İki soru yöneltmek istiyorum.I would like to address two questions.
Daha ziyade yanlış bir yola yöneltme sözkonusu.Obviously, you would be on the wrong track.
Tüm enerjimi, derin mercan resiflerindeki yeni türleri bulmaya yöneltmeliydim.I had to focus all my energies towards going to find new species of things down on deep coral reefs.
Dikkatini içerideki kalbin kendisine yöneltmeye devam et.Continue to immerse the attention inside the heart itself.
Mezun olmuş bir öğrencime bir soru yöneltmemle başladı,It started with me posing a question to my graduate student,
Firavun, kendi kavmini şaşırtıp saptırdı ve onları doğruya yöneltmedi.The Pharaoh had led his people astray, and did not rightly guide them.
Akşam yemeği yediklerinde (aoristum), orduyu dışarı yöneltmeye başladı.And when they had had dinner (aorist), he began leading out the army.
Çevrede bulunan uyarıcılardan, olaylardan ya da nesnelerden bir ya da birkaçına dikkati yöneltmektir.Ein Mahner und Warner vor Falschheit und Heuchelei, vor Geldgier und Geiz."
Daha ziyade yanlış bir yola yöneltme sözkonusu.Sie befinden sich jedoch auf der falschen Fahrbahn.
Çeşitli Master Bölümleri Uluslararası Çalışmalara yöneltme, İngilizce teklifler yapmaktadır.Un grand nombre de filières de master sont orientées vers l’international et proposent leurs cours en anglais.
Çeşitli Master Bölümleri Uluslararası Çalışmalara yöneltme, İngilizce teklifler yapmaktadır.Un sinnúmero de carreras en el nivel de Master están orientadas internacionalmente y son ofrecidas en inglés.
Fakat, “Gift”, şiddetli ve gençleri sözde suça yöneltmesi sebebiyle eleştirildi.Sin embargo, recibió críticas por el tratamiento «adolescente» de temas sexuales y violentos.
Daha ziyade yanlış bir yola yöneltme sözkonusu.Всё равно это было лучше, чем идти пешком.
Bizans Imparatoru V. İoannis Hristiyanları birleştirip doğuya yöneltmek için İtalya'ya gitmişti.Вскоре папа Урбан V освободил пленников, они вернулись в Имолу и стали править вместе.
Yöneltme işlemi bir veri paketinin bir istasyondan diğerine yolunun belirlenmesidir.As informações trafegam na rede de um host para o outro.
İnsanları, modern dünyayı etkileyebilecek sorunlar üzerinde düşünmeye yöneltmek istemiştir.Buscavam agora temas que exprimissem o orgulho pela nação.
Bu açılış aynı zamanda okuyucunun dikkatini hemen çekip onu öyküye yöneltmeye de yarar.Wstęp służy także do zwrócenia uwagi czytelnika i wprowadzenia go w fabułę.
İki soru yöneltmek istiyorum.Aș dori să adresez două întrebări.
Daha ziyade yanlış bir yola yöneltme sözkonusu.Tuntuu, että olen väärällä uralla.
Daha ziyade yanlış bir yola yöneltme sözkonusu.Hovedet den forkerte vej?
Çevrede bulunan uyarıcılardan, olaylardan ya da nesnelerden bir ya da birkaçına dikkati yöneltmektir.それは絶望の果ての希望であり、また廃墟からの警告でもある。
Bu açılış aynı zamanda okuyucunun dikkatini hemen çekip onu öyküye yöneltmeye de yarar.这段引文也立刻抓住了读者的注意了并将其带入了故事中。
Çevrede bulunan uyarıcılardan, olaylardan ya da nesnelerden bir ya da birkaçına dikkati yöneltmektir.유교, 도교, 불교의 사상을 융합하여 교훈을 주는 가르침으로 꾸며져 있다.
Daha ziyade yanlış bir yola yöneltme sözkonusu.그리고 사람들은 점점 그릇된 방향으로 나아갈 것이다.
Daha ziyade yanlış bir yola yöneltme sözkonusu.Cesta je viac ako smer.
A, T, C ve G kimyasallarını içeren şişeler. Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.Dus moeten we onszelf een aantal vragen gaan stellen.
A, T, C ve G kimyasallarını içeren şişeler. Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.És hát fel kell tennünk magunknak pár kérdést.
