vurgu ile cümle
vurgu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Halbuki pencere döneminin kişiden kişiye değişiklik gösterdiğini vurgulamak gerekir.Zavaró lehet a fájl átírogatása, ha valaki gyakran váltogatja az ablakkezelőjét.
Ancak hükumet ETA'dan ateşkes değil, silah bırakmasını istediklerini vurguladı.Szíria azonban nem várta meg az izraelieket, hanem fegyverszünetet kért.
Nixon da, en azından rekabetin askeri alan yerine teknolojik alanda gerçekleştiğine vurgu yaptı.Nixon erre úgy válaszolt, hogy ez a verseny inkább technikai, s nem harcászati.
Böylece Weber karşılaştırmalı tarih analizinin kullanımını vurguluyordu.Fejlődési adatokat elemezve megfigyelhető a Weber-állandó fejlődése.
ARM Cortex-A8 CPU'yu bir PowerVR GPU ile birleştirir ve güç verimliliğini vurgular.Ebben a csipben egy ARM Cortex-A8 CPU mellé egy PowerVR GPU-t építettek, a hatásfok növelése érdekében.
Komedi filmi, bir filmin ana vurgusunun mizah olduğu türdür.A kis film elkészítésénél a humor volt a fő szempont.
Bankanın çiftçilerin ve işçilerin aleyhinde vurguncuları ve sanayicileri kayırdığı fikrindeydi.Az Agrobank beleroppant vezetőinek és betéteseinek elvesztésébe.
Burada Jack'in başka bir şeyler daha bildiği vurgulanıyor fakat neler olduğu açıklanmıyor.Jack megkérdezi, van-e bármi más, amit el szeretne mondana neki.
Melodik vurgulama farklıdır.A nemek hangja különböző.
Bu da aslında herkesten daha az deli olduğuna yapılan bir vurgu.Csupa olyan dologtól, mely pszichológiailag kevésbé férfiassá tette volna őket.
Vurgu kitap öğrenme yerine, daha ziyade ilk elden kişisel iletişim olmuştur.Ha jelelni tanulnak, akkor előbb tudnak hatékonyan kommunikálni, mint beszélni.
Bir Vurgun Ocağına götürülür.Emiatt a biztonsági szobába viszik őket.
Ayrıca gardiyanların yaşayacağı tereddütlerin ciddi bir tehlike doğuracağı vurgulandı.Arra utaló jelek is vannak, hogy a beosztottakról való előítéletes vélemény további veszélyfaktort jelenthet.
Bazen vurgu için çoğul kullanılır: -İki kişiydiler.A tövénél gyakran elágazik; ilyenkor két törzsű.
Poe aynı zamanda sözlü iletişimin de önemini vurgular.A Moltopera nagy hangsúlyt fektet a szóbeli ismeretterjesztésre is.
Bu sembolik tezat, Alman ve İngiliz romantizmi arasındaki zıtlığı vurgular.Mágikus színház: Kötődik a német romantikához.
“De” bağlacının bulunduğu cümlelerde “de” den önceki sözcüğün son hecesi vurguludur.A kötőmód jelen és múlt idejű feltételes mondatok „ha” szócskával bevezetett tagmondataiban is használatos.
Grup üyeleri ise böyle bir şeyin olmadığını defalarca vurgulamışlardır.A film készítői többször állították, hogy nem igaz ez az állítás.
Sessiz Harflerde: Sert ve vurgulu bir söyleyiş kazandırır.Veszély esetén figyelmeztetésül éles, ugatásszerű hangot ad.
RETScreen Expert San Francisco'da yapılan, toplantısında 2016 Clean Energy Ministerial vurgulanmıştır.RETScreen Expert sai erityismaininnan vuonna 2016 Clean Energy Ministerial tilaisuudessa San Franciscossa.
Gençliğin vurgulanması.Nuoruuden kritiikki.
Úú Úú, vurgulu O harfidir.Ur-Lumma (Urlumma) yritti vallata Lagašin.
77 uçurum, 77 gün sürekli vurgulanır.Kauden pituus on aina 77 päivää.
Bu vurgulu ağırlığın yerine akıcı ve yumuşak bir çalış stilini yerleştirmiştir.Se palauttaa juojansa vahvaan ja terveeseen tilaan.
Dolayısıyla Budizm, her şeyden önce kendini tanımaya vurgu yapar.Rambo haluaa kuitenkin ensin löytää itsensä.
Bu tarafı açıkça The Ghost of Tom Joad (1995) albümünde vurgulanmıştır.DVD:n mukana The Ghost of Tom Joad -single.
Dönüşümü ve döngüyü vurgular.Käännyttämistä vai kääntymystä.
(Vurgular eklendi) Bu kavramın Marksist teori içinde de özgül bir yeri vardır.Tämä artikkeli kertoo marxilaisen teorian keskeisesta käsitteestä.
Aynı zamanda, güçlü bir parlamentonun ve buna karşı sorumlu bir hükümete ihtiyaç duyulduğunu vurguladılar.Hän halusi perustuslain myös varmistavan vahvan hallitusvallan ja vastusti yksinvaltiutta.
Bu görüşü vurgulayan, pek çok örnek verebiliriz.Hän esittää useita esimerkkejä näkemyksensä tueksi.
Efsanelerde adil olduğu vurgulanır.Legendaa tosin uskotaan liioitteluksi.
O ailesinin onun hapiste olduğunu bilmesini istemediğini vurgular.Hän on kertonut haluavansa olla tuomatta perhettään julkisuuteen.
Aynı zamanda, güçlü bir parlamentonun ve buna karşı sorumlu bir hükümete ihtiyaç duyulduğunu vurguladılar.Ταυτόχρονα, υπογράμμιζαν την ανάγκη για ισχυρό κοινοβούλιο και κυβέρνηση που θα ήταν υπόλογη σε αυτό.
Japon halkı adına yazılan metin iktidarın halkta bulunduğuna vurgu yapar.Ονομάζονται με βάση το Ιαπωνικό όνομα της ικανότητας που δίνουν.
Göz çevresindeki eş merkezli siyah ve beyaz kenarlar gözlerin yuvarlak şeklini vurgular.Απαλοί, ομόκεντροι λευκό και μαύροι κύκλοι γύρω από τα μάτια τονίζει το στρογγυλεμένο σχήμα τους.
Strateji video oyunları, stratejik, taktiksel ve bazen lojistik zorlukları ve keşifleri vurgular.Τονίζει τη στρατηγική, τακτική, και μερικές φορές υλικοτεχνικές προκλήσεις.
Rus topraklarının yaklaşık %65'i permafrost olarak vurgulanır.Περίπου το 65% του ρωσικού εδάφους καλύπτεται από μόνιμο στρώμα πάγου.
Öyküde ayrıca 32 dişin tamamının çekilmiş olduğu vurgulanır.Είναι ο πρώτος ο οποίος αναγνωρίζει ότι ο άνθρωπος διαθέτει 32 δόντια.
Bu daha çok vurgulama, filmde duygusal bir gerçek yaratma hakkındaydı," demiştir.Ήταν περισσότερο για έμφαση, δημιουργώντας μια συναισθηματική αλήθεια για την ταινία», δήλωσε ο Κάμερον.
Aynı cümle farklı vurgulamalarla farklı anlamlar kazanabilir.Το εν λόγω σύνθημα μπορεί να πάρει διαφορετικά νοήματα.
RETScreen Expert San Francisco'da yapılan, toplantısında 2016 Clean Energy Ministerial vurgulanmıştır.RETScreen Expert blev fremhævet ved Clean Energy Ministerial afholdt i 2016 i San Francisco.
Bu tarafı açıkça The Ghost of Tom Joad (1995) albümünde vurgulanmıştır.Det akustiske album The Ghost of Tom Joad blev udgivet i 1995.
David canlı bir Mühendis kontrol odasını bulur ve Dünya'yı vurgulayan bir yıldız haritası keşfeder.David opdager et lokale, hvori han finder en Ingeniør i stasis og et stjernekort, hvor Jorden er markeret.
Böylece resmin ressama göre daha önemli olduğu vurgulanır.Penselstrøgene er dog stadig tydelige for at vise, at billedet er vigtigere end maleren.
Aynı zamanda hareket, şiddet içermeyen direniş yöntemlerine uyduğunu vurguladı.Hun understreger dog, at hun går ind for ikke voldelige modstandsformer.
(Vurgular eklendi) Bu kavramın Marksist teori içinde de özgül bir yeri vardır.Begrebet bruges ikke mindst inden for marxistisk teori.
Bir Vurgun Ocağına götürülür.Hun føres til et skjult fangehul.
Vurgu çok azdır.Interessen er for lille.
Askeri bir çözümün olmadığı vurgulandı.Der findes ingen militære løsninger.
İsrailli yetkililer bağları tekrar onarmak istediklerini belirtti fakat özür dilenmeyeceğini vurguladılar .Foreningen søgt igen kommunen om hjælp til reparation m.m., men fik igen afslag.
Oysa Küçük Ayaklanma'da böyle bir vurgulama yoktur.Dette førte til et mindre oprør.
Aynı zamanda, güçlü bir parlamentonun ve buna karşı sorumlu bir hükümete ihtiyaç duyulduğunu vurguladılar.Alliancen krævede en folkevalgt lovgivende forsamling og en regering udgået af denne.
Prof. Tobin’in asıl vurgusu döviz alım satım işlemleri üzerine vergi konulması yönündedir.Topmodel og Mærsk-chef skal i fængsel for skattefusk.
Dönüşümü ve döngüyü vurgular.Landler og Volta.
Minimalist yaklaşımı, hikâyede kontrol için başkahramanın mücadelesini vurgulamaktadır.Handlingsforløb Det andet niveau omhandler fortællerens styring af argumentationen.
Strateji video oyunları, stratejik, taktiksel ve bazen lojistik zorlukları ve keşifleri vurgular.Spillene understreker strategiske, taktiske, og noen ganger logistiske utfordringer.
Stalinizm ve Nazizm, özellikle üremeye ilişkin olmak üzere ütopyacı biyo-politikanın önemini vurgulamışlardır.Stalinismen og nazismen vektla begge viktigheten av utopisk biopolitikk, særlig med tanke på reproduksjon.
Yerel bir gelenek, kentin 937 kökenine dayandığını vurguluyor.En lokal tradisjon daterer byens opprinnelse til 937.
Daha sonraları hep Yahudi köklerini vurguladı.Senere i livet understreket han alltid sine jødiske røtter.
İki dillilik alışveriş merkezinde vurgulanmaktadır.To kjøpesentre er blitt etablert i sentrum.
İlgili Sayfalar