Ana içeriğe geç
Sözlük

vermeyi ile cümle

vermeyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Diğer tutuklular ise ifade vermeyi reddederek susmayı tercih ettiler.However, the remaining waking inmates refuse to disclose it.
Daha sonra röportaj vermeyi kabul etti ama fotoğrafının çekilmesini istemedi.He later qualified the statement, though he didn't withdraw it.
Şiirde Berenice, eğer kocası savaştan sağ dönerse, Afrodit'e kendi saçlarını vermeyi vadeder.In the poem, Berenice promises her hair to Aphrodite if her husband returns from war safely.
Valiye, “Lütfen Delibaş Mehmet adlı adama yüz vermeyin."Liner Notes: Don't You Dare Mess Clare Maguire Around".
Rahip bunu Burrows'a vermeyi kabul eder.Rupert chose to give his reward to Burton.
Biz süt vermeyiz." diyerek inanmazlar."Presentan Yo no Creo en los Hombres" (in Spanish).
"Bu ayıba izin vermeyin!". milliyet.com.tr."Manço sergisini kaçırmayın!". milliyet.com.tr.
Dönüş Yasası böyle kişilere vatandaşlık vermeyi kabul etmiştir.A question then rose of how to accept these people back into the church.
Bu yöntem birden fazla seçeneğe oy vermeyi mümkün kılar.This made voting nearly impossible for some individuals.
2002 yılında yaş haddinden emekli olduktan sonra da ders vermeyi sürdürdü.He retired in 2003, but continued teaching after his retirement.
Okul nicellemeyi ve coğrafi konuma özel önem vermeyi esas almıştır.The school emphasized the use of quantification and the paying of special attention to geography.
1949'da, Fransızların Laos'a özerklik vermeyi kabul etmesi üzerine ülkesine döndü.It aimed to prevent the French from restoring their control over Laos.
Ona kahvaltısını vermeyi unutma.Don't forget to give him breakfast.
Belki bize yardımları olur diye, ders vermeyi kabul... ...ettim, belki borç verirler dedim.I agreed to give lessons hoping that he might help us, to lend us the money...
Hiçbir şeyin sizin için dikkat dağıtıcı olmasına izin vermeyin.Don't allow anything to be distracting for you.
Bunu atlamama izin vermeyin.Don't let me skip over that.
Vermeyi seviyoruz ve fazlasıyla da veriyoruz.We like to give, and we give a lot.
Sakın insanların size elektriği anladıklarını söylemelerine izin vermeyin.Don't let anyone tell you they understand electricity.
Ders vermeyi bıraktım.So I stopped giving the lecture.
İnsanlara karara varın, karar vermeyin dediğimde kastettiğim de bu.That's what I mean when I say: people do not make decisions, they arrive at them.
"Onu tekrar gelip izin vermeyin."Don't let him come in again.
Ona gevşek izin vermeyin!Don't let him loose!
"Bırak onu bu parsel izin vermeyin." Marvel varlığının hiçbir şey bilmiyordum."Don't let him drop that parcel." He knew nothing of the existence of Marvel.
Sütünüzün sabahınızı ekşitmesine izin vermeyin.Don't let milk spoil your morning.
İnsanlar oy vermeyince... ...bütün bunlara üzülmeyecek misin?After the citizens vote, aren't you scared of what will happen?
Muhabirler olarak biz araştırırız, röportaj yaparız ve gerçeğin iyi bir resmini vermeyi deneriz.As reporters, we research, we interview. We try to give a good picture of reality.
Onbirinci hafta ceza vermeyi kesince ilginç bir şey oldu.All done; fine." And then a really interesting thing happens:
Başka bir durumda ise 10 pound vermeyi gayet hoş karşılayabiliriz.What costs us 10 pounds in a different context we may actually welcome.
Onlara 24 beyaz hap vermeyin.Don't give them 24 white pills.
Kolayla başlarsanız karar vermeyi öğreniyorsunuz.If I start you off easy, I learn how to choose.
