Ana içeriğe geç
Sözlük

vicdan ile cümle

vicdan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Yo creo que nuestra generación será juzgada por nuestro valor moral para proteger lo que es correcto.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Πιστεύω ότι η γενιά μας θα κριθεί από το ηθικό μας σθένος να προστατεύσει το σωστό.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Думаю, наше поколение будут судить по его мужеству защищать то, что нам кажется правильным.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Смятам, че поколението ни ще бъде оценявано според нашата морална смелост да защитим това,което е правилно.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Я вірю, що наше покоління буде засуджене за нашу моральну мужність захищати правильне.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.אני מאמין שהדור שלנו יישפט לפי האומץ המוסרי שלנו להגן על מה שצודק,
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.正しいことを守り抜く 道徳的な勇気で判断されると 価値のある行動は 何らかの犠牲を伴います
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Ale cieľom prikázania je láska z čistého srdca a dobrého svedomia a z nepokryteckej viery,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.A parancsolatnak vége pedig a tiszta szívbõl, jó lelkiismeretbõl és igaz hitbõl való szeretet:
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Ješto konec přikázání jest láska z srdce čistého a z svědomí dobrého a z víry neošemetné.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.경계의 목적은 청결한 마음과 선한 양심과 거짓이 없는 믿음으로 나는 사랑이거늘
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Le but du commandement, c`est une charité venant d`un coeur pur, d`une bonne conscience, et d`une foi sincère.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Lecz koniec przykazania jest miłość z czystego serca i z sumienia dobrego, i z wiary nieobłudnej.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Men budets endemål er kjærlighet av et rent hjerte og en god samvittighet og en uskrømtet tro.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Men Påbudets Endemål er Kærlighed af et rent Hjerte og af en god Samvittighed og af en uskrømtet Tro,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Mục đích của sự răn bảo, ấy là sự yêu thương, bởi lòng tinh sạch, lương tâm tốt và đức tin thật mà sanh ra.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Namen zapovedi pa je ljubezen iz čistega srca in dobre vesti in nehinavske vere,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Och förmaningens ändamål är kärlek av ett rent hjärta och av ett gott samvete och av en oskrymtad tro.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.το δε τελος της παραγγελιας ειναι αγαπη εκ καθαρας καρδιας και συνειδησεως αγαθης και πιστεως ανυποκριτου,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.и благодатта на нашия Господ се преумножи към мене с вяра и любов в Христа Исуса.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Конець же завітування єсть любов з щирого серця та совісти благої і віри не лицемірної,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.Цель же увещания есть любовь от чистого сердца и доброй совести и нелицемерной веры,
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.כי תכלית המצוה היא האהבה בלב טהור וברוח טובה ובאמונה לא צבועה׃
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.واما غاية الوصية فهي المحبة من قلب طاهر وضمير صالح وايمان بلا رياء.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.但 命 令 的 總 歸 就 是 愛 . 這 愛 是 從 清 潔 的 心 、 和 無 虧 的 良 心 、 無 偽 的 信 心 、 生 出 來 的
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.但 命令 的 總歸 就 是 愛.這愛 是 從清潔 的 心 、 和 無虧 的 良心 、 無偽 的 信心 、 生出 來的
Bugün burada birileri ölebilirdi. Vicdanın sızlamayacak mıydı?Qualcuno sarebbe potuto morire oggi e sarebbe stato sulla tua coscienza.
Bugün burada birileri ölebilirdi. Vicdanın sızlamayacak mıydı?Tu aurais pu avoir un mort sur la conscience.
Bugün burada birileri ölebilirdi. Vicdanın sızlamayacak mıydı?Wou jij een dode op je geweten hebben?
Bugün burada birileri ölebilirdi. Vicdanın sızlamayacak mıydı?Μπορεί κάποιος να σκοτωνόταν σήμερα.
Bugün burada birileri ölebilirdi. Vicdanın sızlamayacak mıydı?Днес някой можеше да загине.
Bugün burada birileri ölebilirdi. Vicdanın sızlamayacak mıydı?Днес някой можеше да загине.
