Meksika'nın Oportunidades programının New York'a ilham vermesi gibi.כמו עם תוכנית Oportunidades של מכסיקו שמעניקה היום השראה לעיר ניו-יורק.
Meksika'nın Oportunidades programının New York'a ilham vermesi gibi.حتى أن برنامج أبارتونيدادس المكسيكي اليوم يلهم مدينة نيويورك.
Meksika'nın Oportunidades programının New York'a ilham vermesi gibi.この南北間の知識の移転が始まったように
Mesela, daha iyi fikir vermesi açısından, son yirmi senedir yaptığımız araştırmalarda이것은 케플러 망원경을 사용하기 전 20년 동안에 약 400개의
Mesela, daha iyi fikir vermesi açısından, son yirmi senedir yaptığımız araştırmalardaHogy értsék, mit jelent: az előző két évtizednyi keresés alatt, csupán kb.
Mesela, daha iyi fikir vermesi açısından, son yirmi senedir yaptığımız araştırmalardaלתת לכם קצת פרספקטיבה, בשני העשורים האחרונים של חיפוש אחר כוכבי לכת,
Mesela, daha iyi fikir vermesi açısından, son yirmi senedir yaptığımız araştırmalardaولإعطائكم نظرة شاملة، خلال عقدي البحث الأخيرين،
Mesela, daha iyi fikir vermesi açısından, son yirmi senedir yaptığımız araştırmalardaケプラー以前の20年間の探査で 見つかったのは
Mirasa konduğu için coşkulu bir zengin... ...insanların oy vermesine neden olur.A tudat, hogy elvehetik egy gazdag ember vagyonát, fogja rávenni az embereket, hogy elmenjenek szavazni.
Mirasa konduğu için coşkulu bir zengin... ...insanların oy vermesine neden olur.L'extase d'arracher les biens à un chaebol, donne envie aux gens d'aller voter.
Mirasa konduğu için coşkulu bir zengin... ...insanların oy vermesine neden olur.يجب ان يشعروا انهم يسرقون اموال الشايبول لكي يصوتوا
MÜCADELE!! İyi düşündün. Herkes mutlu oldu (sınava girmeye karar vermesine)파이팅!
Neden kararları başkalarının vermesine izin veriyorsun?Perchè permetti che le decisioni della tua vita siano fatte da altre persone.
Neden kararları başkalarının vermesine izin veriyorsun?Среда, толкова негативна за такива неща, не може да влияе положително на обществото ни.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.(105:13) Но скоро забыли дела Его, не дождались Его изволения;
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Aber sie vergaßen bald seiner Werke; sie warteten nicht auf seinen Rat.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Cedo, porém, se esqueceram das suas obras; não esperaram pelo seu conselho;
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Dar au uitat curînd lucrările Lui, şi n'au aşteptat împlinirea planurilor Lui.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Hirtelen elfeledék cselekedeteit; nem várák az õ tanácsát!
