yönü ile cümle

yönü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Windows XP Service Pack 2, güvenlik nedenleriyle .WRI dosyalarını açma yönündeki desteği azalttı.Windows XP Service Pack 2 pak kvůli bezpečnostním odebírá možnost prohlížet soubory ve formátu .wri.
Kuzey yönüne bakış.Pohled od severovýchodu.
Bu arada İsrail’de Golan Tepelerinin işgâl edilmesi yönünde bir tartışma sürüyordu.Po válce probíhala v Izraeli diskuse, jak naložit se získanými územími.
Geleneksel görüş, bunların daha çok önceden diğer tüm kuş türlerinden ayrıldığı yönündedir.Probouzí se obvykle dříve než ostatní druhy supů.
19. yüzyılda yerleşim endüstri ve ticaret yönüyle gelişti.V 19. století město změnilo svůj rezidentní charakter na administrativní a průmyslový.
Yapılan ilk çalışmalar ısıl işlem parametrelerini optimize etmek yönündeydi.Jeho primárním výzkumným zájmem bylo urychlování elementárních částic.
Bunun yanı sıra ülkesinin sosyal yasalarının çıkarılması yönünde etkin bir rol oynadı.Tím pak plní důležitou roli při sjednocování judikatury dané země.
Nem, rüzgar yönüyle bağlantılıdır.Jeho protějškem je vítr široko.
Reaksiyonun denge yönü ortamın pH’sına bağlıdır.Stabilita tohoto ionu silně závisí na pH prostředí.
Siyasi kültürün zayıf yönü hoşgörüsüzlüktür.Nejedlého poúnorové působení v oblasti kulturní politiky je chápáno negativně.
Döngü, boşluğun yönünü bulabilmek için döndürülür.Úkolem družiny je najít cestu zpátky.
Bu eleştiriler, yönetimin fazla sert ve tutucu olduğu yönündeydi.Kritikům však toto dílo připadalo příliš brutální a banální.
Bu yaklaşım hem postmodernizmin reddedilmesi hem de modernliğin yeniden değerlendirilmesi yönündedir.Nakonec byly zpochybněny, ne-li nahrazeny postmodernismem.
Grup Kahta yönüne kaçar.Hnutí se dělí na dvě křídla.
Bununla birlikte bazı birlikler Minsk yönünde çekilmeyi başarmıştır.Malé části vojáků se podařilo ustupit do Rumunska.
Mısır, Arap Birliğindeki ülkelerin bu antlaşmayı imzalamaması yönünde ağır baskısı altında idi.Egypt byl pod silným tlakem ostatních arabských zemí, aby nepodepisoval bilaterální mírovou smlouvu.
Başta her şey yolunda giderken birdenbire Joe'nun limuzininin yönü başka tarafa gitmeye başlar.Chvíli jedou oba automobily pospolu, ale později se auto, v němž jede Joe, oddělí.
"Almanlar, bizim eski sınırı geçip Leningrad yönünde taarruza devam etmemizi istediler.Zde se finská vojska zastavila na staré hranici a odmítla i přes německé výzvy postupovat na Leningrad.
İlçede hakim rüzgar yönü güney batısıdır.Převládající směr větru je jihozápadní.
Romanda bu yönüyle belli bir zaman ve mekân yoktur.Děj románu je časově i místně neukotvený.
Bunun sonucu olarak yeni ipliğin uzaması 5'->3' yönünde olur.Díky tomu se tento řetězec prodlužuje ve směru 5'-3'.
Oyun saat yönünde başlar.Hrát začal za 1.
Dağ, Fransa yönünde sarptır.Toto pohoří sahá až do Francie.
Paul Grice, anlamın bu yönünü kapsam olarak açıklamaya çalışmıştır.Andy Serkis dokázal, že něco takového je možné.
Ok vektörün yönünü gösterir.Palec ukazuje směr vektoru.
Hayatının en göze çarpan yönü evlilikleridir.Jejím největším přítokem je Pokoteke.
Posesyonun bir de şeytani yönü vardır.Padouch musí mít vždy zlou povahu.
2006 yılında, Karadağ'ın Sırbistan'dan bağımsızlık oylaması yönünde çıktı.2006 Černá Hora zvolila nezávislost na Srbsku.
Yönü ise genellikle dalga yayılımının yönüdür.Někdy je cílem pobavit adresáta.
Bu sırada depremden zarar gören askeri binaları onarımının yapılması yönünde çaba sarf etti.Mezitím se rozběhly velké opravné práce na zničené infrastruktuře státu.
Çilkotinlerden olabileceği yönündeki iddialar olsa da bu konu kesinleşmiş değildir.Zdali dluhy při tom se odpočítaly, není jisto.
Bu yönü ile program eklektik bir özellik gösterir.Schematicky to ukazuje příklad na připojeném obrázku.
Diğer bir iddia, bu ismin kökeninin Makedonya'lı Büyük İskender olduğu yönündedir.Tomu však odporuje jeho jméno, jehož základ je germánský.
Korelasyon katsayısı, bağımsız değişkenler arasındaki ilişkinin yönü ve büyüklüğünü belirten katsayıdır.Korelační diagram může snadno odpovědět na otázku, zda tyto dvě proměnné souvisí či nikoliv.
Yangın pazartesi sabahı yönünü kuzeye, kentin kalbinin attığı noktaya çevirdi.Incendiul s-a deplasat spre nord în ziua de luni, spre centrul orașului.
Haziran 1990’a varıldığında, Benny Morris’e göre, “İntifada yönünü şaşırdı.În iunie 1990, conform lui Benny Morris, „Intifada părea să-și fi pierdut direcția.
5. ve 7. Muhafız Orduları, Novoukrainka yönünde Kirovograd bölgesine yapılacak taarruza destek olacaklardır.Armatele 5 și 7 Gardă urmau să realizeze atacuri de sprijin din regiunea Kirovograd în direcția Novoukrainka.
"Almanlar, bizim eski sınırı geçip Leningrad yönünde taarruza devam etmemizi istediler.Germanii încercau să ne facă să traversăm veche frontieră și să continuăm ofensiva spre Leningrad.
Tampere yenilgisinden sonra, Kızıl Muhafızlar doğu yönünde geri çekildi.După înfrângerea de la Tampere, Gărzile Roșii au început o lentă retragere către est.
Az sayıda üst rütbeli subay Moskova'ya götürüldü ve propaganda amaçları yönünde kullanıldı.Câțiva ofițeri de frunte au fost duși la Moscova în scopuri propagandistice.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.Medicii pot de asemenea să recomande pacientelor să le ceară partenerilor lor să solicite asistență medicală.
Birçok Angkor tapınağının aksine Angkor Vat batı yönüne bakar.Spre deosebire de majoritatea templelor khmer, Angkor Wat este orientat spre vest.
Elektromotor kuvvetinin yönü, Lenz yasası tarafından belirlenir.Sensul forței electromotoare este dat de legea lui Lenz.
Uzmanlar nükleer tehdidin çok küçük olduğu yönünde görüş bildirdi.Însă specialiștii cred că riscul este scăzut.
Hızı gösteren bir vektörün hem yönü hem de büyüklüğü vardır.Un vector este o cantitate care are atât o magnitudine și o direcție.
İnsanların beni nasıl gördüğü yönündeki takıntılarımı konu almaktaydı.A fost obsesia mea legată de modul în care oamenii mă privesc.
Doğrudan duygularımı yansıttığım müziklerimin öfkeli bir yönü olduğunu düşünüyorum."Cred că există un aspect de animozitate în muzică, care reflectă direct sentimentele mele din acea perioadă.”
Diğer savaşlarla sayısal terimler yönünden karşılaştırıldığında bu, çok büyük bir Sovyet zaferi olmuştur.Prin comparație cu alte bătălii, aceasta a fost cea mai mare victorie sovietică.
Filmin pek çok ciddi yönü var.Erau multe aspecte serioase în filme.
Doğa sporları ile çok ortak yönü vardır.Există totuși câteva caracteristici comune pentru sporturile extreme.
Daha sonra 25. Tank Kolordusu Tatsinskaya'nın doğusuna, Morozovskaya yönünde derinliğine bir akın başlattı.Corpul al 25-lea de tancuri a desfășurat un raid în adâncime spre Morozovskaia, la est de Taținskaia.
Ayrıca Nil, balık yönünden zengin bir kaynak sayılırdı.Nilul furniza o sursă abundentă de pește.
Saat yönünün tersi yönde dönmektedir.Montarea are loc în ordine inversă.
Melekler insanlardan, kendilerine cüzi irade verilmemiş olmaları yönünden ayrılırlar.Voi care ați primit Legea întru rânduieli de la îngeri și n-ați păzit-o!"
Oyun saat yönünde başlar.Ultimele jocuri încep la aceeași oră.
Alman harekât planı ise batı yönünde olabildiğince hızlı hareket etmek ve bu koridoru açık tutmaktır.Germanii plănuiau să mențină coridorul deschis și să continue deplasarea spre vest.
Bu çerçevede, piyasa ekonomisinin kurumsallaşması yönünde adımlar atılmıştır.Aceste fluctuații au fost determinate de trecerea la economia de piață.
Şarkının seksi yönü ve Lil Wayne'i rap verse'ü övgüler topladı.Make It Rain conținând versurile lui Lil' Wayne .
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Adversarii săi s-au retras denunțând condițiile de organizare a votului.
Rüzgarların çoğu Neptün'ün dönüş yönünün tersine esmektedir.Cele mai multe din aceste obiecte sunt pe de altă parte în rezonanță cu Neptun.

İlgili Sayfalar