Bağır ya da ağla. Eğer birine vurmak istersen aramamı ister misin何で 私がそんなことをするの?
Bak, kötüler yaylarını geriyor, Temiz yürekli insanları Karanlıkta vurmak için Oklarını kirişine koyuyor.Ecco, gli empi tendono l'arco, aggiustano la freccia sulla corda per colpire nel buio i retti di cuore
Bak, kötüler yaylarını geriyor, Temiz yürekli insanları Karanlıkta vurmak için Oklarını kirişine koyuyor.악인이 활을 당기고 살을 시위에 먹임이여 마음이 바른 자를 어두운 데서 쏘려 하는도다
Bak, kötüler yaylarını geriyor, Temiz yürekli insanları Karanlıkta vurmak için Oklarını kirişine koyuyor.Nebo aj, bezbožníci napínají lučiště, přikládají šípy své na tětivo, aby stříleli skrytě na upřímé srdcem.
Bak, kötüler yaylarını geriyor, Temiz yürekli insanları Karanlıkta vurmak için Oklarını kirişine koyuyor.Vì kìa , kẻ ác gương cung , Tra tên mình trên dây , Ðặng bắn trong tối_tăm kẻ có lòng ngay_thẳng .
Bak, kötüler yaylarını geriyor, Temiz yürekli insanları Karanlıkta vurmak için Oklarını kirişine koyuyor.Vì kìa, kẻ ác gương cung, Tra tên mình trên dây, Ðặng bắn trong tối tăm kẻ có lòng ngay thẳng.
Bak, kötüler yaylarını geriyor, Temiz yürekli insanları Karanlıkta vurmak için Oklarını kirişine koyuyor.כי הנה הרשעים ידרכון קשת כוננו חצם על יתר לירות במו אפל לישרי לב׃
Bak, kötüler yaylarını geriyor, Temiz yürekli insanları Karanlıkta vurmak için Oklarını kirişine koyuyor.لانه هوذا الاشرار يمدون القوس. فوّقوا السهم في الوتر ليرموا في الدجى مستقيمي القلوب.
Bak, kötüler yaylarını geriyor, Temiz yürekli insanları Karanlıkta vurmak için Oklarını kirişine koyuyor.看 哪 、 惡 人 彎 弓 、 把 箭 搭 在 弦 上 、 要 在 暗 中 射 那 心 裡 正 直 的 人
Bak, kötüler yaylarını geriyor, Temiz yürekli insanları Karanlıkta vurmak için Oklarını kirişine koyuyor.看哪 、 惡人彎弓 、 把 箭 搭 在 弦上 、 要 在 暗中 射 那 心 裡 正直 的 人
Baksana... ...kanıyor. Hayır, yeter, Monika, Vurma sakın!Ktoś tam jest.
Baksana... ...kanıyor. Hayır, yeter, Monika, Vurma sakın!Někdo tam je.
Baksana... ...kanıyor. Hayır, yeter, Monika, Vurma sakın!Αιμορραγείς!
Bana vurmayın.Jangan pukul aku.
Bana vurmayın.Não me batam.
Bana vurmayın.No me peguen.
Bana vurmayın.Не бийте...
Basın konferansında... ...geçmişini açığa vurmak zorundayız.A sajtókonferencián lehet, hogy fel kell fednünk Lee Dong Gu múltját. De...
Basın konferansında... ...geçmişini açığa vurmak zorundayız.خلال اللقاء الصحفي اظن اننا سنكشف عن ماضيه
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Ale najvyšší kňaz Ananiáš rozkázal tým, ktorí stali pri ňom, aby ho bili po ústach.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Ananiás fõpap pedig megparancsolá azoknak, kik õ mellette állanak vala, hogy üssék õt szájon.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Då befallde översteprästen Ananias dem som stodo bredvid honom, att de skulle slå honom på munnen.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Der Hohepriester aber, Ananias, befahl denen, die um ihn standen, daß sie ihm aufs Maul schlügen.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.대제사장 아나니아가 바울 곁에 섰는 사람들에게 그 입을 치라 명하니
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Le souverain sacrificateur Ananias ordonna à ceux qui étaient près de lui de le frapper sur la bouche.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Ma il sommo sacerdote Anania ordinò ai suoi assistenti di percuoterlo sulla bocca
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Marele preot Anania a poruncit celor ce stăteau lîngă el să -l lovească peste gură.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Mas o sumo sacerdote, Ananias, mandou aos que estavam junto dele que o ferissem na boca.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Men Ypperstepræsten Ananias befalede dem, som stode hos ham, at slå ham på Munden.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Mutta ylimmäinen pappi Ananias käski lähellä seisovia lyömään häntä vasten suuta.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Nhưng thầy tế lễ thượng phẩm là A-na-nia biểu mấy kẻ đứng gần Phao-lô vả miệng người.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Nhưng thầy tế_lễ thượng phẩm là A-na-nia biểu mấy kẻ đứng gần Phao-lô vả miệng người .
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi."Sla hem op zijn mond", zei de hogepriester Ananias tegen de mannen die vlak bij Paulus stonden.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Tedy Ananijasz, najwyższy kapłan, rozkazał go tym, którzy przy nim stali, bić w gębę.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Tedy nejvyšší kněz Ananiáš kázal těm, kteříž tu stáli, aby jej bili v ústa.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Veliki duhovnik Ananija pa ukaže tistim, ki so stali pri njem, naj ga udarijo po ustih.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Y el sumo sacerdote Ananías mandó a los que estaban a su lado, que le golpeasen en la boca
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Ypperstepresten Ananias bød da dem som stod der, å slå ham på munnen.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Ο δε αρχιερευς Ανανιας προσεταξε τους παρεστωτας πλησιον αυτου να κτυπησωσι το στομα αυτου.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Архиєрей же Ананїя звелїв тим, що стояли перед ним, бити його в лице.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.Первосвященник же Анания стоявшим перед ним приказал бить его по устам.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.ויצו חנניה הכהן הגדול את העמדים עליו להכותו על פיו׃
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.فامر حنانيا رئيس الكهنة الواقفين عنده ان يضربوه على فمه.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.大 祭 司 亞 拿 尼 亞 、 就 吩 咐 旁 邊 站 著 的 人 打 他 的 嘴
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.大 祭司 亞 拿 尼亞 、 就 吩咐 旁 邊 站著 的 人 打 他 的 嘴
Bayan Eriksson, şu yaramaz çocuklarınıza geçerken kapıma vurmamalarını söyleyin.Powiedz swoim szczeniakom aby nie kopały w moje drzwi gdy przechodzą obok.
Bayan Eriksson, şu yaramaz çocuklarınıza geçerken kapıma vurmamalarını söyleyin.Řekni těm svým spratkům, aby nám nekopali do dveří, když jdou kolem.
Bayan Eriksson, şu yaramaz çocuklarınıza geçerken kapıma vurmamalarını söyleyin.Sagen Sie Ihren Gören, sie sollen mir nicht ständig gegen die Tür treten.
Bayan Eriksson, şu yaramaz çocuklarınıza geçerken kapıma vurmamalarını söyleyin.Signora Eriksson, dica ai suoi figli di non dare calci alla porta.
Bayan Eriksson, şu yaramaz çocuklarınıza geçerken kapıma vurmamalarını söyleyin.Sra. Eriksson, diga a sus hijos que no den patadas a la puerta.
Bayan Eriksson, şu yaramaz çocuklarınıza geçerken kapıma vurmamalarını söyleyin.Πείτε στα τερατάκια σας να μην μου κλωτσούν την πόρτα!
Bayan sesi: Ona daha iyi bir şey yaptırmayı dene. Tekneyi vurmayı dene.ボートを狙いましょう
Belki bana vurmak istersin.Може би искаш да ме удариш?
Belki bana vurmak istersin.Je zou me het liefste slaan zeker?
Belki bana vurmak istersin.Magari ti piacerebbe colpirmi?
Belki bana vurmak istersin.Možná by si mě chtěl udřít?
Belki bana vurmak istersin.Možno by si ma chcel udrieť?
Belki bana vurmak istersin.Nie. Dlaczego mi nie powiesz?
Ben- ben sadece seni dinliyordum. Kıpırdadı diye birini vurmak istememiştim.-난 니 지시를 따르고 있었다고! -그냥 움직였다고 사람을 쏠 순 없잖아
Ben de vurmadım. 14.29Tudi jaz ne.