İngiltere, uluslararası ilişkilerde Avrupa'dan çok Atlas Okyanusuna yönelmektedir.Britain leans to the Atlantic rather than Europe in international relations.
Eve geri yönelmek zorundayım.I've got to head back home.
“Basit” uzayzaman metriklerinde ışık konisi zamana doğru yönelmektedir.In "simple" examples of spacetime metrics the light cone is directed forward in time.
Teveccüh, yönelmek demektir.Meaning: overturning.
Sevgi, güzele yönelmektedir.Love is an Orientation.
Çünkü, Kuran'ın namaz şartı örtünmek değildir, abdest ve kıbleye yönelmektir.The psalm itself is not a prayer of repentance, but a confession of sin is consummated.
Bigadiç, şu yıllarda etlik tavuk üretimine yönelmektedir.Miele stops making kitchens in this year.
Ölüm her şeyin sonu demek değildir... ...bu zamandan ayrılıp, bir sonraki aşamaya yönelmektir.Death doesn't mean the end, but leaving the present, heading for the next stage.
Her biri ona yönelmekteydi.They were all obedient to him.
O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.We found him patient in adversity, an excellent devotee, always turning in repentance.
O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.He was a penitent.
İnsanlar içinden bazı beyinsizler: "Onları, yönelmekte oldukları kıbleden ne çevirdi?" diyecekler.The fools among the people will say: What has turned them from their qiblah which they had?
2015 Nisan'ında film çalışmalarına yönelmek için kısa bir süre için Manson'dan ayrıldı.He left Marilyn Manson in April 2015 to resume film work.
Sevgi, güzele yönelmektedir.Liebe fühlt sich gut an.
Bigadiç, şu yıllarda etlik tavuk üretimine yönelmektedir.La consommation du poulet apparaît durant cette période.
Sevgi, güzele yönelmektedir.La vida debe orientarse hacia el bien.
Teveccüh, yönelmek demektir.Avergonzada, da la vuelta.
Taarruz, Albay Halil Bey komutasındaki 7. Tümen mevzilerine yönelmektedir.Con este resultado, Chivas queda en el lugar 7 de la tabla general.
Stendhal, Dumas gibi geçmişe yönelmek yerine içinde yaşadığı toplumu betimlemeyi yeğledi.Pindaro suggerisce invece che abbia cercato di raggiungere la dimora degli dei come altri prima di lui.
Burun delikler dışa doğru yönelmektedir.Ноздри направлены наружу.
Ordusunun hacmine çok güvenen Rusya bile şu anda bu sisteme yönelmektedir.И то, что сейчас он взят на вооружение в России, очень опасно.
İnsanın ana hedefi, her şeyi bir kenara bırakarak olabildiğince çok para kazanmaya yönelmektedir.غاية الإنسان الرئيسية تتحول نحو كسب أكبر كم ممكن من المال، مما يضع كل شيء آخر في الخلفية.
“Basit” uzayzaman metriklerinde ışık konisi zamana doğru yönelmektedir.Em exemplos "simples" de métricas do espaço-tempo o cone de luz é dirigido para a frente no tempo.
Teveccüh, yönelmek demektir.Tripulação: Queremos girar.
Teveccüh: Teveccüh, yönelmek demektir.En fortsättning, It's...
İnsanın ana hedefi, her şeyi bir kenara bırakarak olabildiğince çok para kazanmaya yönelmektedir.Leginkább csupán azt akarja, hogy minél több pénze legyen, minthogy bármi jóra elköltse.
Burun delikler dışa doğru yönelmektedir.A hasúszók egyenes szélűek.
Teveccüh, yönelmek demektir.Dette betyder approksimation.
Ordusunun hacmine çok güvenen Rusya bile şu anda bu sisteme yönelmektedir.Kaum Percaya Lama Rusia masih menggunakan cara ini.
Çünkü, Kuran'ın namaz şartı örtünmek değildir, abdest ve kıbleye yönelmektir.至於地圖上未標示名稱或未繪出者,則難以計數。
Teveccüh, yönelmek demektir.즉, 발해를 뜻한다.
Burun delikler dışa doğru yönelmektedir.수염이 나는 반대 방향으로 면도한다.
Diğer deyişle Alman yayılması “doğu”ya yönelmektedir."오스트"는 독일어로 "동쪽의~"를 뜻하는 접두사이다.
Teveccüh, yönelmek demektir.'פירוש על ההגדה'.
Teveccüh, yönelmek demektir.Което значи преминаване.
