yönü ile cümle
yönü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kuzey yönüne bakış.江北望。
Yönünü bulmak için İyi şansa ve talih yıldızlarına İhtiyacın var.為了財團的力量和名利因而想要得到主角的力量。
Nem, rüzgar yönüyle bağlantılıdır.绰绰焉信有道风矣。
Bu otoyolda ücretli geçiş yalnızca köprü üzerinde, Avrupa - Asya yönünde bulunmaktadır.都心環狀線的內環車道合流點附近即為日本橋。
Bu zamanlarda Müslümanlar Yahudiler gibi Kudüs yönüne dönüp dua ediyorlardı.早期的穆斯林和猶太人一樣,面向耶路撒冷禮拜。
Bu yönüyle Sabayon paketleri Gentoo ile %100 uyumludur.这个套件100%跟Debian兼容。
Hava açıktı, güneydoğu yönünden hafif bir rüzgar vardı.是日風平浪靜,只有一點點西南風。
Torkun yönü sağ el kuralı kullanılarak bulunabilir.力矩的方向可以用右手定則来决定。
1. Ukrayna Cephesi'ne bağlı diğer kuvvetler, batı yönünde ilerlemelerine devam ettiler.其餘的烏克蘭第1方面軍向西方盟軍戰線推進。
Ancak Sun babasının bu yönünü bilmemektedir.當然比爾並不知道那個孩子是他的。
Hitler yönünden de kişisel bir şok oldu.这引起了希特勒的强烈反弹。
M4, Messier 4 ya da NGC6121: Akrep takımyıldızı yönünde bulunan bir küresel yıldız kümesi.M4星团(又称球状星团M4或NGC 6121)是位于天蝎座的一个结构松散的球状星团。
Diğer yandan Pers İmparatorluğu bu yenilgiyle moral ve prestij yönünden ağır bir darbe aldı.(...)这一残酷的转折在身体和精神上一同打击了这位年迈的皇帝。
Her yönüyle Ağrı.몸 곳곳의 통증.
Titreşimlerin yayılmanın yönüne paralel olduğu durumda ise boyuna dalgalar meydana gelir.이공(二空)을 증득하게 되면 그에 따라 이들 (두 가지) 장애도 끊어진다.
Bunların da sağlığa faydalı olabilecekleri yönünde gittikçe daha kesin işaretler vardır.이러한 사상은 《조상과 함께》(With Antecedents)에서 더 분명하게 나타나고 있다.
Sonuç olarak güneydoğu yönünde çekilerek tehlikeli bir kuşatmadan kaçınma fırsatı elden kaçırılmış oldu.이 결과, 남동 방향의 후퇴로 포위 위험을 막을 수 있는 기회를 놓치게 되었다.
Güneyde 1. Ukrayna Cephesi unsurları batı yönünde harekete devam ettiler.우크라이나 1전선군 소속의 나머지는 계속해서 서쪽으로 달려나가고 있었다.
Her sığırcık en yakın komşusunun hareketine göre yönünü ve hızını değiştirmektedir.각각의 유럽찌르레기는 자기에게서 가장 가까운 친구가 하는 대로 방향과 속력을 전환한다.
NGC 6543 neredeyse Kuzey Tutulum Kutubu yönünde bulunmaktadır.NGC 6543은 거의 정확히 황도의 북극 쪽에 위치해 있다.
Özellikle mühimmat yönünden bu zorunluydu.특히 탄소의 합성에 중요하다.
Sancağını açıp hakkı olanı almak amacıyla yönünü Kûfe'ye çevirdi.이때 그는 부원수로 군사를 분편할 때 최칠석(崔七夕) 등을 이끌고 진포에서 고려군을 지휘하였다.
G11'in en zayıf yönü, kovanı olmayan bir mermi kullanmasıdır.G11이 강조한 근미래적 총기의 개념은 무탄피 소총이었다.
UÇAK: Radar yönü Oshima lütfen.벳쇼 선 - 우에다 전철이 운영한다.
Nutuk: Şekil yönüyle koşmaya benzer.이는 전류가 흘러나오는 방향과 동일하다.
Öteki de gizli yönüydü.다른 호는 우산이었다.
Oltu yönü (Kars - Erzurum): 6 bölümden oluşmakta.간(間)은 길이의 단위로서, 길이 한 간은 여섯 자이다.
Özellikleri: 1-Lisin ve arginin yönünden zengindirler.안양천로(서부간선도로)와 시흥대로를 잇는 일부 구간은 1번 국도의 일부이다.
"Almanlar, bizim eski sınırı geçip Leningrad yönünde taarruza devam etmemizi istediler.독일군은 계속 국경을 넘어와 레닌그라드를 계속 공격하라고 압박하고 있었다.
U-dönüşü gidiş yönünün 180 derece değiştirilmesidir.MIRROR: 스텝이 180도 회전하는 옵션.
Kuzey yönüne bakış.북경로에 속했다.
Nem, rüzgar yönüyle bağlantılıdır.그리고 바람의 출현과 연결되는 전조.