Ama eğer çölün ortasındaysam, stomalarımdan su buharını dışarı vermeyi istemezdim.But if I'm in the middle of the desert, I don't want to let out water vapor through my stomata.
Pervane ve tekerleklere güç vermeyiniz.You're not powering the propeller, you're powering the wheels.
Oy vermeyi unutmayın. İyi geceler. (ALKIŞ)}Don\'92t forget to vote.\ Good night.\ (APPLAUSE)}
hepsi, bu tür korkunç durumlarda bizlerin vermeyi umut edebileceğimiz türden bir tepki verdiler:They responded as we all hope we might respond in such terrifying circumstances:
Bu elektronu vermeyi çok istediğinden iyonlaşmak için çok az bir enerjiye ihtiyacı var.So it really wants to give it away, so it requires very little energy to ionize.
Bu atomlar da elektron vermeyi çok severler.These guys love to give them away.
Tabii ki en önemli şey: dikkatini vermeyi öğrenmek, yoğunlaşmak ya da odaklanmaktır.And of course, the major thing: learn to pay attention, to concentrate and focus your attention.
Bana adını tekrar duymak izin vermeyin! " Şüphesiz ben!Don't let me hear the name again!'
Dedi babası, 'kendiniz fiyaka vermeyin!Said his father; 'don't give yourself airs!
'Ben onlar gibi doğum günü hediye vermeyin sevindim!''I'm glad they don't give birthday presents like that!'
Bu şimdiye kadar olması gerekir, onu o en iyi şekilde sevdim biliyor izin vermeyinDon't let him know she liked them best, For this must ever be
O kararları çok erkenden vermeyin, özellikle de bu kararları aldığınızın farkında bile değilseniz.Don't make decisions too far in advance, particularly ones you're not even conscious you're making.
Metaller elektronlarını vermeyi ya da paylaşmayı severler. .Metals, they like to get rid of their electrons, or not get rid of them, they like to share them.
İlk olarak, bilim adamlarının egoları vardır, ve onlar dinozorlara isim vermeyi severler.First off, scientists have egos, and scientists like to name dinosaurs. They like to name anything.
Ne var ki bilim adamlarının egoları vardır; ve onlar bir şeylere isim vermeyi severler.But scientists have egos; they like to name things.
Bilim adamları bir şeylere isim vermeyi severler.Scientists like to name things.
Onlar bize bunları verdi. Hala cesaret ve destek vermeyi kesmis değiller.They're not finished giving yet."
Ve sizin onurunuza bir parti vermeyi düşünüyoruz.And we're planning a party in your honour
Ah, size anahtar bilgiyi vermeyi unuttum -- bunu çözemeyeceğiz diyorsunuzdur. .Oh, I didn't give you a key piece of -- you're probably saying I can't solve this.
Kimsenin hayallerinizi çalmasına izin vermeyin!Because you came this way Don't let nobody steal your dream!
Kesinlikle rüşveti vermeyi istemezsiniz.Most definitely you don't want to pay the bribe.
"Çocuğunuz ishal olduğunda, sıvı vermeyi artırmalı mı, sabit mi tutmalı, yoksa azaltmalı mı?""Your child has diarrhea. Should you increase, maintain or decrease the number of fluids?"
Sonunda resimlerini bastırdım ve artık sana vermeyi çok isterim."I finally got the pictures developed and I'd love to give them to you."
Çünkü beynin bu kısmı karar vermeyi kontrol ediyor, dili kontrol etmiyor.Because the part of the brain that controls decision-making doesn't control language.
Bir çocuğa kitap vermeyi denediniz mi?Have you ever tried giving a child a book?
İşlem sırasının kafanızı karıştırmasına izin vermeyin.Don't let notation get in the way of your understanding.
Ona babanın altın saatini vermeyi düşündüm.I thought of giving him Father's gold watch.
Fakat onlara size az çalıştığınızı söylemeye imkan vermeyin.But don't let them tell you [that] you don't work hard.
Londra'nın bunu çalmasına izin vermeyin.Don't let London steal that.
Ölü yada diri; Kaçmasına izin vermeyinBe it dead or alive; just don't let him run away
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod