Ankete %3 ateist cevabı verilmiş ve ankete katılanların %6'sı cevap vermeyi reddetmiştir.Tre prosent oppga «ingen religion» og 6% nektet å svare.
İstanbul Lisesi günümüzde bu binada eğitim vermeyi sürdürmektedir.I dag holder Lunde barneskole til i denne bygningen.
Şah!" diye bağırarak, canlarını Şah'ın yolunda vermeyi bir şans olarak kabul ediyorlardı.Men jeg vil gjerne få ta det imot av Dem, konge, at De lar meg bli den største i landet med det navnet».
Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.''Bangunlah, berilah dirimu dibaptis dan dosa-dosamu disucikan sambil berseru kepada nama Tuhan!"
1991'de milyoner Robert Maxwell, gazetenin ayakta kalması için finansal destek vermeyi önerdi.Milyuner Robert Maxwell memberi bantuan finansial pada tahun 1991 agar The News tetap bertahan.
Şah!" diye bağırarak, canlarını Şah'ın yolunda vermeyi bir şans olarak kabul ediyorlardı.Kemudian mereka berlutut di hadapan-Nya dan mengolok-olokkan Dia, katanya: "Salam, hai Raja orang Yahudi!"
Hüseyin de kendisine sıkça öğütler vermeyi ara vermeden sürdürecektir...Shingen juga sering meminta nasihat darinya.
Bu yüzden yaşamama izin vermeyi kararlaştırdılar" dedi.Tapi kalian yang telah memerintahkannya untuk pergi bukan?".
Cameron rolü Jared Leto'ya vermeyi düşündü; ama görüşme teklifi reddedildi.Cameron mempertimbangkan aktor Jared Leto untuk memerankan Jack, namun ia (Leto) menolak untuk diaudisi.
Duffy makaleyi yazanın adını vermeyi reddetti.Luther menolak untuk menarik kembali tulisan-tulisannya.
Çıkış tarihlerinden sonra Tokyo Dome'da konser vermeyi başaran en genç grup olarak rekor kırdılar.Konser tersebut tercatat sebagai konser artis solo/grup termuda yang pernah dilangsungkan di Tokyo Dome.
Hastaya yiyecek ya da içecek hiçbir şey vermeyin.KHÔNG ĐƯỢC cho bệnh nhân ăn hoặc uống.
Cameron rolü Jared Leto'ya vermeyi düşündü; ama görüşme teklifi reddedildi.Cameron cân nhắc Jared Leto cho vai diễn nhưng anh từ chối tới thử vai.
Spielberg yapımı yönetmen Roman Polanski'ye vermeyi denedi ancak ret yanıtı aldı.Ông từng tìm cách đẩy dự án này sang cho đạo diễn Roman Polanski, nhưng bị từ chối.
Vahşi hayvanlara zarar vermeyin.Không run sợ trước lũ thú cuồng bạo.
Küçük çocuklara zarar vermeyin.Không nên cho trẻ sung sướng quá.
Biz süt vermeyiz." diyerek inanmazlar.Tôi không tin vào UFO và tôi không tin vào người ngoài hành tinh."
Küçük çocuklara zarar vermeyin.小さい子どもに危害を加えないこと。
1963 yılında emekli oluncaya kadar ders vermeyi sürdürdü.1964年に引退するまで講義を続けた。
Ortaokulların amacı mesleki veya öğrencinin becerilerine yönelik eğitim vermeyi sağlamaktır.中学校の目的は、職業的な、または生徒たちの才能に応じた教育を保障することにある。
Fakat şimdi kendisine bir öpücük verirse Minnie'ye büyük bir meblağ vermeyi teklif etmektedir.飛行成功に調子に乗ったミッキーは、ミニーに対しごほうびのキスをねだる。
2007 yazında AC Siena, stada Stadio Artemio Franchi - Montepaschi Arena ismini vermeyi kararlaştırdı.2007年9月から2013年12月まで、スタジアムの正式名称はスタディオ・アルテミオ・フランキ=モンテパスキ・アレーナ(Stadio Artemio Franchi – Montepaschi Arena)であった。
Dönüş Yasası böyle kişilere vatandaşlık vermeyi kabul etmiştir.国籍を剥奪された者はそれを取り戻す権利がある。
Sağlık sorunları olan Hansteen, 1856 yılında ders vermeyi bıraktı.ガーフィールドは科学以外のすべての科目で優をとり、1856年に卒業した。
Diğer tutuklular ise ifade vermeyi reddederek susmayı tercih ettiler.しかし、他のすべての保護国は拒絶するか不審視した。
Yerini Numara 5'e vermeyi teklif eder ancak Numara 5 kabul etmez.Çünkü arkadaşlarını bırakmak istemez.ナンバー5を自分の後継者に誘うが、断られる。
Daha sonra kendi firması KMI da üst-düzey danışmanlık hizmeti vermeyi sürdürdü.またその後には、自身でコンサルタント会社を立ち上げNTTドコモのサービス改善にも携わった。
Fakat ben cevap vermeyi reddediyor, şair olarak istediğim şiire istediğim adı verebileceğimi söylüyordum.それを彼は侮蔑を込めて《私は詩人》と名付けた。
Küçük çocuklara zarar vermeyin.(自覺) 不要傷害小孩。
21 Temmuz 2005'te, Denia şehrinden bir hâkim, lezbiyen bir çifte evlilik cüzdanı vermeyi reddetti.2005年7月21日,德尼亞的一名法官拒絕為同性戀伴侣簽發結婚證書。
Petrischevo köyünde Zoya, at ahırları ve evleri ateşe vermeyi başardı.在佩特里谢沃村,卓娅试图放火烧毁德军马厩。
Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.''他以拜功和天課命令他的家屬,為真主所喜悅。
Vergileri kaldırdı, tefeciliği ve borç vermeyi yasakladı.訂立新制度,嚴禁奢華,例行儉約。
Spielberg yapımı yönetmen Roman Polanski'ye vermeyi denedi ancak ret yanıtı aldı.斯皮尔伯格曾想让给罗曼·波兰斯基,但对方没有接受。
Hükümet basın organlarına bu örgütle ilgili haber vermeyi yasaklamıştı.警方命令媒体离开。
Müzisyen, maskesiz olarak görüntü vermeyi tercih etmez.那么就卸下面具,听一听有诚意的音乐吧。
Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.''용구의 용자와 처인의 인을 따서 용인현(龍仁縣)으로 개명하고 현의 치소를 구성에 두었다.
Küçük çocuklara zarar vermeyin.사내아이들에게 할례를 주지 말 것.
( Kazanç ve kayba fazla önem vermeyin. )(남의 재물을 탐내지 마라.)
Son olarak yanında Kharitler ve Horalar olan Afrodit dünyanın en güzel kadınının aşkını vermeyi teklif etti.이에 파리스는 세상에서 가장 아름다운 여자와 사랑에 빠지게 되는 것을 조건으로 아프로디테에게 사과를 주었다.
Gece boyunca yapılan işkence ve sorguya rağmen herhangi bir bilgi vermeyi reddetti.그는 극심한 고문과 심문을 받았지만, 배교하기를 거부했다.
Şah!" diye bağırarak, canlarını Şah'ın yolunda vermeyi bir şans olarak kabul ediyorlardı.후세 사람들 중 누가 또 대감의 시를 현판해서 걸지 모르지 않습니까?"라며 조롱(嘲弄)하였다.
Rahibe ona geri kalan altı kitabı yine aynı fiyattan vermeyi teklif etti.이 6개의 값들로부터 다음과 같은 값들을 계산할 수 있다.
Phokaialı General Dionysius, Grek kuvvetlerine savaş eğitimi vermeyi ve komuta etmeyi önermiştir.포카이아의 장군 디오니시오스는 그리스 군을 훈련시켜 이끌겠다고 제안했다.
Vergileri kaldırdı, tefeciliği ve borç vermeyi yasakladı.또 자신도 사치를 금지하고 검약에 노력해 궁녀 수를 줄이고 공물을 받지 않았다.
Böylece gölün Almanca adını vermeyi başardı.그리고 그가 이름을 조지 호수라고 고쳤다.
Valiye, “Lütfen Delibaş Mehmet adlı adama yüz vermeyin.“ MBC <영웅시대>는 반민특위 역사를 호도하지 말라”.
Şiirde Berenice, eğer kocası savaştan sağ dönerse, Afrodit'e kendi saçlarını vermeyi vadeder.로마누스 4세는 만약 아르슬란이 에데사의 포위를 푼다면 그에게 히에라폴리스 밤비스를 돌려주겠다고 제안한다.
Değiştikleri yüzükleri tekrar geri vermeyi ister.בני זוג מחליפים טבעות.
Hastaya yiyecek ya da içecek hiçbir şey vermeyin.אין לתת לאדם לאכול או לשתות.
Bu yöntem birden fazla seçeneğe oy vermeyi mümkün kılar.עובדה זאת שיתקה את היכולת לקבל החלטות רבות.
Toplumcu bir anlayışla yazılmıştır ve ders vermeyi amaçlamaktadır.לאדם יש מטרה בעולם הזה, ושיעור שעליו ללמוד.
Pavlov bir süre sonra köpeğine et vermeyip sadece zil çalmıştır ve köpeği tekrar salya tepkisi vermiştir.בשלב השני פבלוב השמיע צלצול פעמון ורק לאחר מכן הגיש לכלבים את מזונם.
Ankete %3 ateist cevabı verilmiş ve ankete katılanların %6'sı cevap vermeyi reddetmiştir.שלושה אחוזים פעילים ביום ואורח חייהם של ששת האחוזים הנותרים אינו ידוע לחלוטין.
Rahibe ona geri kalan altı kitabı yine aynı fiyattan vermeyi teklif etti.След това тя му предложила останалите шест книги, но на същата цена.
Küçük çocuklara zarar vermeyin.Нe наранявай деца по никакъв начин.
Jules Verne, ömrü boyunca ardı ardına eser vermeyi sürdürdü.Жул Верн запазва съзнание до самия си край.
Müzisyen, maskesiz olarak görüntü vermeyi tercih etmez.Музикантът не обича да се показва по телевизията.
Açık yerlerde yürürken kimseye zarar vermeyin.Когато вървиш сред хора, не закачай никого.
Çin-Sovyet Ayrılığı'ndan sonra, Sovyetler Çin silah endstrisine destek vermeyi ve teknik kadroyu geri çekti.Съветско-китайският разрив води до изтеглянето на съветските технически експерти и помощ от страната.