Kurtuluş savaşında çok zayiat vermiştir.Uniknął represji w okresie wielkiej czystki.
Gemideki herkes can vermiştir.Wszyscy na pokładzie zginęli.
Yapıtları, başka sanatçılara da esin vermiştir.Pisze też utwory dla innych artystów.
1943'ün başında Almanya'nın zırhlı birlikleri ağır kayıplar vermişti.W roku 1941 oddziały w nie uzbrojone poniosły ciężkie straty.
İlk olarak evlerde özel ders vermiştir.Początkowo pobierał prywatne lekcje w domu.
Fakat ordusu ağır zayiat vermişti.Trzeba było wynająć wojska zaciężne.
Ayrıca Roma Senato'su Hasekura'ya onursal Roma Vatandaşlığı vermiştir.Powołał nawet senat konkurencyjny wobec rzymskiego.
Kendisi maddeden çok ma’nâya önem vermiş, şöhretten ve gösterişten uzak durmuştur.Większość dzieł publikowała pod pseudonimami uciekając od sławy i uznania.
Ona bir hasır ipi örme cezası vermiş.Wtedy ukąsił go wąż ze skutkiem śmiertelnym.
Annesine yaşgünü hediyesi olarak vermiştir.Noworoczny prezent dla matek.
Babasının kendisine uzun yıllar önce vermiş olduğu taştan bir kâğıdı tutuyordur.Oddawał mu w opiece fragment ziemi, którą sam otrzymał od własnego seniora.
Bu arada Eski Yunan ve Latin edebiyatına gönül vermiştim.Wykładał też historię literatury greckiej i łacińskiej.
Red Hot Chili Peppers 2002 yılında stadyumda gerçekleştirilen The Way Tur By kapsamında bir konser vermiştir.Red Hot Chili Peppers wydał w 2002 album By the Way.
Okul ilk kurulduğunda özel okul olarak hizmet vermiştir.Dzięki jego staraniom otwarto ją jako szkołę prywatną.
Eserlerini İngilizce dilinde vermiştir.Komponował na ich potrzeby opery w języku angielskim.
2007 yılında Tarkan burada konser vermiştir .2007 rok grupa intensywnie koncertuje po całym kraju.
11 firmanın şartname aldığı ihalede 5 firma teklif vermiştir.Do przetargu na generalnego wykonawcę stanęło 5 firm.
Bir sağlık çalışanı olan Karen (Annette Bening) 14 yaşındayken doğurduğu kızını evlatlık vermiştir.Pięćdziesięcioletnia Karen (Annette Bening) codziennie myśli o córce, którą jako nastolatka oddała do adopcji.
Billy Graham, yaşamı boyunca 185 ülke ve bölgede 215 milyona yakın insana vaaz vermiştir.Billy Graham głosił w 185 krajach, zaś liczba osób, do których przemawiał, przekroczyła 210 milionów.
Bazı hadis yazarları kendi külliyatlarına sahih ismini vermişlerdir.Zresztą, wielu autorów wybiera pseudonim właśnie dla wygody.
Her ülke favori şarkısına 24 puan vermiştir.Każdy z jurorów przyznawał po 1 punkcie swojej ulubionej piosence.
Bu dönemden günümüze kadar birçok üniversitede dersler de vermiştir.Takich kart w dziejach Uniwersytetu było na pewno więcej.
Madde 3 – Hareket bağlılığını Allah’a vermiş Müslümanlardan oluşmaktadır.Według nich, potop przetrwało tylko trzech sług boga, który stworzył potem ludzkość na nowo.
Ebu Zer bunun üzerine, "Bu dünyanın sahibi bizi burada bırakmayacaktır" diye cevap vermiş.Mnich powiedział: "Nie powiem, że mistrz jest tutaj."
Sağlık evi ise 1986'dan sonra faaliyetine son vermiştir.Grupa zaprzestała wspólnych działań po 1986 roku.
Büyük birçoğunluk Anadolu'ya alışamayıp tekrar geri dönmeye karar vermişlerdir.To zachęciło niektórych ludzi do powrotu na Comino i powtórne osiedlenie się tutaj.
1967 yılında inşası bitirilerek hizmete açılan havalimanı, 2012 yılında 120.000 yolcuya hizmet vermiştir.W 2015 roku zakończyła się przebudowa lotniska, które może teraz obsłużyć 121 milionów pasażerów w ciągu roku.
Her jüri kendi katılımcısına 1 ile 6 arasında puan vermiştir.Każdy wykonawca był oceniany w skali 1-10 przez każdego członka jury.
MPAA ise filme G vermiştir.Singel promował film animowany Załoga G.
İsa bu havluyu, Edessa Kralı Abgar'ın bir elçisine vermiştir.Św. Justyn Męczennik skierował do cesarza jedną ze swych Apologii.
Arthur burada Albion için son savaşını vermiştir.Susán zdobył drugą bramkę dla Albicelestes.
Böylece kentin kuşatılmasına izin vermiş oldular.Przygotowywano się na oblężenie miasta.
2011 verilerine göre havalimanı 7 milyona yakın yolcuya hizmet vermiştir.Według niektórych prognoz, w 2017 roku lotnisko przebije barierę 14 mln obsłużonych pasażerów.
Allah ona fazlasını vermiş.Przyczynił się do ich powiększenia.
Çok sayıda göç vermiştir.Pozostawił liczne potomstwo.
Barok tarzında eserler vermiştir.Figury są wykonane w stylu barokowym.
Aktif oyunculuk ve televizyon kariyerinde 50'yılı aşkın hizmet vermiştir.Radosna Jesień Życia Jest to program aktywizacji osób powyżej 50 roku życia.
Bu liste 20.yüzyılda eser vermiş bestecileri içermektedir.Z tego okresu pochodzą odkryte w XX wieku gliniane naczynia.
Yerli Amerikan kabileleri ve yerel hayvanlar da county'lere adlarını vermiştlerdir.Jego meble i figury zwierząt były eksportowane do Ameryki.
Daha sonra yıllarca yerel amatör maçlarda mücadele vermiştir.Później przez kilka lat staczał tylko pojedynki towarzyskie.
O'Reilly buna örnek olarak Google Docs & Spreadsheets ve iTunes'u vermiştir.Wkrótce później Writely zostało wykorzystane do budowy serwisu Google Docs & Spreadsheets.
Tam kendi başıma devam etmeye karar vermişken karşıma başka bir ‘eğitmen’ çıkmıştı.Jag hade just beslutat att gå vidare på egen hand och nu hade en annan ”lärare” dykt upp.
II. Dünya Savaşı başladığında, Almanya'ya dönmemeye karar vermiştir.När andra världskriget bröt ut bestämde hon sig för att inte återvända till Tyskland.
Şehre ismini büyük İskender'le beraber gelen Yunanlar vermiştir.Staden fick sitt namn från grekerna som kom med Alexander den store.
Son yıllarda kaçak avlanma ve Kongo İç Savaşı, vahşi yaşam nüfusuna ciddi şekilde zarar vermiştir.På senare år har tjuvskytte och inbördeskriget hårt drabbat parkens viltbestånd.
Fransa, 1911 yılında Agadir Krizi'nin sonucunda Alman Kamerunu'na topraklarının bir kısmını vermiştir.År 1911, överlät Frankrike delar av territoriet till Tyska Kamerun som ett resultat av Agadirkrisen.
Muhafızların bir bölümü Claudius'un da onayıyla daha önceden kendisini aramaya karar vermiş olabilirler.En del av gardet kan ha beslutat sig redan i förväg för att upphöja Claudius.
Yaklaşık 25 yıl Londra'daki University College'da ders vermiştir.Hon var under 25 års tid lärare vid University College i London.
Parti sahibi Lily'e Barney'e vermesi için bir kaset vermiştir.Lily har fått tag på ett videoband som hon ska ge Barney.
Ölüm ona gönülsüzce kendi görünmezlik pelerinini vermiş.Döden gav honom då sin egen osynlighetsmantel.
Mitsuki şinigamilerin gelişinden iki yıl önce, 10 yaşındayken, şarkıcı olmaya karar vermişti.Mitsuki bestämde sig för att bli sångerska två år före den shinigami ankomst, när hon var 10 år gammal.
Nero'nun ölümünün ardından, Otho 69 yılında öldürülmeden önce onunla evlenmeye söz vermiştir.Otho ska ha lovat gifta sig med henne efter Neros död, innan han begick självmord 68.
On erkek çocuğu bulunan Ömer Ziyâeddîn bunlardan ikisine irşad izni vermiştir.I denna hade han med sig tio eller tolv man, som alltid följde honom.”
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Som ung man korresponderade han med olika kvinnor.
Cİvarda yaşayanlar bu adamla sıkı bağlar kurmuş, fikrine önem vermişler ve itaat etmişler.Folket lyssande noga och trodde honom.
On yedi yaşındayken, ilk konserini vermiştir.Vid 71 års ålder gav han sin sista konsert.
Dolayısıyla bundan sonraki seyahatlerini Doğu’ya yapmaya karar vermişti.Denna frukt hade han tagit med sig ifrån sina resor i Orienten.
1088 yılında Bizans imparatoru I. Aleksios Batnaz adasını papaz askeri John Christodoulos'a vermişti.År 1088, gav den bysantinske kejsaren Alexios I Komnenos ön Patmos till soldatprästen John Christodoulos.
Otobiyografisine Doğrulukla Olan Deneyimlerimin Öyküsü adını vermiştir.Han kallade sin självbiografi Historien om mina experiment med sanningen.
Köye adını vermiş olan urgancılık artık geçerliğini kaybetmiştir.Mossen, som gav förorten sitt namn, existerar inte längre.