İnsanın ana hedefi, her şeyi bir kenara bırakarak olabildiğince çok para kazanmaya yönelmektedir.Целта е да се натрупат повече пари, докато опонентите губят колкото се може повече.
Aynı yılın Aralık ayında Mick Taylor solo çalışmalara yönelmek üzere gruptan ayrıldı.V decembri 1974 od skupiny odišiel Mick Taylor.
Teveccüh: Teveccüh, yönelmek demektir.Vysvetlenie: Slovo подходить znamená podísť.
Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.A do Zabulona rzekł: Wesel się Zabulon w wyjściu swem, a ty Isaschar w namiotach twoich.
Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.A ja istotne skryjem svoju tvár toho dňa pre všetko to zlé, ktoré páchal, keď sa obrátil k iným bohom.
Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.Còn ta , trong ngày đó , sẽ giấu mất_mặt ta đi , vì cớ các tội_ác của dân đã làm , trở theo các thần khác .
Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.Còn ta, trong ngày đó, sẽ giấu mất mặt ta đi, vì cớ các tội ác của dân đã làm, trở theo các thần khác.
Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.Ik zal Mij echter van hen afkeren wegens de zonden die zij doen door andere goden te aanbidden.
Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.Io, in quel giorno, nasconderò il volto a causa di tutto il male che avranno fatto rivolgendosi ad altri dei
Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.Já pak daleko skryji tvář svou v ten den pro všecko to zlé, kteréž páchal, jakž se obrátil k bohům cizím.
Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.그들이 돌이켜 다른 신을 좇는 모든 악행을 인하여 내가 그 때에 반드시 내 얼굴을 숨기리라
Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.Pada waktu itu Aku tak mau menolong mereka, karena mereka telah menyembah ilah-ilah lain dan berbuat jahat
Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.и Я сокрою лице Мое от него в тот день за все беззакония его, которые он сделает, обратившись к иным богам.
Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.ואנכי הסתר אסתיר פני ביום ההוא על כל הרעה אשר עשה כי פנה אל אלהים אחרים׃
Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.وانا احجب وجهي في ذلك اليوم لاجل جميع الشر الذي عمله اذ التفت الى آلهة اخرى.
Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.那 時 、 因 他 們 偏 向 別 神 所 行 的 一 切 惡 、 我 必 定 掩 面 不 顧 他 們
Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim.那時 、 因 他 們偏 向 別 神 所 行 的 一切 惡 、 我 必定 掩面 不 顧他們
Bütün yürekleriyle, bütün canlarıyla atalarının Tanrısı RABbe yönelmek için antlaşma yaptılar.Au făcut legămînt să caute pe Domnul, Dumnezeul părinţilor lor, din toată inima şi din tot sufletul lor;
Bütün yürekleriyle, bütün canlarıyla atalarının Tanrısı RABbe yönelmek için antlaşma yaptılar.A vešli v smlouvu, aby hledali Hospodina Boha otců svých, z celého srdce svého a ze vší duše své,
Bütün yürekleriyle, bütün canlarıyla atalarının Tanrısı RABbe yönelmek için antlaşma yaptılar.A vošli v smluvu, že budú hľadať Hospodina, Boha svojich otcov, celým svojím srdcom a celou svojou dušou.
Bütün yürekleriyle, bütün canlarıyla atalarının Tanrısı RABbe yönelmek için antlaşma yaptılar.Chúng toan ước nhau hết lòng hết ý tìm kiếm Giê-hô-va Ðức Chúa Trời của tổ phụ mình,
Bütün yürekleriyle, bütün canlarıyla atalarının Tanrısı RABbe yönelmek için antlaşma yaptılar.Chúng toan ước nhau hết_lòng hết_ý tìm_kiếm Giê-hô-va Ðức_Chúa_Trời của tổ_phụ mình ,
Bütün yürekleriyle, bütün canlarıyla atalarının Tanrısı RABbe yönelmek için antlaşma yaptılar.Derpå sluttede de en Pagt om at søge HERREN, deres Fædres Gud, af hele deres Hjerte og hele deres Sjæl;
Bütün yürekleriyle, bütün canlarıyla atalarının Tanrısı RABbe yönelmek için antlaşma yaptılar.E entraram no pacto de buscarem ao Senhor, Deus de seus pais, de todo o seu coração e de toda a sua alma;
Bütün yürekleriyle, bütün canlarıyla atalarının Tanrısı RABbe yönelmek için antlaşma yaptılar.És fogadást tettek, hogy ezután az Urat, az õ atyáik Istenét teljes szívvel és teljes lélekkel fogják keresni.