yönü ile cümle
yönü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
G11'in en zayıf yönü, kovanı olmayan bir mermi kullanmasıdır.A fő különbség az, hogy az RG–6 hüvely nélküli lőszert használ.
Referanduma seçmenlerin %86'sı katılmış ve oy kullananların %91,9'u anayasayı kabul yönünde oy vermişlerdir.A hivatalos eredmények szerint a választók 96%-as vett részt és 99,9%-uk igennel szavazott.
Bakkalın en çok bu yönünü seviyordum.A Bódva völgyét kedvelte leginkább.
Bu dalgayı ilerliyor olarak düşünün. x {\displaystyle x} yönünde.Előre haladhatunk, ha tekintjük X {\displaystyle X} .
Bu yönüyle kullanımı pratiktir.Ezt használja ki az eljárás.
Maden yönünden zengindir.Ásványkincsekben gazdag.
Yönü ise genellikle dalga yayılımının yönüdür.A dallamjáték általában a szólógitáros feladata.
Parmağğını saat yönünde çevirirse yavaşsın hızlan demektir.Ahogy a jojó letekeredik a zsinegről, egyre gyorsabban forog.
Sarayın cephesi batı-doğu yönünde 115 metre (kanatlar hariç), kuzey-güney yönünde ise 120 metredir.Nyugat-kelet irányban a homlokzat 115 méter hosszú, észak–dél irányban pedig 120 méter.
İnsanın kültürel yönünü konu edinen bilimdir.Minden tudomány az ifjú embernek erkölcsi culturájához tartozik.
Kilisenin girişi alışık olunduğu üzere batı yönünde bulunur.A templom érdekessége, hogy a szokástól eltérően a bejárat a keleti oldalon van.
UÇAK: Radar yönü Oshima lütfen.Az Irány Okido! szinkronhangjai.
DNA ikileşmesinde, eşleşen sarmalların birisi 5'-3' yönünde yer alırken diğeri 3'-5' yönünde yer alır.A DNS két szála fordított irányultságú, egyikük 5'-3', míg a másik 3'-5' irányban áll.
Rampada kavramayı sağlayan dönüş yönünde dişler de açılmıştı.Az Ajkára való beáramlással szemben megindult a visszaáramlás is.
Hakim rüzgar yönü ise kuzeydir.Uralkodó szél az északi.
2006 yılında, Karadağ'ın Sırbistan'dan bağımsızlık oylaması yönünde çıktı.2006: Montenegró függetlenedik Szerbiától.
17'sinde Hugo'nun yönü Guadeloupe üzerindeydi.A Jobbik budapesti listájának 17. helyén szerepelt.
Karagöz bu yönüyle de birleştirici bir sanat ürünüydü.Ugyanilyen művészeti ág volt az érmekibocsátás is.
6. Muhafız Ordusu, Riga'yı örttü ve taarruzun kanadını kuzey yönünde genişletti.A 6. gárda hadsereg bevette Rigát, majd egy kiterjedt átkarolással észak felé haladt tovább.
Monografilerde kişi veya eser her yönüyle incelenir; araştırılır.A művész saját kezűleg végzi az összes példány nyomtatását, vagy legalább ellenőrzi azt.
NATO ise ellerindeki verilerin Rus uçağının Türk hava sahasını ihlâl ettiği yönünde olduğunu açıkladı.Hozzátette, hogy sok bizonyíték utal arra, hogy az orosz katonai repülőgép megsértette Törökország légterét.
Sosyal kritik yönü koleksiyonlar da belli oluyor.A sorozat tartalmaz társadalomkritikát is.
Polis bu gruba parktaki kişilerin durdurma yönündeki müdahalesine de engel oldu.Ehhez azonban el kell távolítani a parkban lévő rendőröket.
Temmuz 2004'te Portekiz'e geri döneceği yönünde haberler çıktı.Augusztusban jelentették be, hogy 41 országban fogják sugározni a visszatérő fellépésüket.
Bu figürler göçmen bir kavim oldukları yönündeki tezleri bir hayli güçlendirmektedir.A rendőrök a megadott címen bevándorló család meglehetősen ideges tagjait találják.
Vilnüs'ü elde tutma yönündeki Alman çabası başarılı olmadı.Eközben az angolok próbálkozása Louisbourg bevételére sikertelennek bizonyult.
Yani hem büyüklüğü hem de yönü vardır.Niillä on siis sekä suuruus että suunta.
The Hunger Site ziyaretçilerini sitedeki bir düğmeye günde bir kez basmaları yönünde teşvik eder.The Hunger Site kehottaa vierailijoitaan napsauttamaan sivustolla olevaa nappia kerran päivässä.
Bu kuvvet, yüklü parçacığın yönünü değiştirebilir fakat onun hızlanmasını ya da yavaşlamasını sağlayamaz.Se voi muuttaa hiukkasen suuntaa mutta ei hidastaa tai nopeuttaa sitä.
Yönü kendi seçer.Reitin voi valita itse.
Ağustos ayı sonunda 4. Panzer Ordusu Leningrad yönünde 48 km.lik bir girme sağlamıştı.Elokuun loppuun mennessä 4. panssariarmeija oli edennyt 48 kilometrin päähän Leningradista.
Rüzgarların çoğu Neptün'ün dönüş yönünün tersine esmektedir.Useimmat Neptunuksen tuulista liikkuvat planeetan pyörimissuuntaa päinvastaisesti.
Ancak makroskopik düzeyde genellikle bu durum böyle değildir : zamanın açık bir yönü (veya akış) yoktur.Makroskooppisella tasolla näin ei näytä olevan: on olemassa ilmiselvä ajan suunta (tai virta).
Birçok Angkor tapınağının aksine Angkor Vat batı yönüne bakar.Toisin kuin suurin osa khmer-temppeleistä, Angkor Wat on suunnattu länteen idän sijaan.
Unter den Linden bulvarının batı yönünden devamıdır.Se on läntinen jatke Unter den Lindenille.
Risk Yönetimi kavramı Kurumsal Yönetimin önemli bir yönünü oluşturmaktadır.Turvallisuusjohtaminen on osa normaalia yrityksen johtamista.
Rüzgârın yönü rüzgâr gülü, hızı ise anemometre ile ölçülür.Tarkemmin tuulen suuntaa mitataan tuuliviirillä ja nopeutta anemometrillä.
Dağ, Fransa yönünde sarptır.Vuoren huippu on Ranskan puolella.
Kuzey yönüne bakış.Pohjoista kohti.
Coureurs de bois olarak bilinen bu yerliler Fransız nüfuzunun güney ve batı yönünde genişlemesini sağladılar.Nämä coureurs de bois -nimellä tunnetut miehet levittivät Ranskan vaikutusta Suurten järvien ympäristössä.
UÇAK: Radar yönü Oshima lütfen.Tekniikan viestintä Rahola Oy.
Güneydoğu yönüne bakış.Lárisa) kaakkoisrinteeseen.
3. Kuvvet daima kendi yönündeki açı doğrultusunda ikinciyi doldurmaya meyillidir.2. Myyrää on siirrettävä aina suoraan eteenpäin.
Oyun yönü : saatin ters yönündedir.Pelaamisjärjestys kulkee kellon suuntaisesti.
Nem, rüzgar yönüyle bağlantılıdır.Sen yhteydessä oli tuuletin.
İnsan: Bütün insanlar özgür, onur ve hakları yönünden eşit doğarlar.Kaikki ihmiset syntyvät vapaina ja tasavertaisina arvoltaan ja oikeuksiltaan.
Sonunda romanın kurgusal olmayan bir roman olduğu yönünde uzlaşıya varıldı.Ennen ruskaa on Kalle Päätalon kirjoittama romaani.
Fakat Hitler'in emri, "her ne pahasına olursa oldun elde tutulacak" yönündeydi.Hitler oli saatava hengiltä hinnalla millä hyvänsä.
Saat yönünün tersi yönde dönmektedir.Objektiivi käännetään toisin päin.
Filmin pek çok ciddi yönü var.Elokuvassa on runsaasti joukkokohtauksia.
Tula yönünde taarruz eden 2. Panzer Ordusu Moskova'ya güneyden ilerleyecekti.2. panssariarmeija hyökkäsi Tulaan, jonka jälkeen se jatkaisi etenemistä etelästä kohti Moskovaa.
Varlıklı kesim, şeker yönünden zengin besinler tüketmekteydi ve bu durum dişeti hastalıklarına neden oluyordu.Aine ärsyttää voimakkaasti silmiä aiheuttaen kyynelvuotoa.
Tor'a yapılan eleştirilerden bir tanesi de Tor'un vadettiği güvenliği sağlayamadığı yönündedir.Arvostelijat ovat sanoneet, ettei Tor ole niin turvallinen kuin on väitetty.
Bu yönüyle pek çok eleştiri aldı.Liike aiheutti runsaasti kritiikkiä.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Vangit esittivät protestinsa syyksi tyytymättömyyden oloihinsa.
Bu amaçla Of yönüne doğru ilerlemişlerdir.Tällöin edetään vastakkaiseen suuntaan.
Sovyetler Birliği, kendi atom bombasını geliştirme yönündeki çabalarını artırdı.Tämä johti siihen, että Neuvostoliitto alkoi kehittää omia sotilashelikoptereitaan.
Akşar ve Şenkaya yönüne devamlı olarak araç bulunmaktadır.Yöaikaan säännöllistä liikennettä on Kirkkonummen ja Helsingin välillä.
Bunun dışında kaçış sırasında aldığı yaraların sonucunda öldüğü yönünde de ifadeler bulunmaktadır.Hän menehtyi epäonnistuneen hypyn jälkeisessä alastulossa saamiinsa vammoihin.
Yağışlar genellikle güneybatı yönünden gelir.Tuulen suunta on yleensä koillisesta.