Ama sonra seni vurmak zorunda kalabiliriz.Or stay, but then we might have to kill you
Hak etmeyeni vurmaktan korkarým ben.A man who is scared of getting shot, gets shot from behind
Eğer birine vurmak istersen aramamı ister misinIf you want to hit someone, do you want me to call a Mr. portly on standby outside?
Ama birşeyi vurmak...But just hitting something?
Örneğin, İÇ olsaydı, vurmak olabilir, ve ben size verdi, biliyorsunuz. 'For instance, if you were INSlDE, you might knock, and I could let you out, you know.'
Tüm tarih boyunca, güzellik ve teknoloji hakkındaki idealleri dışa vurmak için kullanıldılar.They've been used throughout history to express ideals about beauty, about technology.
Aşk kör olması durumunda Mercutio, sevgi işareti vurmak olamaz.MERCUTlO If love be blind, love cannot hit the mark.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.MERCUTlO Thou hast most kindly hit it.
Vurmak nasıl Friar Hark - 'orada Romeo, ortaya çıkan;[Knocking.] FRlAR Hark, how they knock!--Who's there?--Romeo, arise;
"Of, bana vurmak zorunda olduğun için özür dilerim, gerçekten üzgünüm, benim hatam."Like, "Oh, I'm sorry you had to beat me. I'm really sorry, yes, it's my fault."
Şimdi ise, düşmanları vurmak için mermi izlerini kullanmanın öneminden bahsedelim.And now let's talk about the usefulness of using tracers to shoot enemies.
Sürüler oluşturup sizi bloktan aşağıya vurmak için kovaladıklarında daha az sevimli olacaklar.When they swarm and chase you down the block to shoot you, a little bit less so.
Eski çocuk sıcak elimi kavradı ve bana vurmak gelen tuttuğu buydu Bir yığın zemin.The old boy grasped my hand warmly, and that was all that kept me from hitting the floor in a heap.
"Jeeves, ben onu vurmak inanıyorum." Öyle fantezi, efendim. ""Jeeves, I believe you've hit it." "I fancy so, sir."
Bu nasıl vurmak yok "hale getirilmesini sağlayan ince bit ezberlemekle," dedim;How does that hit you?" "It's a fine bit of memorizing," I said;
Beni vurmak mı istiyorsun?You're gonna shoot me?
Kıpırdadı diye birini vurmak istememiştim.I didn't want to shoot people just for moving!
Bu iki filonun görevi bütün Scud misil fırlatıcılarını vurmaktı.The mission of the two squadrons was to get rid of all the Scud missile launchers.
Yorkshire terrier'im. Kahretsin. ?isini de vurmak i?n ka??. Lanet olsun.Give me any room.
Gözüküyor zaman ver yer var insanları vurmak için(WHlSTLE BLOWS) <i>TAJ:
Basın konferansında... ...geçmişini açığa vurmak zorundayız.At this coming press conference, we might have to reveal Lee Dong Gu's past criminal record. But...
İzimi buldular, üzerime geliyorlar, Yere vurmak için gözetliyorlar.They have now surrounded us in our steps. They set their eyes to cast us down to the earth.
Akıllı kişiyi azarlamak, Akılsıza yüz darbe vurmaktan etkilidir.A rebuke enters deeper into one who has understanding than a hundred lashes into a fool.
Nasıl olacak halleri o zaman ki melekler, canlarını alırken yüzlerine, artlarına vurmaktadır.How will it be when the angels draw out their souls striking their faces and their backs?
Onun için sen suçlarını yüzlerine vurmaktan vazgeç de Allah'a havale et, Ona tevekkül et.So turn aside from them (do not punish them), and put your trust in Allah.
(Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut."So give or withhold as you wish without account.”
Fakat burası Sırbistan, o yüzden yine de tahtaya vurmak lazım.However, since this is Serbia, I'll knock on wood ...
Bunun yolu birilerini vurmak değildir," dedi.Shooting someone is not the way," Ramovic told the MINA news agency.
"Bu da belden aşağı vurmak demek."That is hitting below the belt.
Üç yarışta da ortayı vurmak bu kadar sık olmaz.Three times hitting the middle in three races does not happen that often.
İkili patlayıcı olmadan, tam olarak aynı noktaya iki kez vurmak çok daha zordur.Without tandem charges, hitting precisely the same spot twice is much more difficult.
Ayrıca Hamas'ın İsraillileri vurmak için çok sayıda kadın intihar bombacısı göndereceğine söz verdi.He also promised Hamas would send many female suicide bombers in order to strike Israelis.
Shadow, bir GUN askerini vurmak için hafif makineli tüfek kullanıyor.Shadow uses a submachine gun to shoot a G.U.N. soldier.
Toraman (Eudes): "Çok güçlüdür ve arkadaşlarının burnuna vurmaktan hoşlanır."Franz (Eudes) ist der Stärkste der Klasse und gibt seinen Kameraden gern eins auf die Nase.
Son olarak öldürücü darbeyi vurmak üzere yeniçeriler devreye girdi.Schließlich kommt ihr im Gespräch mit dem Attentäter der entscheidende Einfall.
Drive --- Uzaktaki düşmanlara vurmak için idealdir.Richtschützen sind darauf spezialisiert, den Feind aus großer Entfernung zu beschießen.
Genelde vurmak amaçtır.Üblicherweise erfolgt dies durch das Ausschießen.
Topa vurmak için ise X tuşunu kullanır.Auch zum Sportschießen wird die P 08 genutzt.
Artık lag shoot yapmanıza gerek yok, hasar vermek için direk skine vurmak yeterli.Wenn man keinen Tilt ausgelöst hat, muss man die Kugel nur noch wegschießen.
Daha çok hareketli hedefleri vurmak için tasarlanmıştır.Das ermöglichte deutlich zielgenauere Angriffe.
Fakat öte yandan, Sean'ın öfkesini anlıyorum ve inan bana, ona pek çok kez vurmak istedim.Mais d'autre part, je comprends la colère de Sean et croyez moi, j'ai voulu le frapper à plusieurs reprises.
Daha çok hareketli hedefleri vurmak için tasarlanmıştır.Il devait également être plus à-même d'attaquer des cibles durcies.
Ona vurmak istedim ama o benden kaçtı.Quería golpearlo, pero huyó de mí.
Atımı vurmak zorunda kaldım.Tuve que disparar a mi caballo.
Fakat öte yandan, Sean'ın öfkesini anlıyorum ve inan bana, ona pek çok kez vurmak istedim.Por otro lado, entendía la ira de Sean y, créanme, he querido golpearlo varias veces.
Onu gördüm vurmaktan vazgeçtim.Yo lo he visto caer y abandoné la lucha para socorrerlo.
Şiddetli rüzgâra karşı yapılacak en etkili önlem, yelkene camadan vurmaktır.La forma más simple de hacer pasar energía a través del suelo es golpeándolo.
Darbuka sözcüğü de benzer bir şekilde Arapça ‘darp’ (vurmak) kökünden gelir.Por lo tanto la palabra daf es una forma árabe de la palabra dap.
Ben Tom'a vurmak istemedim.Non volevo colpire Tom.
Kampa dalar ve Richard Alpert'ı (Nestor Carbonell) vurmakla tehdit eder.Richard Alpert (Nestor Carbonell) è uno degli Altri.
Ayrıca 3 km'de tespit edilen bir hedefe kilitlenip vurmak da çok zor.La forza d'attacco viene intercettata e distrutta a 70 miglia dal bersaglio.
İlk grup (X sınıfı olarak bilinirler) Norveç'in kuzeyindeki Alman gemilerini vurmak için kullanıldı.X class (англ.)русск. использовалась для атак на немецкие военные корабли у северных берегов Норвегии.
Daha çok hareketli hedefleri vurmak için tasarlanmıştır.Это позволяет им производить ещё больше мета.
Çomak, çeliğe vurmakta kullanılır.Струнная поверхность используется для ударов по мячу.
Artık lag shoot yapmanıza gerek yok, hasar vermek için direk skine vurmak yeterli.Нельзя применять для стрельбы патроны с усиленным зарядом пороха во избежание повреждения оружия.
Muson rüzgârlarının yönü değiştiğinde ise kasırgalar Arap Denizi ve Bengal Körfezi'nin kıyılarını vurmaktadır.عندما تغير الرياح الموسمية تتشكل الأعاصير التي تضرب غالباً بحر العرب و خليج البنغال.
Son olarak öldürücü darbeyi vurmak üzere yeniçeriler devreye girdi.الذين الذين تعثروا في "مسيرة الموت" أطلقوا النار على الفور.
Ayrıca 3 km'de tespit edilen bir hedefe kilitlenip vurmak da çok zor.من الممكن كشف الأهداف على بعد 4 كم وتعريفها على بعد 2.5 كم.
Nişancı tüfeği, uzak mesafelerden hedefleri yüksek isabet oranıyla vurmak için kullanılan bir tüfek türüdür.مثل جميع قذائف الهاون ، إنه سلاح عالي الزاوية يستخدم لإطلاق النار بشكل غير مباشر.
Ona vurmak istedim ama benden kaçtı.أردت أن أضربه و لكنه هرب مني.