Ana içeriğe geç
Sözlük

vermesi ile cümle

vermesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Hood önceki filmleri seviyordu, ancak bu filmin onlardan daha farklı bir his vermesini istedi.הוא ציין שהוא נהנה מהסרטים הקודמים, אך החליט שעליו להעניק לסרט תחושה שונה מהם.
Modelin üstlendiği ilk önemli iş, Elle Dergisi'nin Brezilya baskısının kapağı için poz vermesi oldu.עבודת הדוגמנות החשובה הראשונה שלה הייתה הופעה על השער של מהדורת המגזין Elle הברזילאי.
1932 yazında Art Students League of New York'ta ders vermesi için davet edilmişti.בשנת 1932 קיבל הזמנה ללמד אמנות בניו יורק.
Ona annesinin acısını dindirmek için ölmesine izin vermesini önerir.היא מצווה עליו לעזוב ובוכה על מות סבתה.
Ancak daha sonra Sinan Akçıl'ın önerisiyle "Kraliçe" şarkısının albüme adını vermesi kararlaştırıldı.בינתיים דיסני החליט לוותר על פרויקט הסרט של מלכת השלג.
Bu NME'de 'gitarist aranıyor' ilanı vermesi kararında etkili oldu.זה לא היה קל מכיוון שהוכנסה לרשימת "עובדי הגטו".
Bu gelişmeler, Mareşal von Manstein'in taarruzu başlatma kararı vermesine neden olmuştur.לבסוף, האתר פשט את הרגל בגלל מעשיו של מייג'ור דיזסטר.
İlk olarak gazetecilerin sadece Avrupa kulüplerinde oynayan Avrupalı oyunculara oy vermesine izin verilmişti.תוכנית שאיפשרה לנהגים צעירים להשתלם בקבוצות אירופאיות.
Fakat birkaç gün sonra isyanın Viyana'da patlak vermesi üzerine istifa etmek zorunda kaldı.אולם, הוא נאלץ לסגת מן האי לאחר שפרץ מרד בוויילס.
Bu durumda her birinin bir karar vermesi gerekir.החלטות היו צריכות להתקבל פה אחד.
Antlaşma, üyelerin bir saldırgana askerî eylem ile yanıt vermesini gerektirmemekteydi.Договорът не изисква от членовете да реагират задължително с военни действия срещу агресор.
Ağustos 1914 yılında, Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesi sonucu planlarını değiştirdi.През август 1914 г., избухването на Първата световна война променя плановете му.
Modelin üstlendiği ilk önemli iş, Elle Dergisi'nin Brezilya baskısının kapağı için poz vermesi oldu.Първият си значителен успех като модел постига, когато е снимана за корицата на списание Elle за Бразилия.
27 Nisan'da seçmenlerin % 53.5'inin "hayır" oyu vermesi üzerine de istifa etti.Останалите 5,9% гласуват „против всички“.
Bunun üzerine Richelieu, o sıralarda yeni kurulan Académie Française'in bu konuda bir karar vermesini istedi.Ришельо възлага на новооснованата Френска академия (Académie française) да даде оценка.
Devrin en yetenekli hocaları eğitim vermesi için tutulurdu.Въвел е метода по-силните да обучават по-слабите.
Herman saklandığı yerden çıkar ve onun önüne gelerek üç kartın sırrını kendine vermesi için yalvarmaya başlar.Герман застава пред нея на колене и моли тя да му разкрие тайната на трите карти.
4. Bütün ortakların oy birliğiyle karar vermesiyle.6 от Закона за избиране на народни представители.
Kendisine içecek bir şey vermesini istedi.Единствената му реакция била да помоли да му налеят още вино.
Yoğun göç vermesi nedeniyle şu anda terk edilmiş durumdadır.Тя не тръгва с него понеже е в напреднала бременост.
Fakat bu heykel üzerindeki metin, II. Dünya savaşının patlak vermesi yüzünden hemen yayımlanamadı.Но бързо става ясно, че е неприложима, защото би довела до Трета световна война.
Lord Ned Stark tarafından Arya'ya kılıç dersi vermesi için görevlendirilmiştir.Артур, като оръженосец на Кей е трябвало да донесе меч.
Kendisine içecek bir şey vermesini istedi.Umjesto toga on zatraži viski.
Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir.Baš zbog toga, komunistički režim mu je zabranio da studira nakon završenog potrebnog školovanja.
Modelin üstlendiği ilk önemli iş, Elle Dergisi'nin Brezilya baskısının kapağı için poz vermesi oldu.Prvo pojavljivanje bilo je na naslovnici brazilskog magazina El.
Yanındaki oyuncunun, sözcükleri "A" harfiyle başlayan bir yanıt vermesi gerekir.Od početnika treba ipak zahtijevati isključivo pitanja s "ĈU".
Baykuş Ömer'e borç aldığı parayı geri vermesi için iki gün mühlet verir.Benedict daje ekipi dva tjedna da vrate novac, tj.
Nadir'in İran'da kalmaya karar vermesi, Simin'in boşanma davası açmasına sebep olur.Kao odgovor na Naderovo protivljenje selidbi, Simin na sudu traži rastavu braka.
Bu durumda merkez bankalarının ticaret bankalarına borç vermesi söz konusudur.To je kamatna stopa po kojoj se FED obvezuje posuditi rezerve komercijalnim bankama.
Kendisine içecek bir şey vermesini istedi.On ju hneď ponúka, aby sa napila.
