yönünden ile cümle
yönünden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Melekler insanlardan, kendilerine cüzi irade verilmemiş olmaları yönünden ayrılırlar.Einige Engel aber weigerten sich, da der Mensch aus niedrigerem Stoff gemacht sei als sie selbst.
İletişim yönünden herhangi bir sorun yaşanmamaktadır.Es gab keinerlei Kommunikationsmöglichkeit von der Unfallstelle.
Bazıları ise bunun baba veya dede yönünden olduğunu iddia etmektedir.Manche beschreiben es als Zuneigung zu Personen im Alter der Eltern oder Großeltern.
Hava açıktı, güneydoğu yönünden hafif bir rüzgar vardı.Das Wetter war heiter, aber es wehte ein kräftiger Wind aus Süd-Südost.
Özellikleri: 1-Lisin ve arginin yönünden zengindirler.Die von ihnen abgegebenen Erstlarven werden hochgehustet und abgeschluckt.
Yağışlar genellikle güneybatı yönünden gelir.Der Wind weht meist aus nordwestlicher Richtung.
Varlığın en erken yüzyıllarından beri İstanbul defalarca deniz yönünden tehditlerle karşı karşıya kalmıştır.Au cours de ses premiers siècles d'existence, Constantinople fait face à peu de menaces maritimes.
Hava açıktı, güneydoğu yönünden hafif bir rüzgar vardı.Le temps était calme, le vent réduit à une légère brise du sud-ouest.
Termopylae Geçidi, taktik açıdan Grek savaş tarzı yönünden ideal bir durum sunmaktadır.D'un point de vue tactique, le défilé constitue un terrain idéal pour les techniques de combat grecques.
Çanakkale yönünden; Lapseki geçilir.Exemple Comment ça va, poil aux doigts.
Bitki örtüsü yönünden zengin olup endemik türler de bulunmaktadır.L'écosystème de la Réunion est riche en termes d'espèces endémiques.
Oysa amaç ve ilkeler yönünden ayrışırlar.Certains devaient conserver leur destination et leur aspect d'origine.
Sonuç olarak Kumkale Operasyonu, General Hamilton yönünden hedeflenen amaca ulaşmıştı.La victime avait désespérément cherché à parler au Maire Hamilton.
Hitler yönünden de kişisel bir şok oldu.Il se heurte à de l'indifférence de la part de Hitler.
General Wenck'e göre, ordusu yönünden, Berlin için yapılabilecek hiçbir şey yoktu.Según Wenck, ya no era posible ningún alivio para Berlín por parte de su ejército.
Mesleki başarıları yönünden Katri Helena, Finlandiya'daki en popüler şarkıcılardan birisidir.Comercialmente hablando, Katri Helena es una de las cantantes más populares de su país.
En hızlı rüzgar SW yönünden eser.Es abierto al viento reinante del SW.
Savaşın sonunda iki devlet de hem mali yönden hem de insan kaynakları yönünden ağır biçimde hırpalanmıştır.Al final de la guerra, ambos estados quedaron exhaustos tanto financieramente como demográficamente.
Hava açıktı, güneydoğu yönünden hafif bir rüzgar vardı.La visibilidad era baja y un fuerte viento comenzó a soplar desde el sureste.
Bölge kereste ve cevher yönünden oldukça zengindir ve Liège ile Namur endüstri merkezidirler.La región es rica en madera y minerales, con Lieja y Namur como principales centros industriales.
Yağışlar genellikle güneybatı yönünden gelir.El Usa fluye normalmente de nordeste a sudoeste.
Yeni Assur Dönemi gömütleri, takılar yönünden zengindir.Los ajuares funerarios son ricos y en ellos prevalecen claramente las armas.
"III. Bölüm: SIHHAT YÖNÜNDEN HABER ÇEŞİTLERİ".Tema 3: “Inferencias sobre la calidad del proceso”.
Aynı kış şartları altındaydılar ama, en azından giysi yönünden daha iyi teçhiz edilmişlerdi.Era elaborado en telares caseros y en invierno resultaba muy útil, ya que podía colocarse sobre otro vestido.
Böylece gerek piyade gerekse topçu unsurları yönünden ağırlık merkezi oluşturulabilecektir.A partir de entonces, la base fundamental sería la infantería con armamento pesado.
Reşadiye ilçesi yaylalar yönünden oldukça zengindir.Según las partes conservadas de la misma son bastante robusto.
Cümle dil bilgisi yönünden doğru değildir.La frase non è grammaticalmente precisa.
Nehir bölgede önemli bir doğal varlıktır, sulama ve hidroelektrik yönünden zengindir.Questo fiume è un'importante fonte di acqua potabile, di acqua per irrigazione e di energia idroelettrica.
Köy su yönünden zengin olduğu için insanlar çok eskiden beri yerleşim yeri olarak kullanmışlardır.La ricchezza di acqua nella valle ha favorito fin da allora l'insediamento umano.
Kozaklı ilçesinde bulunan diğer aşiretlere gelenek ve görenekler yönünden benzemektedir.Gli olingo sono molto simili al cercoletto nell'aspetto e nelle abitudini.
