yönü ile cümle
yönü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İlçe ekonomisine katkı yönünden şirketleşme faaliyeti çok düşüktür.Ontbinding van de Eerste Kamer om politieke redenen heeft namelijk weinig zin meer.
Gökyüzünde Uçanbalık takımyıldızı yönünde bulunur.Hij ontdekt een puntvliegtuig in de lucht.
İnsanlık yönü daha bastırgandır.Wordt de mensheid slimmer?
Oltu yönü (Kars - Erzurum): 6 bölümden oluşmakta.Hierin haalde zij de zesde positie.
Ancak yine de bu alanın yönünü kaydedebilirler.Hij moet echter nog zijn kunnen op het veld bewijzen.
Kasırga, yavaşça batı - kuzeybatı yönüne doğru hareket etmeye başladı.De resten bewogen zich langzaam in kracht afnemend naar het noordwesten.
Artık Hannibal'in, birliklerini erzak yönünden ikmal edebileceği bir üssü ve ilave birlikleri vardır.Hannibal had nu een basis van waaruit hij zijn troepen kon aanvullen en bevoorraden.
Bu figürler göçmen bir kavim oldukları yönündeki tezleri bir hayli güçlendirmektedir.Deze cijfers komen vrij goed overeen met de plaatsen waar nieuwe Congolese immigranten zich vestigen.
Orenburg– ulaşım yönünden iyidir.Belfort is per openbaar vervoer (Arriva-bus) goed bereikbaar.
Eserde şarap sarhoş ediciliği yönüyle aşka benzetilir ve öykü bu sarhoş edici etkinin etrafında şekillenir.Verberg je achter het masker van een gek of dronkaard en zaai op die manier verwarring over je bedoelingen.
Partinin yasal yönüne vurgu yapıldı.De demonstratie vond dan ook geheel legaal plaats.
2005 yılında Yargıtay, dosyada evrak eksiklikleri olduğu gerekçesiyle kararı usul yönünden bozdu.In het hoger beroep in 2005 werd deze uitspraak verworpen wegens onvoldoende bewijs.
Bugünkü raporlara göre 3.500 yabancının öldüğü yönünde.Geschat wordt dat rond 3500 dwangarbeiders hierbij zijn omgekomen.
Her bir drumlin uzun ekseni buzul ilerleme yönüyle paralellik gösterir.Op de lange termijn zal een exponentiële groei elke vorm van lineaire groei overschrijden.
Bay Şapka onun eş cinsel yönünü yansıtır.Haar seksuologisch werk richtte zich op vrouwelijke seksualiteit.
2003 yılında, İSKİ müdürünün projenin gereksiz olduğu yönünde itirazı olmuştur.De Raad van State verklaarde in 2003 het bezwaar ongegrond.
Calvin'in aynı zamanda duyarlı yönü de vardır.Maar Harris heeft ook een andere kant.
Bu terim aynı zamanda, bir veya birkaç yöntemin teorik veya sistematik yönünü vurgulamakta kullanılır.Daarna herhalen ze dat één of twee keer in een bepaalde stijl of emotie.
Pitayalar lif ve mineral yönünden zengindir, örneğin fosfor ve kalsiyum.De groene steeltjes zijn rijk aan vitaminen en mineralen zoals calcium en ijzer.
Somut nitelemeler pek fazla yapılmamış ancak soyut yönü üzerinde daha çok durulmuştur.Voor hen die er geen beschikking over hadden werd het zakendoen een stuk moeilijker.
Facebook, YouTube ve Google'ın aksine Twitter, ilgili içeriğin kaldırılması yönündeki talebi kabul etmedi.Ze had eerst bij YouTube en Google gevraagd om verwijdering van het filmpje.
Ölülerin başları küp mezarlarda genellikle batı yönüne yatırılmıştır.De doden werden steeds in een gehurkte houding begraven, en meestal in een oost-west oriëntatie.
Haçın iki yan koluyla apsis yönündeki üçüncü kolu çok kısadır.Het tweede kootje van de derde vinger is erg kort.
Yazın olta, serpme ve bazen de derenin yönü değiştirilerek hatırı sayılır alabalık avlanır.In verloop van de tijd zijn model, bouw en soms ook de tuigage regelmatig veranderd.
Namaz kılan kimsenin Kâbe yönüne yönelmesidir.Prośba o prowadzenie drogą Bożą na przekór złoczyńcom (w.
Bu amaçla Of yönüne doğru ilerlemişlerdir.Skierowali się w tym kierunku.
Gökyüzünde İkizler takımyıldızı yönünde bulunur.Istnieje kilka sposobów na odnalezienie Bliźniąt na niebie.
A(w,v) = −A(v,w), v ve w paralel kenarın rolleri değişimci bağlamında yönünü tersine çevirir.A(w, v) = −A(v, w), ponieważ zmiana kolejności wektorów ma zmieniać znak.
Rüzgarların çoğu Neptün'ün dönüş yönünün tersine esmektedir.Większość wiatrów na Neptunie wieje w kierunku przeciwnym do kierunku obrotu planety.
Bochum alışveriş yönünden zengin bir şehirdir.Olsztynek jest miastem bogatym w trasy rowerowe.
Bulgar ordusu, Çatalca yönünde taarruz etti.Bułgarskie dowództwo zarządziło odwrót.
Toplantıda, tek çıkış yönünün Halbe yönünde olacağı anlaşılmıştır.Na naradzie stwierdzono, że jedyna możliwa trasa ucieczki prowadzi przez Halbe.
Güneybatı yönü Adriyatik Denizi bulunurdu.Od południowego zachodu ma dostęp do Morza Adriatyckiego.
Atıcı böylece kayanın sapını saat iki yönünde ya da saat on yönünde tutacaktır.Zawodnik wykonujący rzut umieszcza rączkę na drugiej godzinie lub na dziesiątej.
Bu da Jakobenlerin halkçı yönünü vurgulamak isteyenler için bir birer tez konusu oldu.Mając złoczyńcę, postanowili posłać go wraz z Hlawą do Juranda, by ten uczynił z nim, co zechce.
Bu buluntular, yerleşmenin bir deprem sonrası terk edildiği yönünde yorumlanmaktadır.Są one brane pod uwagę jako ubikacje awaryjne na wypadek trzęsienia ziemi.
Haziran 1990’a varıldığında, Benny Morris’e göre, “İntifada yönünü şaşırdı.Izraelski historyk Benny Morris twierdzi, że w czerwcu 1990 „intifada zaczęła wygasać.
Merkezcil kuvvet, hız vektörünün büyüklüğünü değiştirmez ancak yönünü değiştirir.Siła dośrodkowa nie zmienia wartości prędkości ciała, ale zmienia kierunek prędkości.
Ebeveynlerle çocukları arasındaki iletişim yönü değişti.Częstotliwość kontaktów między rodzicami a potomstwem jest zmienna.
Daha sonra caminin batı yönüne bir kız mektebi yapılmıştır.Nieco później po stronie wschodniej powstała kuchnia.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Opozycja ogłosiła, że wybory nie mają sensu.
UÇAK: Radar yönü Oshima lütfen.PMT Linie Kolejowe Sp. z o.o.: Instrukcja sygnalizacji kolejowej Le-1.
Kaya temizlendikten sonra ikinci adım kayanın dönüş yönünü saptamaktır.Po oczyszczeniu kamienia, następnym krokiem jest nadanie mu odpowiedniej rotacji.
Bunu kullanmak zorundaydım." yönünde bir söylemde bulundu.Tam trzeba go było szukać, jeśli się go potrzebowało".
Via del Corso genel olarak kuzey ve güney yönünde ilerlemektedir.Spływa doliną Val d’Entremont generalnie w kierunku północnym i północno-zachodnim.
Yapının giriş bölümü güneybatıda yönünde bulunan narteks sayesinde sağlanıyordu.Wejście do cerkwi prowadziło przez narteks położony od zachodu.
Bu birliklerden bir kısmı, 8 Nisan'da Târgu Frumos yönündeki taarruzuna başladı.Większość jednak oddziału już 8 kwietnia znalazła się z powrotem pod Warką.
Köyün batı yönünde, eski bir mezarlık kalıntıları bulunuyor.Na południowym zachodzie od wsi, znajdują się ruiny starego cmentarza.
M4, Messier 4 ya da NGC6121: Akrep takımyıldızı yönünde bulunan bir küresel yıldız kümesi.Messier 4 (znana również jako M4 lub NGC 6121) – gromada kulista w gwiazdozbiorze Skorpiona.
Polonya - Polonya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü "terörle mücadelenin sürmesi" yönünde çağrıda bulundu.Jest nadal poszukiwany przez polskie organy ścigania. w dziale "Problem symulacji chorób"
Daha sonra onun eşini aldattığı yönünde spekülasyonlar yapıldı.Po raz pierwszy jest gotów zdradzić swoją żonę.
Önemli bir ticari yönü yoktur.Nie ma znaczącego udziału handlowego.
Rüzgârın yönü rüzgâr gülü, hızı ise anemometre ile ölçülür.Prowadzono pomiary promieniowania słonecznego, mierzono prędkość wiatru, dawniej z użyciem anemometru.
Bu iki yönün tam ortasında ışık ile karanlığın birleştiği noktadır.Albo cóż ma wspólnego światło z ciemnością?
Kendisi bu yönü hakkında çeşitli eleştirilere de maruz kaldı.W podobny sposób przebiegała jego krytyka innych dowodów.
Özellikle mühimmat yönünden bu zorunluydu.Natomiast pomoc amunicyjna jest niezbędna.
Bildiğim kadarıyla müzik yönü olarak, çok farklı.Z tak zróżnicowaną muzyką czujemy się najlepiej.
Yönü kendi seçer.Sam wybieram temat.
Bu yüzden et ve süt ürünleri yönünden boldur.Chów i hodowla ma kierunek mleczno-mięsny.
Nem, rüzgar yönüyle bağlantılıdır.Wiąże się on najpewniej z wiatrem słonecznym.