Ana içeriğe geç
Sözlük

vermesi ile cümle

vermesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Mihail'ın ilk tepkisi Armeniakon ordusunun Thomas'a saldırma emrini vermesi oldu.Tanggapan pertama Mikhael adalah memerintahkan pasukan Armenia untuk menyerang Tomaž.
İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle havalimanındaki yolcu trafiği durma noktasına geldi.Perang Dunia Kedua mengakhiri lalu lintas penumpang di lapangan terbang tersebut.
Kendisine içecek bir şey vermesini istedi.Kataku kepadanya: Tolong berikan aku minum.
Bu durum, 1992 yılında GMC'nin büyük boy SUV'una Yukon adını vermesiyle değişti.Situasi ini berubah ketika GMC mengganti nama Jimmy menjadi Yukon pada tahun 1992.
Bölgedeki askerlerin de katılması ve destek vermesiyle bölgede denetimi sağlamayı başarır.Petugas keamanan di tiap stasiun melakukan inspeksi dan menyediakan bantuan.
Rama, Sita’yı ona geri vermesi için Toprak Ana’ya yalvarır; ama artık boşunadır.Hanoman menyarankan agar Sita terbang bersamanya ke hadapan Rama, namun Sita menolak.
Bu isyanın patlak vermesi, Galba'yı düşen popülaritesi ve genel hoşnutsuzluk hakkında haberdar etti.Ini pecahnya pemberontakan membuat Galba sadar tidak populernya sendiri dan dari ketidakpuasan umum.
Komitenin Temmuz 2017'deki 41. oturumunda karar vermesi bekleniyor.Ủy ban dự kiến ​​sẽ đưa ra quyết định vào kỳ họp thứ 41 của mình vào tháng 7 năm 2017.
Aynı zamanda Maria poz vermesi için Playboy'a seçilmişti, bu da hikâyede kullanılmaya başlandı.Cùng lúc đó, Maria được chọn chụp cover cho tạp chí Playboy, đã được chọn làm một phần trpng story của họ.
Birçok Arap ülkesi, kadınların ulusal seçimler için oy vermesine izin veriyor.Khắp thế giới, các quốc gia dễ dãi đã cho phép phụ nữ bầu cử.
27 Nisan'da seçmenlerin % 53.5'inin "hayır" oyu vermesi üzerine de istifa etti.Vùng Bruxelles cũng đưa ra 51% số phiều nói "Không".
Kendisine içecek bir şey vermesini istedi.Bà lão dâng bầu rượu.
Kadınların ayrı vergi vermesini ortadan kaldıran bir mücadeleyi de yönetti.Bà cũng giám sát quá trình bãi bỏ các mức thuế riêng đối với phụ nữ.
Lincoln O'nun kendisene zarar vermesini engeller.Malfoy chần chừ không dám hại cụ.
Ancak Osmanlı kuvvetleriyle peş peşe birkaç defa karşılaşarak kayıp vermesi üzerine Korfu'ya çekildi.Ông còn chiếm được đảo Corfu sau một vài lần bất thành.
Sevdiklerimin tümünün bu nazik hastalıktan can vermesini dilerim" diyordu.Tôi sẽ sung sướng hy sinh tính mạng để gìn giữ con cái đáng thương của tôi khỏi tai họa khủng khiếp này."
Florestan içecek bir damla su ister ve Rocco Leonore'ye tutukluya bir bardak su vermesini emreder.フロレスタンは一滴でいいから飲み物が欲しいと乞い、ロッコはレオノーレに飲み物をやるように言う。
Çevirmenin en başta karar vermesi gereken normlardır.翻訳機の最初は定かではない。
Baykuş Ömer'e borç aldığı parayı geri vermesi için iki gün mühlet verir.貸した金を2週間以内に返すようヴィンセントに言う。
Bunun en büyük sebebi yurtdışına ve büyükşehirlere göç vermesidir.主に国内外の来賓を迎えるための宿坊である。
Birinci dünya savaşının patlak vermesiyle Stravinsky İsviçre'de kalmaya karar verdi.当時のストラヴィンスキーは第一次世界大戦を避けるため、スイスに滞在していた。
Söylevci tartışma yaratan ve üstünde tartışılan sorulara cevap vermesi gereken kişidir.それに対して異議を唱えようとした者たちは沈黙と断罪を余儀なくされた。
Ressam olma kararını vermesi üzerine annesi ile birlikte Paris’e taşındılar.絵画の創作活動をする夫と共にパリへ移住。
Hastanın işlem başlamadan 2 saat öncesinde yeme-içmeye son vermesi gerekir.この薬は、食事の2時間以上前一時間以上後に飲むべきである。
Oyuncuların kendilerine oy vermesi yasaklandı.会員は自作に投票することを禁じられている。
Kendisine içecek bir şey vermesini istedi.汝に酒を与える。
Askerlerin de karşılık vermesiyle çıkan çatışma saat 05.00’e kadar sürdü.5点同時襲撃時に有主の救出を決行。
1618'de Otuz Yıl Savaşı'nın patlak vermesiyle batıdaki savaş dönemi sona erdi.1618年、三十年戦争が勃発した。
Yunan Cuntasından kesin cevabını vermesi istendi.ギリシア勢に無常な定めを投げ与えたつもりになって。
Mihail'ın ilk tepkisi Armeniakon ordusunun Thomas'a saldırma emrini vermesi oldu.ミカエル2世の最初の対応はテマ・アルメニアコイの軍にトマスを攻撃するよう命じることであった。
1991'de Somali'de iç savaşın patlak vermesinden sonra Saaid, Kenya'nın başkenti Nairobi'ye taşındı.1991年にソマリア内戦が始まると、シルドンはケニアのナイロビに移り、貿易業を始めた。
Bu, karar vericinin belirli bir sorun alanında karar vermesine izin veren uygulamanın parçasıdır.意思決定者が何らかの特定問題領域で意思決定を行うことを支援する。
Bu kuralın istisnası kanunun buna açıkça izin vermesidir.法の適用に関する通則法では、この点を明確にしたものである。
İspanya'nın Batı Sahra'ya bağımsızlık vermesi yeni bir siyasi kriz başlattı.西サハラの独立のために活動した。
12 Kasım 1963, Finlandiya), Linux'a adını vermesiyle tanınır.1963年(昭和38年)8月12日、株式会社として登記する。
Yoğun göç vermesi nedeniyle şu anda terk edilmiş durumdadır.現在は老朽化しているため立ち入り禁止になっている。
Sürekli göç vermesine rağmen nüfusu artmaktadır.ただし遊牧民が多いため、人口には増減がある。
Söylevci tartışma yaratan ve üstünde tartışılan sorulara cevap vermesi gereken kişidir.至此,凡有疑难事卜卦的,有问必应声答复。
Mart 1848'de, Pensilvanya valisi okula daha yüksek derecelerde eğitim vermesi iznini verdi.在1848年3月,宾夕法尼亚总督赋予了学校授予学位的权力。
Fakat tarihe Paralı Askerler Savaşı olarak geçecek bir iç çatışmanın patlak vermesini önleyemedi.没有哪个混蛋會因为他的战死而為国家来赢得一场战争。
Bu durumda her birinin bir karar vermesi gerekir.每一个决定了另一个。
Ebeveyn denetimleri - çocukların e-posta göndermesine kimin izin vermesini belirtmek için.增加了家长控制功能,能设置谁可以发邮件给孩子。
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.在這些錄音帶中,漢娜解釋這十三個人在她的死亡中各扮演什麼樣的角色,且帶出為什麼她要自殺的十三個原因。
Bu değişiklik, maddenin elektron vermesinden (yükseltgenme); ya da almasından (indirgenme) kaynaklanır.而稱為同人音樂的作品,則着重於其編曲或作曲。
O zamanki Nobel ödülleri ancak hayatta olan kişilere ödülün vermesine izin veriyordu.而诺贝尔奖是不颁给已去世的人的。
Müziklerin alt yapısına fazlasıyla önem vermesine rağmen yine de sesi istediğinden ön planda oldu.所以虽然围绕他的音乐有很多争议,还是应该先在心里留下这个名字。
Pr(+) : Diğer bilgi olmadan testin pozitif sonuç vermesi olasılığıdır.測試結果呈虛假的反應(英语:False positives and false negatives)是指進行實用測試之後,測試結果有機會不呈現真正的狀況。
Reeves 30 günlük ara vermesinden sonra geri döndü.海克力斯让他等三十天。
Devamında King Records'un garanti vermesiyle, Anno animeyi yapmaya koyuldu.進入唱片公司King Records後,持續發行新單曲。
Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir.但由於教育局的決定,他必須讓步。
1972'de Richard Nixon, Cash'i konser vermesi için Beyaz Saray'a çağırdı.1972年美國總統理查德·尼克松訪問中國時,周恩來總理將大白兔奶糖作為禮物送給尼克松。
Lincoln O'nun kendisene zarar vermesini engeller.法尔希无法伤害他们自己的孤源。
Söylevci tartışma yaratan ve üstünde tartışılan sorulara cevap vermesi gereken kişidir.사물이라고 하는 실재론(實在論)과 음성이라고 하는 유명론(唯名論)에 분류되는 논쟁을 야기시켰다.
Karısından sevgilisinin ismini vermesini ister.“사람은 자기 아내의 이름을 하와라 하였다.
I. Dünya Savaşı süresince bu gazlar, her iki tarafın da çok önemli kayıplar vermesine neden olmuştur.이 전투에서 양측 모두 과감하게 전투에 임하면서 양측이 모두 상당한 손실을 입었다.
Buna göre kendilerine itaat etmesini ve kızı Borghild'i Erik'e vermesi istenir.그리고는 에위스테인에게 자신들의 제후가 될 것과 에위스테인의 딸 보르그힐드를 에이리크의 아내로 내놓을 것을 요구했다.
Bu krizin bize de zarar vermesine izin veremeyiz.우리도 그 위기에서 자유로울 수 없습니다.
Anne ya da babanın çocuğa bilerek isteyerek zarar vermesidir.그는 아버지 또는 부모가 무심코 하는 말 한마디가 자녀에게 상처가 될 수 있음을 지적하기도 했다.
Bu arada bir veba salgının patlak vermesi çok büyük kayıplara sebep oldu.동시에 들고양이도 전염병을 옮긴다는 이유로 대부분 잡아서 소탕했다.
Nadir'in İran'da kalmaya karar vermesi, Simin'in boşanma davası açmasına sebep olur.כאשר נאדר מחליט באופן סופי שהוא נשאר באיראן, סימין מגישה בקשת גירושים.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
vermesi ile cümle - Sayfa 13 - vermesi kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App