İlçe sanayi ve şehirleşme yönünden gelişmiştir.È il risultato più vistoso del processo di industrializzazione e di urbanizzazione.
Gaziantep, halk oyunları yönünden de çok zengindir.Lo Yeti è molto popolare anche nel mondo dei fumetti.
Olasılıkla güney-doğu yönünden “kapılık” bırakıldı.Была открыта с южной трассой МОЖД.
Yeni Assur Dönemi gömütleri, takılar yönünden zengindir.На её похороны съезжаются родственники, они же — наследники несметного богатства.
İlçe sanayi ve şehirleşme yönünden gelişmiştir.Ситуацию спасает начинающаяся урбанизация и индустриализация.
Bu resimler botanik tarihi yönünden olduğu kadar sanat tarihi yönünden de önemlidir.О главнейших направлениях в историческом развитии ботаники.
Aynı zamanda çift sunum yönünden de düşüş gösterdi.«Мы также развили собственные взаимоотношения вне сцены.
Ayrıca Nil, balık yönünden zengin bir kaynak sayılırdı.Нил предоставил обильный источник рыбы.
Aynı zamanda, Roma tiyatrosu estetik yönünden oldukça çekicidir.Гораздо интереснее смотреть на театр с эстетической точки зрения.
Savaşın başlarında hem zaman yönünden, hem de taşınacak yük miktarı açısından deniz yolu daha elverişliydi.كان طريق البحر يعتبر أكثر ملائمه سواء من حيث الوقت في بدايه الحرب وسواء من حيث البضائع التي يتم نقلها.
Bu kez Tuna'nın kuzeyindeki Kumanya'dan değil, Macaristan yönünden geldiler.هذه المرة لم يأتوا من منطقة الكومان بشمال نهر الدانوب، بل جاءوا من ناحية المجر.
İnsan: Bütün insanlar özgür, onur ve hakları yönünden eşit doğarlar.يولد جميع الناس أحرارا ومتساوين في الكرامة والحقوق.
Mümkün varlık ise ne varlığı ne de yokluğu yönünden zorunludur.إصطلاحا: ما يلزم من عدمه العدم ولا يلزم من وجوده الوجود.
Melekler insanlardan, kendilerine cüzi irade verilmemiş olmaları yönünden ayrılırlar.ثم إخبار الملائكة لوطاً بحقيقتهم وبمهمتهم التي جاءوا من أجلها، وبأن القوم لن يصلوا إليهم.
Orta Türkçe dönemine ait eserler içinde sözlükçülük yönünden ilk akla gelen isim Divânu Lügati't-Türk'tür.[1]ومن أشهر مؤلفات ذلك الزمن هو ديوان لغات الترك وكتاب دده قورقوت
İlçe sanayi ve şehirleşme yönünden gelişmiştir.Esta etapa ocorre antes do processo de industrialização/urbanização.
Özellikle tanksavar, top ve uçaksavar silahları yönünden yetersizlik içindeydiler.Em vez de armas, gasolina e aviões, mandavam-nos ordens.
Uluköy kasabası doğal güzellikler yönünden zengindir.A cidade é rica em belezas naturais.
Londra'ya kuzeybatı yönünden yaklaşırken yine ufak çaplı direnişle karşılaşır.Na direção leste a expansão russa encontrou pouca resistência.
Oysa amaç ve ilkeler yönünden ayrışırlar.Eles vão se desviando dos obstáculos e das valas que virem a sua frente.
Melekler insanlardan, kendilerine cüzi irade verilmemiş olmaları yönünden ayrılırlar.De engelen maanden Lot en zijn gezin Sodom te verlaten en geboden hen niet om te kijken.
Bryansk yakınlarında, şiddetli Alman direnişine karşın Sovyet orduları yönünden işler aynı derecede iyi gitti.Nabij Bryansk verliepen de acties even goed voor de Sovjetlegers, ondanks Duitse tegenstand.
Bu olgu genetiğin İnsan özellikleri ve davranış yönünden birçok etkisini görüntülemektedir.Het is een van vele manieren om menselijke eigenschappen en gedrag te beschrijven.
İnsan: Bütün insanlar özgür, onur ve hakları yönünden eşit doğarlar.Alle mensen worden vrij en gelijk in waardigheid en rechten geboren.
Buna göre oğullar ve kardeşler tahta geçme hakkı yönünden eşit görülmektedir.Zij worden als broeders, als jongelingen vereerd.
Hapu Köyü iskan yönünden pek uygun bir yerde kurulmamıştır.De bruggen sluiten voor wat betreft wegdek niet goed aan op de Haarlemmerweg.
Hava açıktı, güneydoğu yönünden hafif bir rüzgar vardı.Er was geen maan, er was oostelijke wind.
Bölge çakmaktaşı yatakları yönünden zengindir.De streek is rijk aan zoutbedden.
İlçe ekonomisine katkı yönünden şirketleşme faaliyeti çok düşüktür.Ontbinding van de Eerste Kamer om politieke redenen heeft namelijk weinig zin meer.
Artık Hannibal'in, birliklerini erzak yönünden ikmal edebileceği bir üssü ve ilave birlikleri vardır.Hannibal had nu een basis van waaruit hij zijn troepen kon aanvullen en bevoorraden.