Sovyet birlikleri, 15 Eylül akşamı Rumen 1. Kolordusu ile teması kesip güneydoğu yönünde geri çekildiler.9월 15일 밤, 소련군은 루마니아 1 군단과의 전투를 중지하고 남동쪽으로 퇴각했다.
Ercep, doğudan gelen dere yönünde ilerler.동두서미(東頭西尾) : 대가리를 동쪽에 향하고, 꼬리는 서쪽을 향한다.
Nakibüleşraf olduğu yönünde bilgiler de bulunmaktadır.사라우동도 고안했다는 정보도 있다.
Başak takımyıldızı yönünde hiç gözlemlenemeyecek kadar uzakta bulunur.이 거리는 망원경 없이는 관측할 수 없을 정도의 먼 거리이다.
Bu kamu görüşü kimyasal silahların yasaklanması yönünde çabaların artmasına sebep oldu.바로 이를 생화학 무기로 악용할 가능성에 대한 우려의 목소리가 높아지고 있다.
Ankara-İzmir yolundan geliyorsanız Salihli ilçesinden Bozdağ-Ödemiş yönüne sapılır ve Ödemiş'e varılır.형벌(刑罰)과 상(賞)은 인군(人君)에게서 나오는데, 네가 형벌과 상을 주는 권리를 마음대로 하는가?
Ben yazının her yönüyle ilgili değilim.상대방의 글에 감정적으로 대응하지 않는다.
Yönünü bulmak için İyi şansa ve talih yıldızlarına İhtiyacın var.미리 좋은 위치를 선점하여 상대의 우위에 설 수가 있다.
Bu olgu genetiğin İnsan özellikleri ve davranış yönünden birçok etkisini görüntülemektedir.이러한 현상은 인간의 성격과 행동이 많은 부분에서 유전적 영향을 받고 있다는 것을 잘 설명해 준다.
Hayatının en göze çarpan yönü evlilikleridir.결혼은 인생 중에서도 가장 엄숙한 사건이다.
Gündoğmuş köyü orman yönünden çok fakir bir durumdadır.낮은 우리들에게 이제 어두운 숲으로부터 다가오고 있다네.
Böylece ilçe trafik yönünden rahata kavuşmuştur.당일 국토 교통성으로부터 주의를 받았다.
Hamileler bu hareketi de yapmamaları yönünde uyarılır.반군은 이 공격을 하지 않았다고 부인했다.
Ancak bu kurbanların ortak yönü vardı.근데 이 4명에게는 공통점이 있다.
(Konvansiyonel akım yönü elektron akışının tersinedir.)(무한 차원 벡터 공간의 길이는 무한대이다.)
Örneğin kendisine uygulanan kuvvetin ters yönünde ivmelenebilir.예를 들면 자신의 능력으로 모든 것을 뒤엎을 수가 있다.
İnsanın kültürel yönü tüm yaşantısından ve etkinliklerinden doğar.성적 지향은 인생 전체에 걸쳐 형성된다.
Aflak Baba, halktan bir derviş veya dinsel yönü ağır basan tarikat ehlidir.사자산문(獅子山門) 또는 사자산파(獅子山派)는 신라 말기와 고려 초기에 성립된 선종 구산의 하나이다.
Maden yönünden zengindir.민호에 반대로 부자이다.
Yönü kendi seçer.선거 방식은 직접 선거이다.
Oyun yönü : saatin ters yönündedir.다음의 설명은 시계 반대 방향으로 뛰는 것을 가정한다.
Gökyüzünde Kanatlıat takımyıldızı yönünde bulunur.하늘의 바리아 링을 지니고 있다.
Sovyet 8. Ordu'su 25 Haziran akşamı Riga yönünde, 11. Ordu da Vilnius üzerinden Desna'ya geri çekildi.6월 25일 저녁, 소련 8 군은 리가로 후퇴하고, 11 군은 데스나 강의 빌뉴스로 후퇴했다.
"Almanlar, bizim eski sınırı geçip Leningrad yönünde taarruza devam etmemizi istediler.הגרמנים תכננו שאנו נחצה את הגבול הישן ושנמשיך את התקיפה ללנינגרד.
Az sayıda üst rütbeli subay Moskova'ya götürüldü ve propaganda amaçları yönünde kullanıldı.כמה קצינים בכירים הוחזקו במוסקבה, ונוצלו לצורכי תעמולה.
Bu esnada Chadwick, Rotblat'a bir Sovyet casusu olarak suçlandığı yönünde hazırlanan dosyayı gösterdi.לאחר מכן הוצג לצ'דוויק תיק שבו רוטבלט הואשם בהיותו מרגל סובייטי.
Ulusal Konvansiyona girdi, kralın idamı yönünde oy kullandı.הוא ישב בשמאל והצביע בעד הוצאתו של המלך להורג.
Hava açıktı, güneydoğu yönünden hafif bir rüzgar vardı.מזג האוויר היה נאה, ורוח קלה נשבה מכיוון דרום-מערב.