Vicdanlı ve sempati. diğer bir ilginç uygulama - Yeteneği - belki de, geniş sosyal dallanmayı sağlıyacakCapacitatea de a -- e o altă aplicație interesantă care ar avea ramificații sociale adânci .
Vicdanlı ve sempati. diğer bir ilginç uygulama - Yeteneği - belki de, geniş sosyal dallanmayı sağlıyacakDie Fähigkeit - das ist eine andere interessante Anwendung, die grosse soziale Auswirkungen hätte.
Vicdanlı ve sempati. diğer bir ilginç uygulama - Yeteneği - belki de, geniş sosyal dallanmayı sağlıyacak양심과 동정 이것도 재미있는 적용사례인데요, 이것도 거대한 사회적 결과를 초래할 수 있습니다
Vicdanlı ve sempati. diğer bir ilginç uygulama - Yeteneği - belki de, geniş sosyal dallanmayı sağlıyacakLa habilidad de -- es otra aplicación interesante eso tendría problemas grandes de ramificación social.
Vicdanlı ve sempati. diğer bir ilginç uygulama - Yeteneği - belki de, geniş sosyal dallanmayı sağlıyacakSumienność, współczucie. Kolejne interesujące zastosowanie, z ogromnym wpływem na problemy społeczne.
Vicdanlı ve sempati. diğer bir ilginç uygulama - Yeteneği - belki de, geniş sosyal dallanmayı sağlıyacakTo je další zajímavá aplikace, která by měla nejspíš velký společenský dopad.
Vicdanlı ve sempati. diğer bir ilginç uygulama - Yeteneği - belki de, geniş sosyal dallanmayı sağlıyacakСпособността да... това е друго интересно приложение, което би имало големи социални разклонения от проблеми.
Vicdanlı ve sempati. diğer bir ilginç uygulama - Yeteneği - belki de, geniş sosyal dallanmayı sağlıyacakמצפוניות וסימפטיה. היכולת -- זה עוד ישום מעניין שהיה בעל השלכות חברתיות, אולי.
Vicdanlı ve sempati. diğer bir ilginç uygulama - Yeteneği - belki de, geniş sosyal dallanmayı sağlıyacakالاجتهاد والتعاطف القدرة على .. وهو تطبيقٌ عمليٌّ آخر من شأنه أن يتسبّب في مشاكل ذات عواقب اجتماعيّة كبيرة.
Vicdanlı ve sempati. diğer bir ilginç uygulama - Yeteneği - belki de, geniş sosyal dallanmayı sağlıyacakこれもまた興味深い応用で おそらく大きな社会的影響があるでしょう もし ある人に対する恋愛感情を自らの意志で
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Ale hľaďte, aby toto vaše právo nebolo nejako urážkou slabým.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Ale vizte, ať by snad ta vaše moc nebyla k urážce mdlým.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Badate però che questa vostra libertà non divenga occasione di caduta per i deboli
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.De meglássátok, hogy ez a ti szabadságtok valamiképen botránkozásukra ne legyen az erõteleneknek.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Glejte pa, da ne postane kako ta vaša svobodnost v spotiko slabotnim.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Jednak baczcie, aby snać ta wolność wasza nie była mdłym ku zgorszeniu.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Katsokaa kuitenkin, ettei tämä vapautenne koidu heikoille loukkaukseksi.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.그런즉 너희 자유함이 약한 자들에게 거치는 것이 되지 않도록 조심하라
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Luaţi seama însă ca nu cumva această slobozenie a voastră să ajungă o piatră de poticnire pentru cei slabi.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Mas, vede que essa liberdade vossa não venha a ser motivo de tropeço para os fracos.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Men ser, til, at ikke denne eders Frihed skal blive til Anstød for de skrøbelige!
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Men se til at ikke denne eders frihet blir til anstøt for de skrøpelige!
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Nhưng hãy giữ lấy , kẻo sự tự_do mình làm dịp cho kẻ yếu_đuối vấp phạm .
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Nhưng hãy giữ lấy, kẻo sự tự do mình làm dịp cho kẻ yếu đuối vấp phạm.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Pero mirad que esta vuestra libertad no sea tropezadero para los débiles
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Prenez garde, toutefois, que votre liberté ne devienne une pierre d`achoppement pour les faibles.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Sehet aber zu, daß diese eure Freiheit nicht gerate zum Anstoß der Schwachen!
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Sen likväl till, att denna eder frihet icke till äventyrs bliver en stötesten för de svaga.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Πλην προσεχετε μηπως αυτη η εξουσια σας γεινη προσκομμα εις τους ασθενεις.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Берегитесь однако же, чтобы эта свобода ваша не послужила соблазном для немощных.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Гледїть же, щоб ніколи ся ваша власть не була спотиканнєм (людям) недужим.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.Нямаме ли право да ядем и да пием за сметка на църквата?
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.אבל הזהרו פן יהיה אתו הרשיון שלכם למכשל החלשים׃
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.ولكن انظروا لئلا يصير سلطانكم هذا معثرة للضعفاء.
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.只 是 們 們 要 謹 慎 、 恐 怕 你 們 這 自 由 、 竟 成 了 那 軟 弱 人 的 絆 腳 石
Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.只是 們們 要 謹慎 、 恐怕 你 們這 自由 、 竟 成 了 那 軟弱人 的 絆腳石
Zararlı bir itaatkâr, alışkanlıklara sadık bir köle, vicdanına karşı soğuk bir omuz.습관의 노예였고, 제 양심을 냉담하게 대했습니다.
Zararlı bir itaatkâr, alışkanlıklara sadık bir köle, vicdanına karşı soğuk bir omuz.Ničivě poslušný, otrok svých zvyků, studené rameno pro mé svědomí.
Zararlı bir itaatkâr, alışkanlıklara sadık bir köle, vicdanına karşı soğuk bir omuz.עבד להרגלי, מפנה עורף למצפוני.
Zararlı bir itaatkâr, alışkanlıklara sadık bir köle, vicdanına karşı soğuk bir omuz.私たちは一生のうちに ペットなどの動物と触れ合います
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.Cho niềm vui, tôi muốn có bơ và muối và những thứ đặc sắc khác làm cho món ăn nếm ngon hơn.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.Dla radości, szukam masła i soli i seksownych rzeczy które sprawiają, że rzeczy smakują mniej jak pokuta.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.För glädje letar jag efter smör och salt och sexiga saker som råder bot på smaken.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.Freude, ich möchte Butter und Salz und sexy Dinge die Zutaten weniger nach Buße schmecken lassen.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.기쁨을 위해, 고행처럼 재료들의 맛을 덜하게 만드는 버터, 소금, 매력적인 재료들을 찾습니다.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.Örömforrásként ott van számomra a vaj és a só, meg egyéb szexi apróságok, amik feldobják az egyszerű dolgokat.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.Para a satisfação, eu procuro manteiga e sal e coisas sensuais que façam as coisas saberem melhor.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.Pentru bucurie, mă uit după unt şi sare şi lucruri sexy care o fac să nu aibă gust de penitenţă.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.Per la gioia, cerco burro e sale o altre cosette esotiche che tolgano dal mio cibo il sapore della penitenza.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.Por placer, busco mantequilla y sal, y esas cosas que hacen que la comida no sea una penitencia.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.Pre radosť vyhľadávam maslo a soľ a sexi veci, aby jedlo nechutilo ako za trest.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.Pro radost vybírám máslo a sůl a sexy věci, které mění chutě tak, aby nebyly, jak za trest.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.Vreugde, ik zoek boter en zout en sexy zaken zodat het minder smaakt naar zelfkastijding.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.Για χαρά, ψάχνω βούτυρο και αλάτι και σέξι πραγματάκια που δίνουν γεύση σε αυτό που μοιάζει τιμωρία.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.Для удовольствия я ем масло и соль, и всякие вкусные штуки, которые скрашивают постный вкус блюд.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.За удоволствие искам масло и сол, и секси неща, които правят вкуса повече греховен.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.מבחינת השמחה, אני מחפש חמאה ומלח ודברים סקסיים כדי שהטעמים יהיו פחות סיגופיים.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.للمتعة، أنا أتطلع الزبدة والملح والأشياء المثيرة التي تجعل المذاق مثل التكفير عن الذنب.
Zevk açısından, tereyağı ve tuz ile daha hoş görünümlü ancak vicdanımı rahatlatacak türden şeyler ararım.セクシーなものは苦行を少し和らげてくれます 家族を考る際 一家に代々伝わるような