Bugün burada birileri ölebilirdi. Vicdanın sızlamayacak mıydı?كان من الممكن أن يموت شخص اليوم هل ترضى هذا على ضميرك ؟
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.Am venit să vă spun că eu cred că televiziunea are conştiinţă.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.Hoje quero dizer que acredito que a televisão tem uma consciência.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.Jestem tu po to, by powiedzieć wam, że wierzę w to, że telewizja ma świadomość.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.là để nói cho bạn biết là tôi tin rằng các chương trình truyền hình đều có lương tâm.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.l'idea di cui voglio parlarvi oggi è la mia convinzione, secondo cui la televisione ha una coscienza.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.오늘 저는, TV에도 의식이 있다는 것에 대해 말씀드리고자 나왔습니다.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.Αυτό που θέλω τώρα είναι να σας πω ότι πιστεύω ότι η τηλεόραση έχει συνείδηση.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.רעיוני היום הוא לומר לכם כי אני מאמינה שלטלוויזיה יש מצפון.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.فكرتي اليوم هي أن أخبركم أني أعتقد أن التلفاز له وجدان (ضمير)
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.良心があると信じていることを お話したいのです なぜこう思うかというと
Bu hurdadan kurtulmayı çok isterdim... ...ama vicdanım bunu yapmama izin vermiyor.Aku akan merasa senang untuk menyingkirkan benda rongsokkan ini Tapi suara hatiku tidak mengizinkan aku
Bu hurdadan kurtulmayı çok isterdim... ...ama vicdanım bunu yapmama izin vermiyor.Certes je serais heureux de vendre ce débris. Mais ma conscience me l'interdis.
Bu hurdadan kurtulmayı çok isterdim... ...ama vicdanım bunu yapmama izin vermiyor.Estaria feliz de deshacerme de esta chatarra. Pero mi conciencia no me lo permite.
Bu hurdadan kurtulmayı çok isterdim... ...ama vicdanım bunu yapmama izin vermiyor.Estaria feliz de deshacerme de esta chatarra. Pero mi conciencia no me lo permite.
Bu hurdadan kurtulmayı çok isterdim... ...ama vicdanım bunu yapmama izin vermiyor.Örülnék, ha megszabadulnék. ettől a tragacstól De a lelkiismeretem nem engedi
Bu hurdadan kurtulmayı çok isterdim... ...ama vicdanım bunu yapmama izin vermiyor.Sarei felice di liberarmi di questo catorcio... ma la mia coscienza non me lo permetterebbe.
Bu hurdadan kurtulmayı çok isterdim... ...ama vicdanım bunu yapmama izin vermiyor.Tôi cũng vui nếu có thể bán được nó Nhưng mà lương tâm tôi không cho phép
Bu hurdadan kurtulmayı çok isterdim... ...ama vicdanım bunu yapmama izin vermiyor.Z przyjemnością pozbyłbym się tego śmiecia Ale sumienie mi nie pozwala
Bu hurdadan kurtulmayı çok isterdim... ...ama vicdanım bunu yapmama izin vermiyor.سأكون سعيد إذا تخلصت من هذه الزبالة لكن ضميري لن يسمح لي
Bu isteğiniz Suriyeli olarak ortak vicdanımızın derinden yankılanıyor.Ik bedoelde het niet zo.
Bu isteğiniz Suriyeli olarak ortak vicdanımızın derinden yankılanıyor.Vea, esta solicitud resuena profundamente en nuestra conciencia colectiva como sirios.
Bu isteğiniz Suriyeli olarak ortak vicdanımızın derinden yankılanıyor.Vede, questa richiesta riecheggia profondamente nelle nostre coscienze colletive di siriani.
Bu isteğiniz Suriyeli olarak ortak vicdanımızın derinden yankılanıyor.Veja, esse pedido ecoa profundamente na nossa consciência coletiva enquanto sírios.
Bu isteğiniz Suriyeli olarak ortak vicdanımızın derinden yankılanıyor.Vous voyez, cette requête résonne profondément dans notre conscience collective de Syriens.
Bu isteğiniz Suriyeli olarak ortak vicdanımızın derinden yankılanıyor.Βλέπετε, το αίτημα αυτό απηχεί βαθιά στη συλλογική μας συνείδηση ως Σύριοι.
Bu isteğiniz Suriyeli olarak ortak vicdanımızın derinden yankılanıyor.Видите, эта просьба глубоко резонирует с общественным сознанием сирийцев.
Bu nedenle ben gerek Tanrı, gerek insanlar önünde vicdanımı temiz tutmaya her zaman özen gösteriyorum.A sam się o to pilnie staram, abym zawsze miał sumienie bez obrażenia przed Bogiem i przed ludźmi.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod