Onun bana biraz ödünç para vermesini iste.Ask her to lend me a little money.
Tom'un Mary'ye istediği bütün parayı vermesine şaşırdım.I'm surprised Tom gave Mary all the money she asked for.
Tom Mary'ye ona bir şans daha vermesi için yalvardı.Tom begged Mary to give him one more chance.
Tom Mary'ye ona bir şans daha vermesini rica etti.Tom begged Mary to give him another chance.
Tom Mary'nin ona bir öpücük vermesini istedi.Tom asked Mary to give him a kiss.
Biz doğum günü hediyesi olarak insanların para vermesine izin vermeyiz.We don't let people give money as a birthday gift.
Kilo vermesi gereken kişi ben değilim.I'm not the one who needs to lose weight.
Tom'un Mary'nin vermesini beklediği cevap buydu.That was the answer Tom expected Mary to give.
Ona onları bana vermesini söyle.Tell him to give them to me.
Onlara onu sana vermesini söyle.Tell them to give it to you.
Tom'a benim için kararlar vermesine izin vermem.I don't let Tom make decisions for me.
Tom'un resmi nereye asacağına karar vermesine yardım ettim.I helped Tom decide where to hang the picture.
Tom'a kanepeyi nereye koyacağına karar vermesine yardım ettim.I helped Tom decide where to put the sofa.
Tom'a hangi arabayı satın alacağına karar vermesine yardım ettim.I helped Tom decide which car to buy.
Tom'un kendisi için karar vermesine izin vermelisin.You should let Tom decide for himself.
Tom Mary'nin cevap vermesi için işaret etti.Tom motioned for Mary to answer.
Tom şimdi Mary'nin kendi bildiğini okumasına izin vermesi gerektiğini fark ediyor.Tom now realizes that he should have let Mary have her own way.
Bir erkeğin bir kadına pahalı mücevher vermesinin ne anlama geldiğini biliyor musun?Do you know what it means when a man gives a woman expensive jewelry?
Tom Mary'den başka bir örnek vermesini istedi.Tom asked Mary to provide another example.
Tom'un kendi kararını vermesine izin vermeliyiz.We should let Tom make up his own mind.
Onların karar vermesine izin ver.Let them decide.
O cevap vermesi zor bir soruydu.It was a difficult question to answer.
Eğer onu vermesini istersem Tom onu bana verecek.Tom will give me that if I ask him to.
Tom'a bunu Mary'ye vermesini söyle.Tell Tom to give this to Mary.
Sadece Tom'dan onu geri vermesini isteyin.Just ask Tom to give it back.
Tom Mary'ye onun ona vermesini istediğim notu verdi.Tom gave Mary the note I'd given him to give her.
Tom'un kalmamıza izin vermesini istedik.We asked Tom to let us stay.
Tom öğle yemeği için babasının ona biraz para vermesini istedi.Tom asked his father to give him some money for lunch.
Tom ve Mary'nin karar vermesine izin vereceğiz.We'll let Tom and Mary decide.
Tom'un karar vermesine izin vereceğiz.We'll let Tom decide.
Tom Mary'ye biraz kilo vermesi gerektiğini düşündüğünü söyledi.Tom told Mary that he thought she should lose some weight.
Tom tek başına Bostona gitmesine izin vermesi için babasını ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade his father to let him go to Boston by himself.
Tom belgeyi kime vermesi gerektiğinden emin değil.Tom isn't sure who he should give the document to.
Tom'un cevap vermesi bir süre aldı.It took a while for Tom to respond.
Tom'un Mary'ye biraz para vermesi gerekmiyor mu?Tom wasn't supposed to give Mary any money.
Tom'dan arabasını bana ödünç vermesini istedim, ama vermiyor.I've asked Tom to lend me his car, but he won't.
Tom, kendisine başka bir şans vermesi için Mary'ye yalvardı.Tom pleaded with Mary to give him another chance.
Tom John'a vermesi için Mary'ye bir mesaj verdi.Tom gave Mary a message to give to John.
O sadece samimi resimler çeker, bu yüzden o, insanların poz vermesini istemez.He only takes candid pictures, so he doesn't ask people to pose.
Tom onu kime vermesi gerektiğini hatırlayamadı.Tom couldn't remember who he was supposed to give it to.
Tom Mary'nin gitmesine izin vermesinin gerekip gerekmediğini merak ediyordu.Tom wondered whether he should let Mary go or not.
Tom Mary'nin John'la Boston'a gitmesine izin vermesi gerekip gerekmediğini merak ediyordu.Tom wondered whether he should let Mary go to Boston with John.
Tom Mary'nin onunla Boston'a gitmesine izin vermesi gerekip gerekmediğini merak ediyordu.Tom wondered whether he should let Mary go to Boston with him.
Tom ona aldığı şeyi gerçekten Mary'ye vermesi gerekip gerekmediğini merak ediyordu.Tom wondered whether he should really give Mary what he'd bought her.
Ona köpeğin dışarı çıkmasına izin vermesini söyle.Tell him to let the dog out.
Ona köpeğin içeri girmesine izin vermesini söyle.Tell him to let the dog in.
Onun karar vermesine izin ver.Let him decide.
Neden onların karar vermesine izin vermiyorsun?Why don't you let them decide?
Neden onun karar vermesine izin vermiyorsun?Why don't you let him decide?
Onun sana zarar vermesine izin vermeyeceğim.I won't let her hurt you.
Onun sana gözdağı vermesine izin verme.Don't let him intimidate you.
Herhangi birinin ona zarar vermesine izin vermeyeceğim.I won't let anyone hurt her.
Onların bizim kalmamıza izin vermesini istedik.We asked them to let us stay.
Onun bizim kalmamıza izin vermesini istedik.We asked him to let us stay.
Sadece onların onu geri vermesini isteyin.Just ask them to give it back.
Sadece onun onu geri vermesini isteyin.Just ask him to give it back.
Tom Mary'ye bir polis rozeti gösterdi ve ona kimliğini vermesini istedi.Tom showed Mary a police badge and asked her to give him her ID.
Tom Mary'den ona üç yüz dolar ödünç vermesini istedi.Tom asked Mary to lend him three hundred dollars.
İhtiyacım olan parayı bana ödünç vermesi için Tom'u ikna edemedim.I couldn't convince Tom lend me the money I needed.
Mary'nin Tom'un bitirmesine izin vermesini istiyorum.I want Mary to let Tom finish.