Soruya cevap vermeyi kolay buldum.Ich fand die Frage leicht zu beantworten.
Bir avukata vekalet vermeyi düşünüyorum.Ich gedenke, mich von einem Rechtsanwalt vertreten zu lassen.
Küçük çocuklara zarar vermeyin.Verletze keine kleinen Kinder.
1991'de milyoner Robert Maxwell, gazetenin ayakta kalması için finansal destek vermeyi önerdi.1991 half der Millionär Robert Maxwell der Zeitung, ihren Betrieb aufrechtzuerhalten.
Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.''Er betete und bekam dafür ein Boot, das er mit seinen Gefährten bestieg.
P222 Hava ile temasına izin vermeyin.P223 Keinen Kontakt mit Wasser zulassen.
Grup, sonraki yıllarda aralıklarla konserler vermeyi sürdürdü.Sie waren so erfolgreich, das sie in den folgenden Jahren dort weitere Konzerte gaben.
Levent hattında mevcut araçlar hizmet vermeyi sürdürmektedir.Derzeit erfolgen Umbauten um die Wagen der Wehrhahn-Linie unterzubringen.
Vahşi hayvanlara zarar vermeyin.Keine Angst vor hohen Tieren.
Gece boyunca yapılan işkence ve sorguya rağmen herhangi bir bilgi vermeyi reddetti.Auch nach strengen Verhören und Gefangenschaften hatte er sich geweigert, seine Lehre zu widerrufen.
Müzisyen, maskesiz olarak görüntü vermeyi tercih etmez.Er ist nicht wie jemand, der alle möglichen musikalischen Masken aufsetzen kann.
Bilici Kalkhas kızı geri vermeyi buyurur.Die Kinder bitten die Pfadfinderin, wieder zu gehen.
Hüseyin de kendisine sıkça öğütler vermeyi ara vermeden sürdürecektir...Hughes lässt ihn den ganzen Tag umsonst warten.
Calvário Tanrı'ya sesleniyor ve sevgilisine zarar vermeyi itiraf ediyor.Godvino kommt hinzu und gesteht ihr seine Liebe.
Birkez daha hırsızlığı unutması için Williamson'a rüşvet vermeyi dener.Levene versucht noch verzweifelt, Williamson zu bestechen.
Annatar onlara demircilik hakkında yeni yetenekler vermeyi önerdi.Fromme erwarb alle möglichen Neuheiten für seine Gießerei.
Bu kodların bir diğer yayınlanma amacı ise pazarlanan ürün hakkında daha ayrıntılı bilgi vermeyi amaçlamaktır.Der Fließtext soll zusätzliche Informationen zum beworbenen Produkt bieten.
Senin bavullarını taşıdığı için kapıcıya bahşiş vermeyi unutma.N'oublie pas de donner un pourboire au porteur pour avoir porté tes bagages.
Bir çocuğa ihtiyacından fazla para vermeyin.Ne donnez pas plus d'argent à un enfant qu'il ne lui est nécessaire.
Duygularınızın size hâkim olmasına izin vermeyin. Sakin olun!Ne vous laissez pas dominer par vos émotions. Restez calme !
Soruya cevap vermeyi kolay buldum.J'ai trouvé facile de répondre à la question.
Onlara bilgi vermeyi reddetti.Il a refusé de les informer.
Yazar her zaman renk ve bunların düzenlenmesi seçiminde anlam vermeyi reddetti.L'auteur s'est toujours refusé à donner une signification quant au choix des couleurs et de leur disposition.
Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.''Il a appelé ses maîtres Brave-Viande-de-Cheval (l'homme) et Kitty-Viens-Là (la femme).
Biz süt vermeyiz." diyerek inanmazlar.Ich nich, ich wechsel' den Glauben nich' un's Hemd nich."
Sizi korkutmalarına izin vermeyin, size hizmetçi olmalarına sağlayın.Ne l'appelez pas votre mère pour en faire votre servante.
Hastaya yiyecek ya da içecek hiçbir şey vermeyin.Ne rien donner à manger ou à boire à la victime.
Bu yöntem birden fazla seçeneğe oy vermeyi mümkün kılar.Il a la possibilité d'exprimer ce vote de plusieurs façon.
Şan Sineması’nda iki haftada bir Pazar günleri konser vermeyi on yıl boyunca sürdürdü.Elle a également organisé pendant plus de 20 ans les Samedi cinéma.
Soruya cevap vermeyi reddediyorum.Me niego a contestar a esa pregunta.
Gelecek pazar Bay Oka için bir parti vermeyi planlıyoruz.Planeamos hacer una fiesta el domingo que viene para el señor Oka.
Fakir bir adama balık vermeyin; ona nasıl balık tutacağını öğretin.No dé pescado a un hombre pobre, enséñele a pescar.
Organizatörler yedi kıta üzerinde konserler vermeyi amaçlamaktadır.Los organizadores pensaron en presentar conciertos en los siete continentes.
Vahşi hayvanlara zarar vermeyin.No acoses a los animales marinos.
Pope 40. evlilik yıl dönümünde eşi Judy'ye Tac Mahal'ın bir maketini vermeyi düşünür.Para su cuadragésimo aniversario de boda, Pope quiere regalar a su esposa Judy una réplica del Taj Mahal.
Hastaya yiyecek ya da içecek hiçbir şey vermeyin.No le dé nada de comer o beber a la víctima.
Ancak Britanyalılar Hintlere ordularında rütbe vermeyi reddetti.Los británicos, sin embargo, se negaron a comisionar a los indios como oficiales del ejército.
Annatar onlara demircilik hakkında yeni yetenekler vermeyi önerdi.Martín les enseña cosas sobre su cresta.
Ancak yaptığı görüşmeler olumlu bir sonuç vermeyince Selânik’e geri döndü.Sin embargo, no logró lo que deseaba allí, a saber, restaurar Salomón.
Baykurt ders vermeyi Pestalozzi Okulu’nda sürdürür.Termino sus estudios escolares en el colegio Pestalozzi.
Gece boyunca yapılan işkence ve sorguya rağmen herhangi bir bilgi vermeyi reddetti.A pesar de ser torturada en varias ocasiones, rehusó revelar cualquier tipo de información.
Ancak katolik Güney İrlanda, İngilizlere ödün vermeyi reddetti.Los católicos ingleses apoyaron a los irlandeses.
İnsanlar paralarını ve mallarını, mülklerini, yaşam ve bedenlerini vermeyi teklif ettiler.Buscaban venganza, su dinero y sus bienes.
Dinamit kullanarak kendini öldürmeye çalışır, fakat adanın buna izin vermeyişinden ötürü işe yaramaz.Intenta matarse usando dinamita, pero no puede hacerlo porque la mecha se apaga antes de terminarse.
Ona mesajı vermeyi unuttum.Ho dimenticato di dargli il messaggio.
Tom bana hiç para vermeyi teklif etmedi, bu düşüncelere nereden kapılıyorsun?Tom non si è mai offerto di darmi dei soldi, da dove prendi queste idee?
P222 Hava ile temasına izin vermeyin.P222 – Evitare il contatto con l'aria.
Gene de para vermeyi kabul eder.Resta da vedere se accetterà l'offerta.
Cameron rolü Jared Leto'ya vermeyi düşündü; ama görüşme teklifi reddedildi.Cameron considerò Jared Leto per il ruolo, ma l'attore non si presentò alle audizioni.
Vahşi hayvanlara zarar vermeyin.Essa non si estendeva agli animali selvaggi.
Jüri başkanına bir oylama daha yapalım, oyunuzu vermeyin dedim.Un giorno mostra alla giuria alcune mosse ma non viene scelta.
Sizi korkutmalarına izin vermeyin, size hizmetçi olmalarına sağlayın.Non rifiutare le opere nostre e permetti che viviamo come tuoi servi.
Seçim yasası oy vermeyi gelir vergisine bağladığından, Siyah çoğunluk yönetimde söz sahibi olamadı.Non essendo emigrato, egli conservò i suoi beni che non gli erano pervenuti come diritto feudale.
1963 yılında emekli oluncaya kadar ders vermeyi sürdürdü.Continuò ad insegnare fino al suo pensionamento nel 1935.
Küçük çocuklara zarar vermeyin.Non discrimina i ragazzi poveri.
Şişme normal nefes alıp vermeyi zorlaştırır.Lentamente il cibo riempie il mio stomaco e mi dà forza.
Dubçek bazı küçük tavizler vermeyi kabul etti.Il Tamburmaggiore le ha regalato un paio di orecchini.
Uzun süre bu hastalıkla savaştı ve 10 ayda 50 kilo vermeyi başardı.La terapia è durata oltre sei mesi e gli ha fatto perdere 16 chili.
Tom parayı bana ödünç vermeyi önerdi.Том предложил мне денег взаймы.
Garsona bahşiş vermeyi reddetmek terbiyesizliktir.Некультурно отказывать официанту в чаевых.