Ana içeriğe geç
Sözlük

vesayet ile cümle

vesayet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
1415/1416, general Demetrios Laskaris Leontares'ın vesayeti altındaydı.1415/1416, he was under the tutorship of the general Demetrios Laskaris Leontares.
Tüm güven bölgeleri Birleşmiş Milletler Vesayet Konseyi aracılığıyla idare edilmekteydi.All of the trust territories were administered through the United Nations Trusteeship Council.
Brian ardından doğan yavruların vesayetini üzerine almak için Carter'a dâvâ açar.Martin comes down later to find the carnage.
Evliliklerinin ardından çocuğun vesayet problemi ortaya çıktı.It would seem that there had been at least problems in the marriage.
Vesayetle, vekâletle siyaset üretemeyiz artık.”"Խաչքարերի խորհրդանշաններին և միթրայականությանը վերաբերող պատկերագրական հարցեր ".
O, burada Hermann Müller vesayeti altında geldi."Hermann Müller beigesetzt".
Bir kamu kurumu olmasına karşın Hükümetin vesayeti altında değildir.Despite governmental chartering, it is not a governmental entity.
Özel firmalar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, mesela Lenovo, bir şekilde devlet vesayetinde.Private firms, however large they are, like Lenovo, depend in many ways on state patronage.
Kızılderili El Koyma Kanunu tüm Kızılderililer'i federal hükümetin vesayetine soktu.The Indian Appropriation Act makes all Indians wards of the federal government.
Nekhbet, Yukarı Mısır'ın vesayet tanrısıydı .Nekhbet was the tutelary deity of Upper Egypt.
Kibele, genellikle Magna Mater ile özdeşleşen ithal bir vesayet tanrıçasıCybele, an imported tutelary goddess often identified with Magna Mater
Ryūjin veya Watatsumi, Japon ejderhası ve denizin vesayet tanrısı.Ryūjin or Watatsumi, Japanese dragon and tutelary deity of the sea.
Saksafona ilk yaklaşımı lisede Herbert Murphy'nin vesayeti altındaydı.His first approach to the saxophone was under the tutelage of Herbert Murphy in high school.
Kōnia iki yıl sonra öldü ve Liliʻuokalani Piskoposların vesayeti altına girdi.Kōnia died two years afterward and Liliʻuokalani came under the Bishops' guardianship.
Rampal, babasının vesayeti altında 12 yaşında flüt çalmaya başladı.Under the tutelage of his father, Rampal began playing the flute at the age of 12.
Araplar üzerindeki İngiliz ve Fransız vesayetinin reddedilmesi.Reject British and French tutelage over Arabs.
Vesayet, bencil olmayan hizmet ilkesine dayanır.Trusteeship is based on the principle of unselfish service.
Birleşmiş Milletler Vesayet BölgesiUnited Nations Trust Territory
Burada Albay Wood, oğlunu Alcock'un vesayeti altına bıraktı.Here Colonel Wood left his son under the tutelage of Alcock.
Kelebekleri hobi olarak topladı ve onları Edward Doubleday'in vesayeti altında inceledi.He collected butterflies as a hobby, and studied them under the tutelage of Edward Doubleday.
Araştırması nihaî kanıtladı ve Nazi vesayetçileri ile hızlı bir şekilde lütuflarını kaybetti.Værnet perdit rapidement son crédit auprès des nazis.
Diğeri ise, vesayeti düzenliyordu.Diverso invece fu il destino dei Qurayza.
Tüm güven bölgeleri Birleşmiş Milletler Vesayet Konseyi aracılığıyla idare edilmekteydi.Все подопечные территории управлялись через Совет по опеке ООН странами-опекунами.
1415/1416, general Demetrios Laskaris Leontares'ın vesayeti altındaydı.1415/6), seu tutor foi o general Demétrio Láscaris Leontário.
İki ülke 1946'da Birleşmiş Milletler vesayet bölgesi olarak kabul edildi.Até 1946, as duas nações compartilhavam o mesmo código de nacionalidade.
Sadece birisinin hizmetinde ve vesayetinde bulunmaktadırlar.Para o carinho e o cuidado de alguém.
Maddeler) Vesayet başlıkları altında düzenleme yapılmıştır.De voordracht werden gedaan bij het Kapittel van de Orde.
İki ülke 1946'da Birleşmiş Milletler vesayet bölgesi olarak kabul edildi.Większość z nich w 1946 roku przekształcono w terytoria powiernicze ONZ.
Diğeri ise, vesayeti düzenliyordu.För andra betydelser, se Shēlah-ye Qowray.
Bir süre sonra Joanna mahkemeye başvurur ve Bill'in vesayetini üzerine alır.Po 18 měsících se však Joanna vrátí a před soudem se domáhá nároku na Billyho.
1415/1416, general Demetrios Laskaris Leontares'ın vesayeti altındaydı.1415/1416, fiind în toată această perioadă sub tutela generalului Demetrios Laskaris Leontares.
Tüm güven bölgeleri Birleşmiş Milletler Vesayet Konseyi aracılığıyla idare edilmekteydi.Valamennyi gyámságot az Egyesült Nemzetek Szervezete Gyámsági Tanácsán keresztül igazgatták.
Palau 1947'de ABD denetiminde Birleşmiş Milletler Pasifik Adaları Vesayet Bölgesi'nin bir parçası oldu.Vuonna 1947 Mikronesia siirtyi Yhdysvaltain hallintaan osana Tyynenmeren saarten huoltohallintoaluetta.
1415/1416, general Demetrios Laskaris Leontares'ın vesayeti altındaydı.Επειδή ήταν μόλις οκταετής, είχε επίτροπο τον στρατηγό Δημήτριο Λάσκαρη τον Λεοντάρη ως το 1415/16.
Palau 1947'de ABD denetiminde Birleşmiş Milletler Pasifik Adaları Vesayet Bölgesi'nin bir parçası oldu.Øerne blev i 1947 en del af det USA-styrede UN Trust Territory of the Pacific Islands.
Bir süre sonra Joanna mahkemeye başvurur ve Bill'in vesayetini üzerine alır.Men en dag vender Joanna tilbage og kræver forældremyndigheden ad rettens vej.
Bir kamu kurumu olmasına karşın Hükümetin vesayeti altında değildir.Nhưng dưới một chính phủ tổng thống chế, bạn không thể làm gì được.
Tüm güven bölgeleri Birleşmiş Milletler Vesayet Konseyi aracılığıyla idare edilmekteydi.Tất cả các lãnh thổ ủy thác được quản lý bởi Hội đồng Ủy thác Liên Hợp Quốc.
Sadece birisinin hizmetinde ve vesayetinde bulunmaktadırlar.ちとせの友達兼護衛役。
Palau 1947'de ABD denetiminde Birleşmiş Milletler Pasifik Adaları Vesayet Bölgesi'nin bir parçası oldu.1947年,帕劳同其它几个太平洋群岛一起成为美属太平洋群岛托管地的一部分。
Diğeri ise, vesayeti düzenliyordu.遂三疏乞歸,帝不許。
Vesayetle, vekâletle siyaset üretemeyiz artık.”“경제성없는 경인운하, 정책적으로 강행”.
Abbas, 14 yaşındayken Horasan'daki Kızılbaş liderlerinden biri olan Mürşid Kuli Han'ın vesayetine girmişti.На 14 години Абас става подвластен на Моршид Коли Хан, един от лидерите на къзълбашите в Хорасан.
Sadece birisinin hizmetinde ve vesayetinde bulunmaktadırlar.Malo slúžiť na obranu a zásobovanie.
1871: Kızılderili El Koyma Kanunu tüm Kızılderililer'i federal hükümetin vesayetine soktu.1871: de Indian Appropriation Act maakt alle indianen tot beschermelingen van de federale overheid.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.Bărbatul acesta a sedus o protejată a reginei, şi ea s-a măritat fără consimţământul regal.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.Denne mand har forført dronningens anstandsdame og hun har giftet sig uden royal billigelse.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.Elizabeth : Cet homme a séduit une pupille de la reine, et elle s'est mariée sans le consentement royal.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.Elizabeth: Orang ini merayu pelayan ratu, dan perempuan ini kawin tanpa izin kerajaan.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.Elżbieta: Ten człowiek uwiódł podopieczną królowej, a ona wzięła ślub bez królewskiego przyzwolenia.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.Este hombre ha seducido a una doncella de la reina que se ha casado sin consentimiento real.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.Este homem seduziu uma protegida da rainha, e ela casou sem o consentimento real.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.엘리자베스: 이 남자는 여왕의 시녀를 유혹했고, 그녀는 왕가의 허락 없이 결혼했다.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.Quest'uomo ha sedotto una protetta della regina, e lei lo ha sposato senza il consenso reale.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.Αυτός ο άνδρας ξελόγιασε μια προστατευόμενη της βασίλισσας και την παντρεύτηκε χωρίς βασιλική έγκριση.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.Єлизавета: Цей чоловік спокусив підопічну королеви і вона вийшла заміж без королівської згоди.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.Този мъж е прелъстил повереница на кралицата, а тя се е омъжила без кралско съгласие.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.Этот мужчина соблазнил подопечную королевы, она вышла замуж без королевского согласия.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.אליזבת: האיש הזה פיתה בת חסותה של המלכה, והיא נישאה ללא הסכמה מלכותית.
Bu adam benim vesayetim altındaki bir kadını bastan çıkardı ve kraliyet izni olmadan onunla evlendi.إليزابيث: لقد أغرى هذا الرجل تابعة للملكة، وهذه تزوجت دون موافقة ملكية.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod