Ana içeriğe geç
Sözlük

vermiş ile cümle

vermiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ona babası vermişti.Dat heeft ze van haar vader.
Hitler aynı zamanda cephenin kuzeyinde ve güneyinde de harekât emirleri vermişti.Inmiddels had Hitler de operationele bevelvoering aan het oostfront op zich genomen.
Bu sırada (MÖ 68) Pontuslular da Erzincan yörelerinde Roma üstünlüğüne son vermişlerdir.In 68 n.C. was het gebied kennelijk definitief niet meer in Romeinse handen.
İlk siparişi 1934'te Çekoslovakya Hava Kuvvetleri vermiştir.Meer werk volgde en de eerste order van de Tsjechoslowaakse luchtmacht kwam binnen midden 1934.
Köyde bu alan çok fazla gelişemediğinden çok fazla göç vermiştir.Door de jaren heen is het dorp niet veel gegroeid.
Köy 1950 li yıllardan beri başta İstanbul olmak üzere iş sahalarına yoğun dış göç vermiştir.Dit ging zelfs zo ver dat Saoedi-Arabië in de jaren vijftig in het buitenland geld moest lenen.
Daha sonra 2009 yılında grup tekrar bir araya gelmiş çok sayıda konser vermiştir.In 2009 kwam er weer een reeks concerten.
Tüm bunlar üzerine TSK karşılık vermiştir.Benevens al deze activiteiten heeft Per Chr.
Büyük ihtimal hayır" şeklinde cevap vermiştir.Die vraag wordt over het algemeen met 'nee' beantwoord.
Fransızların Sedan yenilgisi savaşın Prusyalılar lehine olacağına karar vermişti.Als daar geen gehoor aan gegeven zou worden, zouden op hun beurt de Fransen de oorlog verklaren aan Pruisen.
Yüzüğünü ölmeden önce oğlu Thrain'e vermişti Thrór.In werkelijkheid had Thrór voordat hij weg ging, de ring aan zijn zoon Thráin II gegeven.
Nantes Fermanı'nı yayımlayarak (1598) Fransa'da din ayrımcılığına geçici de olsa son vermiştir.Het Edict van Nantes maakt in 1598 een tijdelijk einde aan de Franse godsdienstoorlogen.
Bu iki kişi birbirine büyük para hediyeleri vermişlerdi.Ze overstelpten elkaar met cadeaus.
Bunun yanı sıra Chris'e birçok kez tavsiyeler vermiştir.Hij helpt vaak als Chris bezig is.
Bu bloklar binalara zarar vermiştir.Deze deed aanpassingen aan de gebouwen.
Zaferden sonra şehir surlarını da yerle bir edilmesi emri vermiştir.De gemeente liet vervolgens de Arena restaureren en inrichten als een openbaar plein.
Biz sadece görüşmeler yapıyoruz şeklinde bir beyanat vermiştir.Het onderzoek vindt plaats in de vorm van een gesprek.
Adria şehri Adriyatik Denizi'ne ismini vermiştir.De Adriatische Zee is ook genoemd naar Adria.
KDP bir koltuk KYB'ye vermiştir.De KNP won een zetel.
Toplam 534 kişi can vermiştir.Ze kreeg 534 punten.
Doğu Alman hükümeti, duvarın kaldırılmasına onay vermişti.De communistische regering van Oost-Duitsland heeft het gebouw onteigend.
Mahkeme, üç yıl sonra seçimde alınan kararların iptaline karar vermiştir.Rusland liet echter weten binnen drie maanden in beroep te gaan tegen de uitspraak.
Çok göç vermiştir.Er heerste veel heimwee.
1935'te Brezilya'ya giderek Sao Paulo'da Sâo Paulo Üniversitesi’nde ders vermiştir.In 1935 vertrok hij naar Brazilië om sociologie te gaan doceren aan de universiteit van São Paulo.
Bunun sonucunda ayrılmaya ve arkadaşlıklarını sürdürmeye karar vermişlerdir.Ze besluiten vervolgens vrienden te blijven.
ABD de Pakistan'a terörle mücadelede destek sözü vermiştir.Pakistan heeft officieel geprotesteerd tegen de aanval bij de Verenigde Staten.
İki yıl da burada ders vermiştir.Daarna heeft hij enkele jaren les gegeven.
Ettinger, 1999 yılı ile birlikte orkestra şefliğine ağırlık vermiştir.Van der Weerd dirigeerde het orkest tot 1997.
Öte yandan Plutarkhos ise en güvenilir ayrıntıları vermiştir.Plutarchus gaf het meest gedetailleerde verslag van de veldslag.
Türkiye'de de farklı şehirlerde konserler vermiştir.Ook in Turkije worden sinds enkele jaren in verschillende steden herdenkingen gehouden.
Her jüri kendi katılımcısına 1 ile 6 arasında puan vermiştir.Na de opdracht kregen ze van elk jurylid een cijfer tussen de één en tien.
Kral ise burayı asla terk etmeyecek." cevabını vermişti.“De tsaar is niet meer,” antwoordde hij.
Tanyu onları Tanrı'ya sunmaya karar vermiş.Hij verwierf bekendheid met Vaya Con Dios.
Sosyal tenkide büyük önem vermiş, bu hicivlerle eserleri daha çok töre komedisi halini almıştır.Deze man toont met grote trots zijn verzameling komkommers.
Moskova'ya girmiş Napolyon'u öldürmeye karar vermiştir.De weg naar Moskou ligt nu open voor Napoleon.
Türkiye'nin komşularından Yunanistan, Gürcistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti 12 tam puanı Ermenistan'a vermiştir.Van buurlanden Bulgarije en Servië kreeg Macedonië voor deze inzending de volle twaalf punten.
Fakat Osmanlı donanması buna çok geçmeden karşılık vermiştir.De Ottomaanse vloot werd weldra herbouwd.
En sonunda Beatles üyeleri onun ayrılmasına karar vermişlerdi.Beatrix had zelf het initiatief voor deze voltooiing genomen.
Yanlış cevap vermişse ödülün yarısıyla evlerine dönerler.Bij een mogelijk verlies ging hij of zij slechts naar huis met de helft van het gewonnen bedrag.
2005-2009 yıllarında Collège d'Europe'da (Avrupa Koleji) ders vermiştir.Ze was docente aan het Europacollege in Brugge (2005-2009).
2008'de aktif futbol kariyerine son vermiştir.Hij beëindigde zijn actieve voetbalcarrière in 2008.
2007 yılında Rusya devlet başkanı Vladimir Putin kendisine ödül vermiştir.Op de kerstavond van 2007 woonde de Russische president Vladimir Poetin er een eredienst bij.
Akif'in evini posta adresi olarak vermişti.Hij geeft hen Sachiko's adres.
Sen de, onları, bize vermiştin.En ik heb ze bewaard voor jou...
Rousseau yarışma sorusuna doğrudan “hayır” cevabını vermiştir.Rousseau udzielił odpowiedzi negatywnej na pytanie konkursowe.
Super Junior tüm dünyada 100 konser vermiş ilk Koreli sanatçıdır.Super Junior to pierwsi Koreańscy artyści którzy zagrali ponad 100 koncertów na całym świecie.
Bu nedenle jüri FACE ödülünün “Bamako”/”Mahkeme” filmine verilmesine karar vermiştir.”Biorąc pod uwagę powyższe warunki, jury zdecydowało przyznać pierwszą nagrodę FACE filmowi „Bamako/Sąd”.
Giyime ek olarak Klein adını parfüm, saat ve mücevherlere de vermiştir.Oprócz odzieży, Klein również swoim nazwiskiem sygnuje perfumy, zegarki i biżuterię.
Ölüm ona gönülsüzce kendi görünmezlik pelerinini vermiş.Śmierć dała mu swą pelerynę-niewidkę.
Cesàro, 1887'de (C, n) toplamasını tanımlamaya çok yaklaşmış ama sınırlı sayıda örnekler vermiştir.W 1887 roku Cesàro był bliski podania definicji sumowalności (C, n), lecz podał tylko kilka przykładów.
Mektuplaşmaya söz vermişlerdir.Dziękuję za twój list.
Daha önce Londra'da, Hindistan ve ABD'de hizmet vermiştir.Służył on poprzednio w Stanach Zjednoczonych oraz w Indiach oraz w Londynie.
Tam kendi başıma devam etmeye karar vermişken karşıma başka bir ‘eğitmen’ çıkmıştı.Właśnie zdecydowałem się kontynuować naukę samodzielnie i nagle pojawia się nowy 'nauczyciel'.
Ailesi ona Dustin ismini aktör Dustin Farnum'dan esinlenerek vermiştir.Swoje imię otrzymał od imienia hollywoodzkiego aktora Dustina Farnuma.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Wsławił się licznymi skandalami związanymi z kobietami.
Ancak ormancılıkla geçinemediklerinden göç vermiştir.Zajmowali oni tereny leśne i nieużytkowane.
Yiğitlere de ad vermiştir.Amangeldy (Amankeldy) Üderbajuły Imanow (kaz.
İspanyollar ona El Bosco adını vermişti.Kibice nazywają go El Vasco.
Yazarlıkta başarı kazanınca bu görevlerine son vermiştir.Jednakże, gdy Autor sam napisze swoje szczęśliwe zakończenie, przestaje pełnić tę funkcję.
Ona babası vermişti.Oddała je ojcu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod