yönü ile cümle

yönü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Birkaç Sovyet kolordusunun Prag yönünde ilerlemekte olduğunu biliyordu.Frank era conștient că spre Praga se îndreptau militarii mai multor fronturi sovietice.
Bunlardan ilki demokrasi, ikincisi ise merkeziyetçilik yönüdür.Prima a fost democratizarea, iar cea de-a doua a fost secularismul sistemului educațional.
Bazı belgelere de geçmiş bir şüphe Maximilian'ın Prenses Sophie ve Franz Karl'ın çocuğu olmadığı yönündedir.Nu este bine documentată suspiciunea că Ferdinand Max n-a fost copilul Prințesei Sofia cu Franz Karl.
Kuvvet ve silah yönünden kayıplar, daha sonraki yarma girişimlerinde daha fazlasıyla gerçekleşti.Pierderile în oameni și arme aveau să afecteze profund următoarele tentative de spargere a încercuirii.
Bunu kullanmak zorundaydım." yönünde bir söylemde bulundu."Dumneata ai nevoie de mine!", i-ar fi spus acesta , într-un moment de întâlnire spirituală.
Birçok göreli etkiler yönün göreliliği ile direk bağlantılıdır.Unele efecte relativiste sunt legate direct de relativitatea direcției.
Bryansk yakınlarında, şiddetli Alman direnişine karşın Sovyet orduları yönünden işler aynı derecede iyi gitti.Lângă Briansk lucrurile mergeau bine pentru sovietici, în ciuda rezistenței germane.
Güneydoğu yönüne bakış.Direcția permanentă spre sud.
Hadrianus'un onu zehirlediği yönünde söylentiler olsa da, bunu ispatlayan yeterli delil yoktur.Unele lucrări sugerează că Hadrian ar fi otrăvit-o, însă nu există nicio dovadă.
ArtRave'in rutinleri ve tasarlanmış performans sanatı yönü var."ArtRave are și ordini bine puse la punct, și există o latură de artă performance care a fost concepută.”
Nem, rüzgar yönüyle bağlantılıdır.R: Depinde de direcția vântului.
Yörede egemen rüzgâr yönü kuzeydoğu'dur.Direcția vântului dominant este de Nord-Vest.
Reaksiyonun denge yönü ortamın pH’sına bağlıdır.Activitatea enzimatică este în strânsă legătură cu pH-ul mediului în care se află.
İnsan: Bütün insanlar özgür, onur ve hakları yönünden eşit doğarlar.Toate ființele umane se nasc libere și egale în demnitate și în drepturi.
Bulgaristan yönüne bağlanır.El a încercat să se implice în politica Bulgariei.
Bazı kaynaklar ise bu sayının çok daha fazla olduğu yönündedir.Din aceste motive, numărul real este unul mult mai mare.
İnsani olduğu kadar hayvani bir yönü de bulunur.Este oare locuit universul de ființe asemănătoare omului?
NGC 6543 neredeyse Kuzey Tutulum Kutubu yönünde bulunmaktadır.Întâmplător, NGC 6543 se află pe cer aproape în poziția aparentă polului nordic a eclipticei.
Dipolün yönü ve yoğunluğu, zamanla değişir.Importanța și locul brațelor se modifică în timp.
32 yönü gösterir.Spectra își face apariția 32.
Bu durum, Kızıl Ordu'nun çevik kuvvetler yönünden dezavantajını dengelemektedir.Pe de altă parte, aceste poziții erau ușor de încercuit de ofensiva Armatei Roșii.
Gríma da Théoden'i, Éomer'in güç tutkusu ve itaatsizliği yönünde kandırmaya çalıştı.Chiar și Attilio Teruzzi a recunoscut perseverența și puterea de voință a lui Omar Mokhtar.
Bu ışık daha sonra bu noktadaki gerilim prensibi yönünde her noktayı takip eder.Această suprafață trebuie să fie perpendiculară în orice punct al ei la direcția gravitației.
Gökyüzünde Yay takımyıldızı yönünde yaklaşık olarak 4.338 ışık yılı uzaklıkta bulunur.Se află la distanța de 1.348 de ani-lumină de Terra.
Para yönünden cömerttir.El este generos cu banii lui.
Cümle dil bilgisi yönünden doğru değildir.Din punct de vedere gramatical propoziția nu este corectă.
Cümle dil bilgisi yönünden doğru değildir.Propoziția nu este corectă din punct de vedere gramatical.
Güneş yönünde koştum.Am fugit în direcția soarelui.
Güneş yönünde koştum.Am alergat spre soare.
Spagetti karbonhidrat yönünden zengindir.Spaghetele sunt bogate în carbohidrați.
Bundan sonra geriye, Berlin yönünde üç savunma hattın mevzileri inşa ettiler.Emögött, a fennsíkon további három védelmi állást építettek ki, elérve Berlint.
Az sayıda üst rütbeli subay Moskova'ya götürüldü ve propaganda amaçları yönünde kullanıldı.A főtiszteket Moszkvába vitték és propagandacélokra használták fel.
Janet'ın birçok farklı yönü var.Janetnek rengeteg arca van.
Yangın pazartesi sabahı yönünü kuzeye, kentin kalbinin attığı noktaya çevirdi.Hétfőn a tűz észak felé terjedt, és elérte a City szívét.
Endonezya, FIFA'nın İsrail'le tarafsız sahada oynamaları yönündeki kararını reddettiği için çekildi.Indonézia visszalépett miután a FIFA nem engedélyezte, hogy Izrael ellen semleges helyszínen lépjenek pályára.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.A kezelőorvosok ugyancsak ösztökélhetik a betegeket arra, hogy partnerüket küldjék orvoshoz.
Termopylae Geçidi, taktik açıdan Grek savaş tarzı yönünden ideal bir durum sunmaktadır.A Thermopülai-szoros taktikailag is kiváló hely a görög harcászati módnak.
Donanma daha sonra Attika yönünde yelken açtı.A flotta továbbhajózott Athén felé.
Dağ, Fransa yönünde sarptır.Földrajzilag a hegység Franciaország területére esik.
Elektromotor kuvvetinin yönü, Lenz yasası tarafından belirlenir.Az áram Lenz törvénye szerinti irányú.
Schnabel, yapımcı şirketin filmin İngilizce çekilmesi yönündeki baskılarına direndi.A rendező, Julian Schnabel ellenállt a gyártócég nyomásának, amely angol nyelven akarta elkészíteni a filmet.
Bu yönüyle İngiltere'deki Lordlar Kamarası'na benzer.Bizonyos tekintetben olyanok mint a ceremoniális megyék Angliában.
Heinrich, sonraki pek çok yıllarını ve politik gücünü Alman sınırlarını sağlamlaştırma yönünde harcadı.Henrik a következő két évet hatalma és határai megszilárdításával töltötte.
Ancak dönme yönüne etkisi vardır.A hatás viszont fordított irányba is működik.
Yağışlar genellikle güneybatı yönünden gelir.A szelek általánosan délnyugatról érkeznek.
Orenburg– ulaşım yönünden iyidir.Orenburg jelentős közlekedési csomópont.
Ancak bu kurbanların ortak yönü vardı.És ezek az emberek, akikkel közös volt az életem.
Matt Groening, Springfield'ın büyüdüğü şehir olan Portland, Oregon ile birçok ortak yönünün olduğunu belirtir.Groening nyilatkozata szerint Springfield sokban hasonlít az Oregon állambeli Portlandre, ahol felnőtt.
Önce, maçın seyircisiz oynanması yönünde karar alındı.Egyik alapfeltétele volt, hogy a szerepeket meghallgatás nélkül játszhassa el.
Birçok göreli etkiler yönün göreliliği ile direk bağlantılıdır.Számos relativisztikus hatás az irány relativitásával van közvetlen kapcsolatban.
Sonunda İngilizlerle birlikte bir harekat yapılması yönünde anlaşmaya varılmıştır.A kormányok az utolsó pillanatban közös csapásmérésben egyeznek meg.
Kuvvetin yönünü değiştirir, kuvvetten kazanç sağlar.Az egyikkel befolyást, erőt szerzel.
Daha sonra kuzey yönünde ilerleyen Sovyet kollarına taarruz edeceklerdir.Ezután támadják meg az észak felé nyomuló szovjet egységeket.
Dubai Koyu kentin kuzeydoğu-güneybatı yönü boyunca uzanır.A Dubaj-öböl északkeleti-délnyugati irányban húzódik keresztül a városon.
Mesh (ağ) tabanlı olan 3ds max gibi programlardan bu yönüyle ayrılır.Például a 3DS Max használja ezt a módszert.
Türk heyeti konferansın devam etmesi yönünde fikirler yayınladı.A török hadvezetés a háborút terjeszkedésre kívánta felhasználni.
Hareketin yönünü değiştirebilir ama hiçbir zaman hızı değiştiremez.A járásmódot a futásig lehet gyorsítani anélkül, hogy ritmusa megváltozna.
Gökyüzünde Kanatlıat takımyıldızı yönünde yaklaşık olarak 4.892 ışık yılı uzaklıkta bulunur.A folyóba mindegy 4892 folyó és csatorna vize ömlik.
Örneğin kendisine uygulanan kuvvetin ters yönünde ivmelenebilir.Ezek segítségével például legyőzhető a gyakorló negatív hozzáállása.
Kuzey-güney yönünde uzanan dağlar adanın 2/3'lik bölümünü oluşturur.Az észak-déli irányban húzódó Déli-Alpok hegyvonulat két részre osztja a szigetet.

İlgili Sayfalar