Parti sadece yönetimde söz sahibidir.Samväldets funktioner var endast administrativa.
RPR yönetimde görevler almıştır.NFS har roterande ordförandeskap.
Bunun amacı yönetimdeki harcamaları azaltmaktı.Для цього він намагався зменшити витрати уряду.
Parti sadece yönetimde söz sahibidir.Символізація властива тільки людині.
Almanlar geleneksel olarak yönetimde etkin durumdaydılar ve Almanca resmi dildi.За його словами — солдати були у німецькому обмундируванні та розмовляли німецькою мовою.
Yönetimde halkın da sözü bulunur.Božství bylo připisováno i člověku (králi).
Tarım ve sanayide yenilikler yönetimde de birçok reforma gidildi.Provedly se též četné reformy v zemědělství a zdravotnictví.
Yedi yıl boyunca ikisi yönetimde hemen hemen tamamen etkin oldular.Obě strany již dříve sedm let úzce spolupracovaly.
Fatımilerin ticaret ve diplomasi ilişkileri Song Hanedanı yönetimde bulunan Çin'e de yetişmekteydi.Esen udržoval diplomatické a obchodní styky s čínskou říší Ming.
Parti sadece yönetimde söz sahibidir.V bitvě lze ovládat pouze vůdce.
Bunlar ancak iki yıl yönetimde kalabilmiş, sonra şehrin halkı tarafından kovulmuşlardır.Dva roky žil jako poustevník, teprve pak mu bylo dovoleno vrátit se do města.
2012'de ailevi nedenlerden dolayı yeni yönetimde görev almak istemedi.Până în 2012 inclusiv, avea nevoie de tratament medical după fiecare competiția.
MÖ 395'te Sparta idarecileri Lysander'i yönetimden aldılar ve bu nedenle Sparta donanma üstünlüğünü kaybetti.395-ben Spárta irányítói eltávolították Lüszandroszt hivatalából és Spárta elvesztette a tengeri fensőbbségét.
Siyaset ve yönetimde tekrar etkin bir görev almadı.Jelentős politikai, vagy közhivatali tisztséget többé nem kaphattak.
Ardından çeşitli şirketlerin yönetimde yer almıştır.Ezután különböző vállalkozásokban töltött be vezető tisztségeket.