Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.Engin de Akyurek une autre spécialité, c'est qu'il anime le personnage avec son accent 0 :
Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.Otra especialidad de Engin Akyurek es que con el acento hace revivir el carácter que juega.
Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.Κάτι άλλο στο οποίο ειδικεύεται ο Engin Akyurek είναι ότι ζωντανεύει τον χαρακτήρα με την προφορά του.
Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.Друга особеност на Енгин Акюрек е с акцент да дава живот на героя си.
Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.تخصص آخر لأنجين أكيوريك أنه يحيى الشخصية مع لهجتها الخاصة.
Evet. İnsanların oy vermesi için böyle şeyler gerek.Ναι, πρέπει να υπάρχει κάτι τέτοιο για να ενδιαφερθούν οι άνθρωποι να ψηφίσουν
Evet. İnsanların oy vermesi için böyle şeyler gerek.نعم شيء من هذا القبيل لجعل الناس تهتم بالتصويت
Fakat en önemlisi, işverenin konuşamayan, duymayan ve çok fazla okuyup yazamayan birine iş vermesi gerekliydi.Il veut participer aux conversations de la famille.
Fakat en önemlisi, işverenin konuşamayan, duymayan ve çok fazla okuyup yazamayan birine iş vermesi gerekliydi.하지만 무엇보다도 중요한 것은 고용주들이 말할 수 없는. 들을 수도 없고 아마 쓰거나 읽는 방법도 모르는 사람을 고용할 것인가 였지요.
Fakat en önemlisi, işverenin konuşamayan, duymayan ve çok fazla okuyup yazamayan birine iş vermesi gerekliydi.liệu những nhà tuyển dụng sẽ tuyển dụng một người câm điết và không biết đọc hay viết gì cả
Fakat gerçek, kanserin yeni tedavilere hiç alışılmadık cevaplar vermesi.De realiteit is, dat de effecten van nieuwe behandelmethodes voor kanker... ...vaak erg onvoorspelbaar zijn.
Fakat gerçek, kanserin yeni tedavilere hiç alışılmadık cevaplar vermesi.Ma a realidade é que as dramáticas respostas do câncer ao novo tratamento foram bem inesperadas.
Fikir vermesi açısından,Aby som to zasadil do kontextu,
Fikir vermesi açısından, Birleşmiş Krallık her sene dış yardımlara 12 milyar pound harcıyor.Dla porównania, rząd Wielkiej Brytanii corocznie wydaje 12 miliardów funtów na pomoc zagraniczną.
Fikir vermesi açısından, Birleşmiş Krallık her sene dış yardımlara 12 milyar pound harcıyor.Hogy lássák, miről beszélek, a brit kormány nagyjából 12 milliárd fontot költ évente külföldi segélyekre.
Fikir vermesi açısından, Birleşmiş Krallık her sene dış yardımlara 12 milyar pound harcıyor.Jen pro vaši představu, britská vláda investuje na zahraniční pomoc asi 12 miliard ročně.
Fikir vermesi açısından, Birleşmiş Krallık her sene dış yardımlara 12 milyar pound harcıyor.V kontekstu to pomeni, da Britanska vlada porabi 12 milijard funtov na leto za pomoč v tujini.
Fikir vermesi açısından, Birleşmiş Krallık her sene dış yardımlara 12 milyar pound harcıyor.Якщо говорити конкретніше, уряд Британії витрачає близько 12 мільярдів фунтів щороку на допомогу за кордоном.
Fikir vermesi açısından,Di dalam kasus ini,
Fikir vermesi açısından,그게 실감이 나지 않으신다면,
Fikir vermesi açısından,Lassen Sie uns das im Zusammenhang sehen:
Fikir vermesi açısından,Para ponerlo en contexto,
Fikir vermesi açısından,Pour replacer une telle somme dans son contexte,
Fikir vermesi açısından,Для сравнения скажу, что правительство
Fikir vermesi açısından,כדי להכניס את הדברים להקשר.
Fikir vermesi açısından,لوضع ذلك في السياق،
Fikir vermesi açısından,英国政府は毎年120億ポンドを
Godtfred,destek vermesi icin ve moral olması icin sirkete karısını da getirdi.Godtfred membawa istrinya sebagai pendamping dan dukungan moral
Godtfred,destek vermesi icin ve moral olması icin sirkete karısını da getirdi.Hij bracht zijn vrouw Edith mee als gezelschap en om hem moreel te ondersteunen.
Godtfred,destek vermesi icin ve moral olması icin sirkete karısını da getirdi.Ole:
Godtfred,destek vermesi icin ve moral olması icin sirkete karısını da getirdi.W roli wsparcia i druha zaangażował w to własną żonę, Edith.
Godtfred,destek vermesi icin ve moral olması icin sirkete karısını da getirdi.Πήρε τη γυναίκα του για παρέα και ηθική υποστήρηξη.
Godtfred,destek vermesi icin ve moral olması icin sirkete karısını da getirdi.أحضر غودتفريد زوجته لترافقه و تسانده معنويا
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor. (Alkışlar)Necesito que Hans Rosling me de un gráfico (aplausos)
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.(Aplauze) Glume despre încălzirea globală.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.(Applaus) Lachen met de opwarming van de aarde.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.Hans Rosling devait me donner un graphique.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.Hans Rosling mi deve fare un grafico.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.Hans Rosling, tudna mutatni egy ábrát?
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.Ich brauche Hans Rosling für eine Grafik.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.한스 로슬링씨가 그래프자료를 주길 바랍니다.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.Potrebujem Hansa Roslinga, aby mi zobrazil graf.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.Potřebuju Hanse Roslinga, aby mi našel graf.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.Przydałby się wykres od Hansa Roslinga.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.Saya butuh Hans Rosling untuk memberikan saya sebuah grafik.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.Tôi cần Hans Rosling đưa tôi biểu đồ.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.Χρειάζομαι τον Χανς Ρόσλινγκ να μου δώσει ένα διάγραμμα.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.Нужно, чтобы Ханс Рослинг сделал для меня график.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.Потрібно, щоби Ханс Рослінг зробив для мене графік.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.Трябва ми Ханс Розлинг, за да ми даде диаграма.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.אני זקוק שהנס רוזלינג יתן לי גרף (הנס אתה יכול?)
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.أريد أن يعطيني هانس روزلين رسماً بيانياً.
Hans Rosling'in bana bir grafik vermesi gerekiyor.(拍手)
Herkes mutlu oldu (sınava girmeye karar vermesine)Alla tycker om det( bestämmde sig för att göra provet)
Herkes mutlu oldu (sınava girmeye karar vermesine)Mọi người đều thích (quyết định đi thi)
Herkes mutlu oldu (sınava girmeye karar vermesine)Semua orang menyukainya (keputusan untuk mengikuti test)
Herkes mutlu oldu (sınava girmeye karar vermesine)Toata lumea este multumita cu decizia ta.
Herkes mutlu oldu (sınava girmeye karar vermesine)Tout le monde était content.
Herkes mutlu oldu (sınava girmeye karar vermesine)Tutti ne sono contenti (aver deciso di fare il test)
Herkes mutlu oldu (sınava girmeye karar vermesine)Všetci sú radi, že ideš na skúšku.