Bu durumda merkez bankalarının ticaret bankalarına borç vermesi söz konusudur.Je to vlastne úroková sadzba, za ktorú si komerčné banky požičiavajú od centrálnej banky.
Anlam sabit değildir, nitekim her yorumcunun belli bir eyleme farklı anlamlar vermesi bundandır.Ale nie je ani subjektívna v tom zmysle, že by ju každý subjekt prežíval inak.
Yaklaşık 42,500 bomba 300 kişinin ölümüne ve binaların % 85 zarar vermesine neden oldu.Približno 42.500 bomb je poškodovalo 85% mestnih zgradb.
Kendisine içecek bir şey vermesini istedi.Naročiti je možno le pijačo.
Bu isyanın patlak vermesi, Galba'yı düşen popülaritesi ve genel hoşnutsuzluk hakkında haberdar etti.Po uporu se je Galba zavedel svoje nepriljubljenosti in splošnega nezadovoljstva.
Modelin üstlendiği ilk önemli iş, Elle Dergisi'nin Brezilya baskısının kapağı için poz vermesi oldu.Njeno prvo pomembnejše delo je bilo fotografiranje za naslovnico brazilske različice revije Elle.
Bu onun eğitimine son vermesine neden oldu.S tem je končala svoje formalno izobraževanje.
Bu olaydan sonra Utrecht piskoposu rahip olmayanların vaaz vermesini yasakladı.Po objavi mu je škof Jeglič prepovedal maševati.
Şiirlerinde her konuya yer vermesine karşın sevda teması ağırlıktadır.Dar būdama gimnaziste susidomėjo poezija, jos eilėraščiuose vyravo meilės tema.
Bu durumda her birinin bir karar vermesi gerekir.Kiekvienas priverstas priimti savo sprendimą.
Bu durumda merkez bankalarının ticaret bankalarına borç vermesi söz konusudur.Tokiu būdu bankai teikia paskolas tarptautinės prekybos mokėjimams vykdyti.
Yunan Cuntasından kesin cevabını vermesi istendi.Rėmė Graikų apeigų bažnyčios atskirumą.
Uçağın ulusal hava savunmasına destek vermesi amacıyla oluşturulduğu açıklanmıştır.Jis buvo sukurtas suteikti oro paramą šalies žemės pajėgoms.
Bu isyanın patlak vermesi, Galba'yı düşen popülaritesi ve genel hoşnutsuzluk hakkında haberdar etti.Maišto išplitimas atskleidė Galbai jo nepopuliarumą ir bendrą nepasitenkinimą.
Camille bu kalde Valencienne'in kendine bir hatıra vermesini ister.Camille palub Valencienne'i kinkida talle midagi mälestuseks.
Hastadan istenen rahat olması ve normal bir şekilde nefes alıp vermesidir.Patsient ei pea hinge kinni hoidma – tuleb hingata normaalselt.
Savaş tanrısı Mars(Ares)'ın kampa gelip bu üçlüye bir görev vermesi üzerine yola çıkıyor.Ares, sõja jumal, kavatseb neid takistada.
Orduda meydana gelen olaylar hükümetin tepki vermesine yol açtı.Rünnakud parlamendi juures viisid valitsuse kokkuvarisemiseni.
Karar, 15 üyenin hepsinin kabul oyu vermesiyle alınmıştır.15 hukka ja otsustati kogu toimetuse koosseis üle vaadata.
Bu sonuçlardan en önemlisi, mutlak değerlere önem vermesidir.Osalt on see seotud lõppeesmärkide omamise tähtsusega.
Grup II. Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle 1939 yılında dağıldı.1939. aastast katkes lehe väljaandmine II maailmasõja tõttu.
Ayrıca üye ülkeleri mültecilere sığınma vermesi konusunda teşvik etmiştir.UNHCR aitab seda teha soovivatel põgenikel kodumaale tagasi pöörduda.
Fakat yazar, buna okuyucunun karar vermesi konusunda ısrar etti.Autor soovib, et lugeja mõtleks järele võimalusega muutuda.
Havalimanı tamamlandığında yıllık 2 milyon yolcuya hizmet vermesi planlanmaktadır.Lennujaama suudab aastas teenindada kuni kaks miljonit reisijat.
Bununla birlikte kişinin kendi yaşamına son vermesi hakkındaki görüşleri daha değişkendir.Järelduseks oleks pigem iseenda asukoha muutmine.
Bu kuralın istisnası kanunun buna açıkça izin vermesidir.Õigusvastasuse välistavad ainult seadusega selgesõnaliselt nimetatud erandid.
Bu durumda her birinin bir karar vermesi gerekir.Sellele küsimusele peab igaüks ise vastuse leidma.
1930'ların sonlarına dogru LEGO 2.Dünya Savaşı'nın patlak vermesine ragmen kar yapıyordu.Di akhir 1930-an, LEGO menghasilkan banyak keuntungan bahkan ketika pecah perang dunia kedua.
1930'ların sonlarına dogru LEGO 2.Dünya Savaşı'nın patlak vermesine ragmen kar yapıyordu.Eind 1930, Lego maakte winst. Zelfs toen de tweede wereldoorlog uitbrak.
1930'ların sonlarına dogru LEGO 2.Dünya Savaşı'nın patlak vermesine ragmen kar yapıyordu.W latach 30. LEGO dobrze radziło sobie na rynku pomimo wybuchu II Wojny Światowej.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod