vicdan ile cümle
vicdan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Vicdanında yalanını tarttı.His lie weighed on his conscience.
Tom iş meselelerinde vicdanlıdır.Tom is scrupulous in matters of business.
Benim vicdanım temiz.My conscience is clear.
Onun hakkında vicdan azabım var.I have a guilty conscience about that.
Ona böyle şeyler söylemekle vicdansızlık etti.It was cruel of him to say such things to her.
O, öyle yaparken hiç vicdan azabı çekmedi.He had no qualms in doing so.
O, vicdan azabı hissetti.He felt the pangs of conscience.
Vicdan olmadan bilim yalnızca ruhun mahvolmasıdır.Science without conscience is only the ruin of the soul.
Tom'un temiz bir vicdanı var.Tom had a clear conscience.
Tom'un diğer insanların yiyeceğini çalmakla ilgili vicdan azabı yok.Tom has no qualms about stealing other people's food.
Tom'un düşündüğünü herkese söylemekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.Tom had no qualms about telling everybody what he thought.
Tom yalan söylemekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.Tom had no qualms about lying.
Tom sınavda kopye çekmekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.Tom had no qualms about cheating on the test.
Vicdanımız dışında her şeyden kaçabiliriz.We can run away from everything, except from our conscience.
Onun hiç vicdanı yok.He has no conscience.
Tom vicdansız.Tom's unscrupulous.
Biz vicdanlıyız.We're conscientious.
Sen vicdanlısın.You're conscientious.
Tom vicdanlıdır.Tom is conscientious.
Ben vicdanlıyım.I'm conscientious.
Sen vicdansızsın.You're unscrupulous.
Ben senin vicdanınımI'm your conscience.
Tom'un bir vicdanı yok.Tom doesn't have a conscience.
Tom vicdan azabı çekiyor gibi görünüyor.Tom seems to be suffering from a guilty conscience.
En yumuşak yastık temiz bir vicdandır.The softest pillow is a clear conscience.
Vicdan azabı çekiyorum.I have a guilty conscience.
Vicdanım rahat etmiyor.I have a guilty conscience.
Huzursuz vicdan kendine ihanet eder.An uneasy conscience betrays itself.
Artık vicdanı rahat bir biçimde eve gidebilirim.Now I can go home with good conscience.
Tom Mary'nin arabasını çaldıktan sonra vicdan azabıyla doluydu ve bir kalemde sildi.Tom was full of remorse after stealing Mary's car and writing it off.
En gizli suçlarımızın şahidi vicdanımızdır.Our conscience is the witness to our most secret crimes.
Tom'un vicdanlı olduğunu düşünüyorum.I think Tom is conscientious.
Sence Tom vicdansız mıdır?Do you think Tom is unscrupulous?
Tom vicdansız olduğunu düşünüyorum.I think Tom is unscrupulous.
Tom vicdansızdı.Tom was unscrupulous.
Tom vicdanlı, değil mi?Tom is conscientious, isn't he?
Tom çok vicdanlıdır.Tom is very conscientious.
Tom oldukça vicdanlı.Tom is quite conscientious.
Tom çok vicdansız.Tom is very unscrupulous.
Tom oldukça vicdansız.Tom is quite unscrupulous.
Belki de kötü bir vicdanı vardır.Maybe she has a bad conscience.
Biraz vicdan muhasebesi yaptım.I've done some soul-searching.
Tom vicdansız, değil mi?Tom is unscrupulous, isn't he?
Temiz bir vicdanım var.I have a clear conscience.
Benim bir vicdan azabım vardı.I had a guilty conscience.
Vicdan azabı çekiyorsun, değil mi?You have a guilty conscience, don't you?
Ben bir vicdani retçiyim.I'm a conscientious objector.
Bir suçlu vicdanın var mı?Do you have a guilty conscience?
Vicdanın seni rahatsız ediyor mu?Is your conscience bothering you?
Bu konuda bir şeyler yapmasaydım vicdanım beni rahat bırakmazdı.I couldn't live with myself if I didn't do something about that.
Biri nasıl bu kadar vicdansız olabilir?How can someone be so unconscientious?
Sadece vicdani öğrenciler derse geldi.Only the conscientious students came to the lecture.
Vicdanınla uzlaşmana gerek yok.You shouldn't need to compromise with your conscience.
Bazı insanlar tamamen vicdansız.Some people are completely unscrupulous.
Birçok insan bu politikacının vicdansız bir kariyerist olduğunu düşünüyor.A lot of people think this politician is an unscrupulous careerist.
Vicdanım beni rahatsız ediyor.My conscience is bothering me.
Sizin vicdanınız yok.You have no scruples.
Dil vicdan oluşturur.Language creates conscience.
Ona kendi vicdanı tarafından eziyet ediliyor.She's being tormented by her own conscience.
Benim vicdan azabım yok.I don't have a guilty conscience.