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Họ lại mãi mãi quên các công việc Ngài, Không chờ đợi lời chỉ giáo Ngài,
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Họ lại mãi_mãi quên các công_việc Ngài , Không chờ_đợi lời chỉ_giáo Ngài ,
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.저희가 미구에 그 행사를 잊어버리며 그 가르침을 기다리지 아니하고
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Maar al gauw vergaten zij weer wat Hij allemaal had gedaan; zij vroegen God niet om raad.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Mais ils oublièrent bientôt ses oeuvres, Ils n`attendirent pas l`exécution de ses desseins.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Ma presto dimenticarono le sue opere, non ebbero fiducia nel suo disegno
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Men de glemte snart hans Gerninger, biede ej på hans Råd;
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Men snart glemte de hans gjerninger, de bidde ikke på hans råd;
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Men snart glömde de hans gärningar, de förbidade icke hans råd.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Mutta pian he unhottivat hänen tekonsa eivätkä odottaneet hänen neuvoansa.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Pa hitro so pozabili del njegovih, čakali niso sveta njegovega,
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Pero pronto se olvidaron de sus obras y no esperaron su consejo
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Przecież prędko zapomnieli na sprawy jego, i nie czekali na rady jego.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.rýchle zabudli jeho skutky a nečakali na jeho radu.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Tetapi mereka segera melupakan perbuatan TUHAN dan bertindak tanpa minta nasihat-Nya
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Však rychle zapomenuli na skutky jeho, a nečekali na radu jeho;
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Πλην ταχεως ελησμονησαν τα εργα αυτου δεν περιεμειναν την βουλην αυτου
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Но скоро забравиха делата Му, Не чакаха изпълнението на намерението Му,
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.מהרו שכחו מעשיו לא חכו לעצתו׃
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.اسرعوا فنسوا اعماله. لم ينتظروا مشورته.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.等 不 多 時 、 他 們 就 忘 了 他 的 作 為 、 不 仰 望 他 的 指 教
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.等 不 多 時 、 他 們 就 忘 了 他 的 作為 、 不 仰望 他 的 指教
Nihayetinde, bu imajı... ...vatandaşların oy vermesi için pazarlıyoruz.في الاخير سنسوق الصورة التي ستجعل الناس يصوتون لها
O halde bu destekçi topluluğun gücüne gem vuralım, ve girişimcilerin kendi kararlarını vermesini sağlayalım.새로운 방법으로 이러한 지원 커뮤니티의 힘을 모으고 창업자들이 재무적 교환이 어떠한 형태이어야 하는지를
O halde bu destekçi topluluğun gücüne gem vuralım, ve girişimcilerin kendi kararlarını vermesini sağlayalım.ניתן לרתום את הכוח של קהילות התמיכה בדרך חדשה ולאפשר ליזמים להחליט בעצמם
O halde bu destekçi topluluğun gücüne gem vuralım, ve girişimcilerin kendi kararlarını vermesini sağlayalım.ولكي نسخر تلك القوة التي تملكها تلك المجتمعات الداعمة والمحفزة بصورة جديدة ولكي نجعل العصاميون يقررون بأنفسهم
O halde bu destekçi topluluğun gücüne gem vuralım, ve girişimcilerin kendi kararlarını vermesini sağlayalım.起業家たちの自らの決断を支援するために 金融取引はどうあるべきか
O nedenle, bu değişken hakkında ne düşündüğüne karar vermesi gerek.Mas o cluster 4 não liga para a variável B.
Onun vermesi kilo vermeye ihtiyacı yokki. Ah,ne alsam??אין לה מה להרזות! מה כדי לי לקנות
Onun vermesi kilo vermeye ihtiyacı yokki. Ah,ne alsam?وليس بها شىء ليتم إنقاصه !ماذا على أن أشترى؟
Onun vermesi kilo vermeye ihtiyacı yokki. Ah,ne alsam?すみません
Onun vermesi kilo vermeye ihtiyacı yokki.Cô ấy không cần phải giảm cân nữa!
Onun vermesi kilo vermeye ihtiyacı yokki.Dia tidak perlu menurunkan berat badannya!
Onun vermesi kilo vermeye ihtiyacı yokki.Elle n'a rien à perdre ! Que devrais-je acheter ?
Onun vermesi kilo vermeye ihtiyacı yokki.Er is niks om voor haar te verliezen.
Onun vermesi kilo vermeye ihtiyacı yokki.Es gibt keine Stelle an der sie abnehmen müsste!
Onun vermesi kilo vermeye ihtiyacı yokki.Hon har inget å gå ner !
Onun vermesi kilo vermeye ihtiyacı yokki.Nie ma z czego chudnąć! Co powinienem kupić?
Onun vermesi kilo vermeye ihtiyacı yokki.Non c'è nulla che perdere!
Onun vermesi kilo vermeye ihtiyacı yokki.Nu are ce sa piarda! Ce ar trebui sa cumpar?
Onun vermesi kilo vermeye ihtiyacı yokki.Saj ji ni treba nikjer shujšati.