Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, fotoğraftaki kopan parçanın yüksekliği, yaklaşık 99 metre.Um einen Sinn für die Größenverhältnisse zu geben, die Abbruchwand ist hier etwa 100 Meter hoch.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, fotoğraftaki kopan parçanın yüksekliği, yaklaşık 99 metre.За да ви дам малко усещане за мащаб, освобождаващото лице на тази снимка е високо около 325 фута (100 м.).
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, fotoğraftaki kopan parçanın yüksekliği, yaklaşık 99 metre.על מנת לתת לכם מעט תחושה של קנה מידה פני הקרחון בתמונה זו
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, fotoğraftaki kopan parçanın yüksekliği, yaklaşık 99 metre.لتعطيك قليلا من الشعور بصورة تدريجية ، ذلك المظهر الخارجي الممزق في هذه الصورة
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, fotoğraftaki kopan parçanın yüksekliği, yaklaşık 99 metre.写真の氷塊分離面は 高さ100メートル、32階くらいあります
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.Da vam dam občutek za velikost, vidite.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.Để các bạn có cảm giác nó lớn thế nào, thì cái tỷ lệ ở đây là 50 dặm ở bề mặt, 100 km ở dưới đáy.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.Era gigantesca.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.Er war riesig.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.Es enorme.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.För att ni ska få en känsla för skalan, okej, sådär.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.Hij was enorm.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.Il était énorme. Pour vous donner une idée de l'échelle, Ok, voilà.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.엄청나죠. 얼마나 큰지 보기 위해 축척을 달면, 자, 여기 있습니다. 이 축척은 위에 한 칸은
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.Óriási volt.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.Per darvi un senso delle proporzioni, ecco.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.Să vă dau proporţiile, iată.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.Spróbuję wam uzmysłowić jego wielkość, proszę bardzo.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.Untuk memberi gambaran ukurannya pada Anda, ini dia.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.Για να σας δώσω μια αίσθηση της κλίμακας, εδώ είμαστε.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.За да ви дам усещане за размера, добре, ето ви.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.Чтобы представить его масштаб, вот, посмотрите: здесь 80 км сверху, 100 км снизу.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.תראו כמה גדול היה המכתש שנוצר.
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.كانت ضخمة. ولتستوعبوا المقياس حسناً، ها هو. المقياس هو
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.こちらですが 大きさは頂上が80キロで
Size ölçek hakkında fikir vermesi açısından, şöyle diyebiliriz.個坑非常之大,俾你feel下佢嘅規模 你地睇
Stephen King'in "Sadist"inin animasyon kısa filmi olarak yapmama izin vermesi için ikna ettim. (Gülüşmeler)(Risas)
Stephen King'in "Sadist"inin animasyon kısa filmi olarak yapmama izin vermesi için ikna ettim.스티븐 킹(Stephen King)의 책, 미저리(Misery)를 애니메이션으로 제출하도록 하기도 했습니다.
Stephen King'in "Sadist"inin animasyon kısa filmi olarak yapmama izin vermesi için ikna ettim.לעשות את ה"בוק ריפורט" על "מיזרי" של סטיבן קינג כסרט אנימציה קצר.
Stephen King'in "Sadist"inin animasyon kısa filmi olarak yapmama izin vermesi için ikna ettim.أن أقوم بتقريرعن كتاب ستيفن كينج "Misery" كرسوم متحركة قصيرة.
Stephen King'in "Sadist"inin animasyon kısa filmi olarak yapmama izin vermesi için ikna ettim.短いアニメーションを作りました(笑) 漫画も沢山描きました
Taşı duvarda test ediyor. Bize vermesi gerekiyor.Hon måste ge den till oss.
Taşı duvarda test ediyor. Bize vermesi gerekiyor. Yine salatalık alıyor.Она стучит камушком по стене, даёт его нам и снова получает огурец.
Taşı duvarda test ediyor. Bize vermesi gerekiyor.Сега тя хвърля камъка в стената, вместо да ни го даде.
Texas'taki çocukların okulda cep telefonunu çıkarıp her kullandığında 15 dolar ceza vermesi gibi.$15 벌금이 텍사스에 사는 아이에게 주어진것과 같은거죠, 학교에서 매번 그 애들이 핸드폰을 꺼내서 이용하는것 때문에요.
Texas'taki çocukların okulda cep telefonunu çıkarıp her kullandığında 15 dolar ceza vermesi gibi.כמו קנס בסך $15 המוטל על ילדים בטקסס בכל פעם שהם מוציאים את הטלפון הנייד בשטח בית הספר.
Texas'taki çocukların okulda cep telefonunu çıkarıp her kullandığında 15 dolar ceza vermesi gibi.مثل مخالفة 15 دولار للأطفال في سيارة الأجرة، لإستخدام، في كل مرة يأخذون هواتفهم المحمولة معهم الى المدرسة.
Texas'taki çocukların okulda cep telefonunu çıkarıp her kullandığında 15 dolar ceza vermesi gibi.罰金15ドル 学校で携帯を取り出す度です ニューヨークのバス運転手は携帯を手に持つだけで
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.De obicei, este un medic dând de lucru unei asistente.
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.É um médico a dar trabalho a um enfermeiro.
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.전형적이로, 이것은 의사가 간호사에게 일을 주는 거죠.
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.Meist gibt eine Arzt oder eine Ärtzin die Aufgabe ans Pflegepersonal weiter.
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.Na ogół jest to doktor, który daje pracę pielęgniarce.
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.Por lo general, es un médico que da un trabajo a una enfermera.
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.Tiêu biểu là một bác sĩ mang một công việc đến một y tá.
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.Tipicamente è quello che succede quando un dottore delega un lavoro a un infermiere.
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.Typiquement, c'est un docteur qui transfère une tâche à une infirmière.
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.Typisch is dat een arts een taak aan een verpleegkundige doorgeeft.
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.Как правило, врач передает обязанности медсестре.
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.Обикновено това е лекар, даващ работа на медицинска сестра.
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.בד"כ מדובר בהעברת משימות מרופאים לאחיות.
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.مثلاً كطبيب يكلف ممرضة بمهمة ما.
Tipik olarak, bir doktorun hemşireye iş vermesi.しかしアフリカでは
Tutkuyla ilgili, ruhumuza ve enerjimize heyecan vermesiyle.A szenvedélyről van itt szó, hogy mi kavarja fel a lelkünket és az energiánkat.
Tutkuyla ilgili, ruhumuza ve enerjimize heyecan vermesiyle.C'est une question de passion, et ce qui excite notre âme et notre énergie.
Tutkuyla ilgili, ruhumuza ve enerjimize heyecan vermesiyle.Chính đam mê, là thứ kích thích tinh thần và năng lượng của chúng ta.
Tutkuyla ilgili, ruhumuza ve enerjimize heyecan vermesiyle.Chodzi o pasję, która budzi naszą energię.
Tutkuyla ilgili, ruhumuza ve enerjimize heyecan vermesiyle.Det handlar om passion, och om vad som hetsar vår själ och våra energier.
Tutkuyla ilgili, ruhumuza ve enerjimize heyecan vermesiyle.Det handler om lidenskab, og hvad der begejstrer vores ånd og vores energi.
Tutkuyla ilgili, ruhumuza ve enerjimize heyecan vermesiyle.È questione di passione e di ciò che entusiasma il nostro spirito e ci dà energia.