yönü ile cümle
yönü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Müttefik Devletler Üst Komutanlığı'nın Berlin üzerine yürümek yönünde bir planı yoktu.W 1944 roku alianckie naczelne dowództwo nie planowało walk o Paryż.
Abasıyanık'a gelen en önemli eleştirilerden biri de dilinin savruk olduğu yönündedir.Najważniejszym językiem, z którego pochodzą hinduizmy jest sanskryt.
Bu yönüyle kullanımı pratiktir.Postanawia wykorzystać ten fakt.
Sonuç olarak Kumkale Operasyonu, General Hamilton yönünden hedeflenen amaca ulaşmıştı.Całością operacji miał dowodzić kontradmirał Hamilton.
Birçok yönüyle koşmalara benzerler.Rozchodzą się one w różnych kierunkach.
Saat yönünün tersi yönde dönmektedir.Operacja zamykania przebiega w odwrotnej kolejności.
Batı Saksonlarının batı yönüne doğru ilerlemeleri 519 yılında durdurulmuştur.Ostatecznie Hiszpanie wycofali się z Sahary Zachodniej w 1975.
2006 yılında, Karadağ'ın Sırbistan'dan bağımsızlık oylaması yönünde çıktı.W 2006 secesji od Serbii po referendum niepodległościowym dokonała Czarnogóra.
Bitki örtüsü yönünden Çayırhan ormandan yoksundur.W leśnictwie dziupla jest wadą drewna.
Kozmik ışınlar Dünya’ya uzayın her yönünden gelirler.Promieniowanie kosmiczne dochodzi do Ziemi ze wszystkich kierunków prawie jednakowo.
Hitler yönünden de kişisel bir şok oldu.Przed Hitlerem stanęły także krajowe problemy natury politycznej.
Nutuk: Şekil yönüyle koşmaya benzer.Jest to jakby przeciwieństwo afazji przewodzenia.
Nakibüleşraf olduğu yönünde bilgiler de bulunmaktadır.Problematyczne są też informacje o jego pochodzeniu.
Aşklarını aynı çizginin iki yönünde bulur: Tanrı ve insan.Obejmuje dwa wielkie obszary zagadnień, którymi zajmowali się Ojcowie: o Bogu i o człowieku.
Batı Cephesi, Polonya'nın Suvalki kenti yönünde taarruza geçti.Polonia Głubczyce odłączyła się od Polonii Gołuszowice.
Bu dönemde ayrıca, dekoratif yönü ağır basan bir dizi Odalık resmi gerçekleştirmiştir.W tym duchu czytelna jest również oszczędna dekoracja, zdobiąca wejście.
İkinci görev ise güneybatı yönünde Vitebsk istikametinde bir taarruzdur.Drugim zadaniem było wbicie klina w kierunku południowo-zachodnim w kierunku Witebska.
Durum hastalar yönünden de mutsuzluk vericiydi.Pogarsza także jakość życia chorych.
Gökyüzünde Başak takımyıldızı yönünde bulunur.Ty w niebo czoło podniosłaś.
Kırgız etnonimi üzerine yapılan bazı çalışmalar sözcüğün "kırk-as" sözcüğünden türediği yönündedir.Ich debiut na listach przebojów miał miejsce, gdy wydali własną wersję standardu „Zing!
Buddy hayatının her yönüyle öfke saçar.Na wszelkie sposoby uprzykrza życie Billa.
Reaksiyonun denge yönü ortamın pH’sına bağlıdır.Reakcja silnie zależy od pH roztworu.
Böylece höyükteki işliklerin çakmak taşı kaynağı yönünden bir güçlüğü olmadığı ortadadır.Spowodowane jest to prawdopodobnie tym, że Raczyńskich nie było wtedy w majątku dębicko - zawadzkim.
Taarruzun başarılı olması durumunda hemen kuzeydeki Merkez Tepe yönünde taarruz edilmesi planlanmaktaydı.Gdyby kolej biegła tak jak ją zaplanowano musiała odbić nieco na północ.
Hareketin yönü sifonun oryantasyonuna bağlıdır.Kierunek zależy od ułożenia syfonu.
Fakat mekanizma, ses rengi ve çalış tekniği yönünden birbirinden farklılıkları bulunmaktadır.Oba rodzaje płyt różnią się jednak techniką i prędkością nagrywania.
Birkaç Sovyet kolordusunun Prag yönünde ilerlemekte olduğunu biliyordu.Frank visste att flera sovjetiska fronter ryckte fram mot Prag.
Vücut dorso-ventral olarak (alt-üst yönünde) yassılaşmıştır.Kroppen är tillplattad uppifrån (dorsoventralt).
Oyun yönü : saatin ters yönündedir.Slutsats: Min klocka går inte rätt.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.Läkare kan också uppmuntra patienterna att be deras partners söka vård.
Sancağını açıp hakkı olanı almak amacıyla yönünü Kûfe'ye çevirdi.Men när han kommer, sanningens ande, skall han vägleda er med hela sanningen.".
32 yönü gösterir.32 uppsamlingsspår.
6. ve 7. stüdyo albümlerinde Brave ve Love?'da ise geleceğin dans müziği yönünü değiştirmiştir.Lopez sjätte och sjunde studioalbum, Brave och Love?, inriktade sig mer på dansmusik.
Rüzgar altı: Rüzgarın estiği yönün aksi.Låt 4: Let Your Spirit Fly.
Ayrıca Maraton Muharebesi, günümüzün maraton yarışına ilham teşkil etmesi yönünden de ünlüdür.Legenden är inspirationen till dagens maratonlopp.
M4, Messier 4 ya da NGC6121: Akrep takımyıldızı yönünde bulunan bir küresel yıldız kümesi.M4 (Messierobjekt 4) eller NGC 6121 är en klotformig stjärnhop i stjärnbilden Skorpionen.
M65: Doğu-batı yönünde Colne'dan başlayıp Burnley, Accrington, Blackburn yoluyla Preston'da biter.M65 är en motorväg i Storbritannien som går mellan Preston och Colne via Blackburn, Accrington och Burnley.
İlk olarak Alman birlikleri, Moskova yönündeki ileri durumlarından nihai olarak geri sürüldüler.För det första drevs de tyska trupperna definitivt bort från vägarna mot Moskva.
Yönü güney batıya bakar, ön tarafı açıktır.Från Huvudstabron mot sydost, Bällstaviken i förgrunden.
Bunların çoğu asimile olarak her yönüyle Çinleşmişlerdir.Alla var till större delen segelbara.
Ama anti-personel yönüyle oldukça etkili çıkan patlayıcı mermi, bu topun asıl güçlü yönüydü.Förutom den förödande skadan patronen kunde göra så var den väldigt säker.
Kültürler kavramı ise, kültürün oluşum yönüne atıfta bulunmaktadır.Kulturpolitiken skulle således sättas i samhällets tjänst.
Buna bağlı olarak Osmanlı'nın savaşa girmesi yönünde baskılar artıyordu.Detta eftersom osmanska påtryckningar fanns om att konvertera till islam.
Genellikle güneydoğu yönünde akar.Den flödar i allmänhet åt sydost.
Bazı kaynaklar çok mutlu olan çiftin nişanlandığı yönünde haberler yapmaktadır.Förlovningsringar bärs av ett par som har förlovat sig.
Ancak dönme yönüne etkisi vardır.De har däremot bra förmåga att vända om.
Yönü kendi seçer.Min väg, mina val.
Ben yazının her yönüyle ilgili değilim.Låtnamnet har inget med texten att göra.
Bu konuda nasıl karar alındığı yönünde bir bilgi yoktur.Det blir då osäkert hur det skall uttalas.
Fakat Hitler'in emri, "her ne pahasına olursa oldun elde tutulacak" yönündeydi.Men Hitler gav ordern: "Håll Wien till varje pris!"
Batı Cephesi, Polonya'nın Suvalki kenti yönünde taarruza geçti.Den här delen av Ostpreussen tillföll Polen.
Ancak genel yargı her ikisinin de en çok ULIRGler'de mevcut olabileceği yönündedir.Det bedöms dock som möjligt att båda dessa kan härröra från förrymda individer.
Püskürmenin başlamasının ardından ilk birkaç gün içinde etkili olan rüzgârlar yönünü batıya doğru çevirdi.Därefter rör sig luften in i de sekundära luftvägarna som de passerade i början.
Yeni Mahalle ulaşım imkânları yönünden oldukça gelişmiştir.Närmsta granne finns lyckligtvis en bra bit bort.
İlçede hakim rüzgar yönü güney batısıdır.Den huvudsakliga vindriktningen är sydväst.
Coğrafya kurallarına göre, coğrafi haritalarda batı yönü daima sol yandadır.På kartor är norr vanligtvis uppåt, medan väster följaktligen är till vänster på kartan.
Ancak bu kurbanların ortak yönü vardı.Dörrarna var till och med gemensamma.
Şair burada övdüğü kişinin başarılı, uzun ömürlü, talihinin iyi olması yönünde dua eder.Herre säges här om något som är bra, utmärkt.
Sadece tıklıyorsunuz: 'Bu benim kaydımın yönü.'Detta resulterade i "Mitt gömda jag".
Dolayısıyla her birey kendi görüşleri yönünde insanları baba olarak kabul edebilir.Man respekterar alla andra för att de är människor som man själv.