A, T, C ve G kimyasallarını içeren şişeler. Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.Portanto, precisamos de fazer algumas perguntas.
A, T, C ve G kimyasallarını içeren şişeler. Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.Și astfel, trebuie să ne punem niște întrebări.
A, T, C ve G kimyasallarını içeren şişeler. Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.И така, ние трябва да си зададем някои въпроси.
Ayrılımcılık ayrıca, bir başka kişiyi ayrılımcılığa zorunlu kılmak ya da yöneltmektir.La discrimination consiste également à ordonner ou orienter une autre personne à discriminer.
Ayrılımcılık ayrıca, bir başka kişiyi ayrılımcılığa zorunlu kılmak ya da yöneltmektir.Syrjintää on myös toisen henkilön käskeminen tai ohjaaminen syrjintään.
Ayrılımcılık ayrıca, bir başka kişiyi ayrılımcılığa zorunlu kılmak ya da yöneltmektir.Дискриминацией является также принуждение другого человека к дискриминации.
Ayrılımcılık ayrıca, bir başka kişiyi ayrılımcılığa zorunlu kılmak ya da yöneltmektir.كما يعتبر تمييزا أمر أو توجيه شخص آخر للتمييز ضد شخص آخر.
Ayrılımcılık ayrıca, bir başka kişiyi ayrılımcılığa zorunlu kılmak ya da yöneltmektir.若您因种族原因而无法获得服务,或在求职中要求掌握高水平的芬兰语,而该职位无需这样的语言水平即可胜任,您可能遭受了歧视。
Bazı üniversite öğrenimleri belirli bir mesleğe yöneltmez.Andra universitetsstudier leder inte till ett visst yrke.
Bazı üniversite öğrenimleri belirli bir mesleğe yöneltmez.Existe otro tipo de estudios universitarios que no preparan para ninguna profesión en concreto.
Bazı üniversite öğrenimleri belirli bir mesleğe yöneltmez.Osa yliopisto-opinnoista ei kuitenkaan johda mihinkään tiettyyn ammattiin.
Bazı üniversite öğrenimleri belirli bir mesleğe yöneltmez.Une partie des études universitaires ne mènent pourtant pas directement à une profession donnée.
Bazı üniversite öğrenimleri belirli bir mesleğe yöneltmez.Некоторые направления в университете не дают какой-либо конкретной специальности.
Bazı üniversite öğrenimleri belirli bir mesleğe yöneltmez.بعض من تعليم الجامعات لا يؤدي على كل حال إلى أيٍ من المهن المعينة.
Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.Así que tenemos que plantearnos algunas preguntas.
Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.A tak se potřebujeme zeptat pár otázek.
Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.Dementsprechend müssen wir uns ein paar Fragen stellen.
Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.Et donc, nous avons besoin de nous poser quelques questions à nous-mêmes.
Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.따라서 우리는 우리 스스로에게 몇 가지 질문을 해야 합니다.
Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.Musimy zadać sobie pewne pytania.
Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.Quindi, dobbiamo porci delle domande.
Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.Sehingga, kita perlu menanyakan beberapa pertanyaan pada diri kita.
Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.Và rồi, chúng ta cần xem xét một số vấn đề.
Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.Και πρέπει να αναρωτηθούμε κάποια πράγματα.
Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.Так что мы должны задать себе несколько вопросов.
Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.לפיכך עלינו לשאות את עצמנו כמה שאלות.
Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.وبالتالي، يجب علينا أن نطرح على أنفسنا بعض الأسئلة.
Bu durumda kendimize bazı sorular yöneltmemiz gerekiyor.この惑星で史上初めて
Dikkatini içerideki kalbin kendisine yöneltmeye devam et.Blijven om te dompelen de aandacht binnen het hart zelf.
Dikkatini içerideki kalbin kendisine yöneltmeye devam et.Continúa inmerso con la atención dentro del corazón mismo,
Dikkatini içerideki kalbin kendisine yöneltmeye devam et.Continue d'immerger l'attention dans le coeur lui-même
Dikkatini içerideki kalbin kendisine yöneltmeye devam et.Îndreaptă-ți mereu atenția către interiorul inimii tale.
Dikkatini içerideki kalbin kendisine yöneltmeye devam et.Továbbra is merítsd el a figyelmedet magában a Szívben.